Hakkımda


Sharm El Sheikh’de yaşıyor, deniz –kum-güneş’ten başka bir şeyin olmadığı bu şehirde sadece dalıyor, fotoğraf çekiyor, fotoğraf satıyorum. İstanbulluyum, Sinema-Televizyon okudum, ANS Production ile iş yaşamıma başlayıp, ANS’nin Kanal D’ye sürüklemesiyle ben de peşinden sürüklenip D Production ve Kanal D’de çalıştım. Her televizyoncunun yaptığı, bırakacağım bu işleri geyiğini yıllarca yapıp, 2008 Haziran’da bıraktım. 2005 yılından beri sürekli olarak İstanbul-Sharm arası mekik dokuyan ben, uçak biletlerinin servetimi bitirmesi sonucu Sharm’a tam anlamıyla yerleşmiş bulundum. Olur da benimle Sharm’da dalmak ya da Sharm hakkkında bilgi almak isterseniz cigdemcooper@gmail.com adresinden iletişim kurabilirsiniz.
İnsan kendi hakkında ne kadar objektif olabilir ki kendi hakkında yazdığında başkaları üzerinde inandırıcı bir etkisi olsun. O yüzden okuduğum ve okuduğunuz yazar hakkındaki tüm o karalamalar bir çeşit ego patlaması, bir nevi böbürlenme, satır aralarına sizi etkilemek için sıkıştırılmış gizli kodlamalar ile doludur. Madem bu hakkında kısmı tamamıyla sizi etkilemek üzerine kurulu, o zaman baştan söyleyeyim, yerinde olmak isteyebileceğiniz kişi ben değilim, ya da benim en yakın arkadaşınız olmamı, ya da kızınız, bacınız, sevgiliniz, karınız, öğretmeniniz olmamı düşleyebileceğiniz kişi ben değilim.
Sıradan bir hayatın, sıradan karakterlerinden biriyim, çok sevdiğim bir insan ve çok sevdiğim sualtı habitatı için çok sevdiğim insanlardan ve çok sevdiğim bir şehirden uzakta yaşıyorum.
Hayatımda hiçbir zaman kariyer için çırpınmasam da, sırf sevdiğimden gece-gündüz aralıksız çalıştığım, tutkuyla bağlı olduğum bir işten, beyin hücrelerimi öldürdüğü gerekçesiyle vedalaşarak, bir münzevi ile bir aylak tanımı arasında sıkışmış bir yaşam tarzını benimsedim. Hiç kolay olmadı, bu hayatı yaşayabilmek için iki kere başarısızlıkla sonuçlanan girişimlerim oldu, üçüncü yılın sonunda 35 saatlik bir bayram özel programı montajı sonrasında, uyumam gereken yatakta bir karabasan olarak Bülent Ersoy’u görerek hazır ola dikilip, annem odaya geldiğinde “Bülent Ersoy gitti mi?” diye sorarak, annemin “gitti kızım” demesi üzerine “ben ozaman uyuyayım” demem şeklinde skeçvari bir diyalog yaşamamızın neticesinde, artık kafamdaki tahta tabiri ile bahsettiğimiz beyin hücrelerinin gerçekten de artık bir tahtaya dönmek üzere olduğundan emin oldum ve hızla yol aldım.
Hayat benim için oldukça basit ve kolay. Deniz, kum, güneş, dalmak, bebek büyütmek, fotoğraf çekmek, bitkilerle uğraşmak, kediler…
Almayı düşlediğim bir ayakkabı olmadığı gibi, mağazaların indirim günleri, ya da kıyafetlere iliştirilmiş logolar hiç ilgimi çekmemekte. Tek lüksüm fotoğraf ekipmanları ve bir de yemek yemek.
Mina Lisa adında bir kızım var. Hayatımın hiçbir yerinde bir normalite olmadığı için bu kısmında da biraz anormallik var diyebilirim, kızımın babası ile ayrı olmamıza ragmen, bir aile mantığı ile ev arkadaşı olarak yaşamaya devam ediyoruz.  Sharm’da bir dalış merkezimiz var(Dive Africa isimli)ve Allah’In her günü dalabilirim diye planlarken, önce hamilelik ve ardından da sorumluluk (bebek mi doğurdum sorumluluk mu bir muamma)sebebiyle, bu planlarımın işlevliğini kaybetmesine rağmen mümkün olduğunca sık dalmaya çalışıyorum.
Suyun altında büyük balıklar ya da köpekbalıklari gibi herhangi bir canlıya özel bir tutkum yok. Suyun altını bir bütün olarak görürüm ve kimsenin umurunda olmayan küçük balıklar beni oldukça mutlu eder. Büyük hayaller kurarak bir dalış gerçekleştirmem, beni mutlu eden ne göreceğim değil, yaptığım dalıştır. Yani hayalinizde köpekbalıklarıyla yüzen bir kız canlandırdıysanız o ben değilim, beni daha çok bir kayanın altındaki 2 cm’lik bir gobi’nin fotoğrafını çekmeye çalışırken ters-yüz olmuş halde hayal edebilirsiniz.
Dahi anlamındaki de’yi ayrı yazamayanları küçümsemem, ama bunu küçümseyip de “yalnız”ı, yanlız olarak yazanlara gıcık olurum.

Bana ulaşmak için:
diveafricasharm@gmail.com
cigdemcooper@gmail.com

Populer Yazılar

Like us on Facebook