Hırsızdan korkmam köpekbalığından korktuğum kadar!

Biz insanoğlu gerçekten de tuhaf varlıklarızdır. Şöyle bir araştırma yapsak (ki ne gerek var yapmaya bir yerlerde yapılmışı mutlaka vardır)köpekbalığından mı korkarsınız yoksa hırsızlardan mı diye, sonuç kesinlikle köpekbalığı olacaktır. Hatta bu cevabı verenlerin içinde denize hiç ayak basmamış insanlar bile olacaktır.
Yurdum insanı, dört bir yanı kapkaçcı, tinerci, tacizci ile çevrilmiş; hırsızlar tarafından girilmedik ev nerdeyse kalmamış olmasına rağmen, bir köpekbalığı fobisi tutkusuna sahiptir. Alışılmış ve bilindik olanın korkusu, şehir insanının hayatına girmiş ve sıradanlaşmıştır. 1975 yılından beri eskimeyen, trendini kaybetmeyen tek bir korku varsa  o da “Spielberg hediyesi Köpekbalığı Korkusu”dur.

Kıyıdan biraz açılıp da plajdaki insanların cüceleştiği o anda John Williams’ın müziği beyinde çalmaya başlamış ve  “kulaca kuvvet kıyıya ulaşayım” ile “en iyisi yavaştan ben buralardan sıvışayım” ikilemini hayatında en az bir kere yaşayan insan sayısı az olmadığı gibi, bu korkunun yadırganabilirliği de yoktur. Köpekbalığı türleri ve bu türlerin gerçekleştirdiği saldırıları istatiksel olarak incelersek, köpekbalığı korkusunun sosyolojik ve psiklojik olarak da incelenmesi gerektiği kanısına varırız. İşte bu noktada karşımıza “Köpekbalığı Histerisi”çıkar.

Korku, insanoğlunun biricik mağarasından, ihtişamlı evine kavuşalı terketmediği nadide güdülerinden birisidir. İnsanı nizama getirir, silkinmesini sağlar, toplum düzenine faydalı olduğu gibi kastlaşmaya ve köleleşmeye de yardımcıdır. İnsanın özgürlüğüyle arasına kilometreler ile ölçülemeyecek mesafeler yığar. Peki sizce bir yerlerde bu düzeneğin ayarı bozulmuş mudur? Bozulduysa o düzeneği tamir etmemek birilerinin işine mi gelmektedir. Mahellelerimizin denize ayağını bile sokmayan teyzeleri –amcaları köpekbalıkları diyince, neden şöyle bir irkilirler? Gazetelerde Marmara’da canavar yakalandı haberleri, rating dolayısıyla  gazeteler için can mıdır, yoksa son 35 yıldır ülkemin yaratıcı medyası bu başlıktan bıkıp, bir başka başlık atamaz mıydı? Artık web istatistiklerinin de yardımıyla “Marmara Canavarı”başlığının ratingi daha da ölçülebilir olmuş, bu da o başlığın bir otuzbeş beş yıl daha hiç değişmeden gideceğini göstermiştir.

Mesela geçtiğimiz yıl Kızıldeniz’de olan köpekbalığı saldırıları beni bile nerdeyse ünlü yapacaktı, hayatında hiç dalmamış, hiç Kızıldeniz’e gelmemiş insanlar tarafından blogum bir günde 700 kişileri gördü. Yine son dört yıldır google verilerime baktığım zaman bloguma arama motorundan gelenlerin çoğu köpekbalıkları ile ilgili arama yapmaları vesilesiyle geliyorlar. Yine iddia ediyorum ki, bu arama yapan meraklı kitlenin çoğunluğu ülkemizde, türkçe ve günümüz dinamiklerinde yazılmış olan Hakan Kabasakal’ın “Türk Sularında Köpekbalıkları” kitabından da habersizdir, ya da haberdar olsa bile okumayacak, okusa da sıkıcı bulacaktır. Çünkü ülkemizin dalıcı portföyüne baktığımız zaman maaleesef ki sansasyonel olmayanı okuma konusunda çok da istekli değildir. Eğer istekli olsalardı, bugün Aziz Saltık, Hakan Tiryaki ve Hakan Kabasakal’ın yazıları hatmedilir, web sitelerindeki izleyici sayısı oldukça fazla olurdu.

Arada rutine dönen birkaç yere laf göndermenin ardından tekrar konumuz olan köpekbalığı histerisine dönelim ve kendimize soralım “Köpekbalıklarından korkuyor muyuz?” Kendi cevabımı sizinle paylaşmam gerekirse, kendi doğal ortamında, benden büyük bir köpekbalığı ile karşılaşmışsam beni alt edebileceği gerçeğini biliyorum ve bu gerçek  bende korku yerine karşımdakine beni alt edebilecek bir ortam yaratmama çabasına dönüşüyor. Algılarım daha fazla açılıyor ve maksimum dikkat göstererek, her hareketimi kontrol altına almaya çalışıyorum. Risk yaratacak hiçbir şeye kalkışmıyorum, anın zevkini yaşıyor ve içimdeki adrenalini dengelemeye çalışıyorum. Bugüne kadar hiçbir köpekbalığı tacizi ile karşılaşmadım, ama bu değil ki köpekbalıkları taciz etmez, merakları sebebiyle sizi daha yakından incelemek isteyebilirler ve kimi zaman da size çarparak tacizde bulunabilirler. Ve en önemlisi de dünyanın çeşitli yerlerinde köpekbalığı saldırıları sonucu hayatını kaybeden insanlar olmuştur. Yani köpekbalığı olan sularda köpekbalıklarını ve köpekbalığı saldırılarını elbette ki ciddiye almalısınız, ama ciddiye almanız gereken en önemli bir başka konu ise burada devreye girer. Her kuşun eti yenmediği gibi, her köpekbalığı da saldırgan değildir. Fakat medyada haber olarak yer alan bir köpekbalığının ilgi çekebilmesi için canavarlaştırılması gerekmektedir.

Kitle iletişim derslerinde öğretilen en önemli şeylerden birisi de “Bir köpeğin, bir insanı ısırması değil; bir insanın bir köpeği ısırması haber değeri taşır”dır. Hal böyle iken, her gün  ciddi rakamlarda köpekbalığı insanlar tarafından katledilirken, bu hiçbir haber değeri taşımaz, fakat ülkemizde bir tane bile köpekbalığı saldırısı sonucu ölmüş kişi bulunmazken(resmi olarak),medya için ilginç olan hala dev köpekbalığının yakalanmasıdır. Çünkü medya ratinge oynar ve haberini ilgi çekici olan üzerinden seçer. Elimizdeki değişmez gerçeğin bu olduğunu kabul edersek, değişen şartlar bize bir avantaj kazandırır. O değişen şart şudur:  Artık yayıncılığın internet üzerinden de olabilmesi sebebiyle, bizler sadece hep aynı fırından çıkan, damak tadımıza da uymayan ekmeği yemek yerine, damak tadımıza hitabeden ekmeği pişiren fırına yönelirsek, diğer fırınlar da o ekmeğin tarifine yönelecektir. Bu yönelme şu an için çok ütopik gözükse de, hayal etmesi bile güzeldir.

Evet okuyucu, konuyu toparlamak gerekirse senin de anladığın üzere, tehlike altında değilsin. Hatta köpekbalıklarının bolca olduğu ve onlarla karşılaşma şansının yüksek olduğu sularda olsan bile tehlike riskin çok az. Genellikle o tehlikenin altına girebilmek için de saldırıya sebep olabilecek bir takım etkenler daha gerekmektedir. Fakat dört bir yanımızın adi suçlar ile işgal edilmesinden dolayı, bizi asıl tehdit eden tehlikeler sıradanlaşmıştır ve bu korkuya alışkanlık sağlamışızdır. Bilinmeyenin korkusu her zaman galip gelmiş ve çoğu insan yakından bilgi sahibi olmadığı köpekbalıkları’ndan korkmaya devam etmiş ve edecektir.

Yorumlar

Popüler Yayınlar