Deniz Yaşamı için Yapabileceğiniz 20 Şey:


1- Deniz canlılarını beslemeyin!

Onlara dokunmayın, üstlerine binmeyin (o kadar çok kaplumbağa üstüne oturmuş dalıcı fotoğrafı geziyor ki internette, bu yüzden üstlerine binme diye bir tabir de kullanmak zorunda kaldım)! Bu aktiviteler onların beslenme ya da çiftleşmelerinde düzen bozucu olabilir ve onları tehlikeye sokabilir.


2- Suyun altından aldığınız sadece fotoğraf kareleri, geride bıraktığınız da hava kabarcıkları olsun.

Bir çok dalgıç, dalış anısı olarak ya da evinde aksesuar olarak kullanmak için suyun altından deniz kabuğu, deniz atı, mercan, deniz yıldızı ve benzerlerini toplamaktadır. Unutmayın ki deniz aşığı olduğunuzu söyleyip de aşığı olduğunuz bütünün parçalarını öldürmek sağlıksız bir girişim olacaktır.

3-
Restaurantlarda ya da alışveriş sırasında yaşamı sürdürülebilir olan ürünleri seçin.
Yumurtaları ile servis edilen karidesler masanıza geldiğinde geri çevirin, avlanması yasak türleri tezgahlarda gördüğünüzde gerekli yerlere bildirin ve en önemlisi internetten kolayca ulaşabileceğiniz deniz ürünleri satın alırken nelere dikkat etmeniz, neler yasaktır gibi şeyleri okuyun ve uygulayın.

4- Temizleme hareketlerine katılın!
Türkiye’de Hakan Tiryaki’nin önderliğinde çalışmalarını devam ettiren STH (Sualtı Temizlik ve Bilinçlendirme Hareketi’nin çalışmalarına katılın. Arkadaş ortamlarında yaptığınız “çevre için bir şeyler yapmak” ya da benzeri başlıklı konuşmaları gerçeğe dönüştürün, çevreyi kurtarmak siyaseti kurtarmaktan daha kolay ve bireysel de yapılabilen bir eylem. (http://www.sth.org.tr/)

5- Sualtı check-up gönüllüsü olun!
Bir çok ülke’de resiflerin ve mercanların sağlığı ile ilgili çalışmalar ve gönüllüler tarafından yapılan bir çeşit check-up’da diyebileceğimiz resiflerin sağlık kontrolü dalgıçlar tarafından yapılmakta ve karşılaşılan tehlike olarak nitelendirilecek şeyler ilgili kurumlara rapor edilir. Henüz Türkiye’de böyle bir uygulama yok, yine internet’te gördüğüm bir fotoğraf’ta Ayvalık’taki mercanların üzerine demir atmış bir tekne fotoğrafı unutabileceğim cinsten değildi. Bir kahramanlık örneği gösterin ve bir organizasyonun başlangıcını oluşturun, gönüllü dalgıçlarınız olsun ve fotoğraflayarak dalış bölgelerinin sağlık kontrollerini yapsınlar, sonuçlardan raporlar hazırlayın ve bunları sualtı magazinleri, sualtı mail grupları ve Türkiye’deki tüm dalış merkezlerine e-mail edin. Doğayı bozan bir dalış teknesi veya dalış okulunun müşteri kitlesinde azalma olacaktır ve diğer tekne ya da klüpler daha dikkatli adım atmaya başlayacaktır.

6- Korumaya alınmış deniz parkları oluşturun ve bunları destekleyin.
Örneğin Mısır’daki
Ras Mohammed Ulusal Parkı giriş ücreti 5 dolardır. Dalış merkezleri bu parayı dalış ücretinden ayrı bir birim olarak müşterilerinden temin eder. Tekne liman’dan açılmadan önce liman’dan tekne çıkış izinleri alındığı sırada yine liman’daki ulusal park ofisi’ne yolcu listesi verilir ve ödeme yapılır. Her gün daha da sefilleşen Türkiye’deki sualtı hayatı için mutlaka özel koruma alanları oluşturmayı deneyin.


7- Geri dönüşümü olan ürünleri kullanın.
Artık sağır sultan bile duydu, plastiğin geri dönüşümü olmadığını, eğer hala duymadıysanız şimdi okudunuz. Plastik şişeler, plastik torbalar ya da plastik her ne ise bunun geri dönüşümlü olan alternatiflerini kullanın.
Bir diğer önemli olan ise artık piller, mutlaka geri dönüşümlü piller kullanın ve bitik pillerinizi de pil toplama kutularına atın. (Belki kimi yerlerde rastlamışsınızdır, içi pille dolu şeffaf
konteynırlar). Niyesi, nedenine gelince Tübitak’tan alınmış kısa bir açıklamayı aşağıya yazıyorum.

Demir ve Kadmiyum, pillerde bulunan başlıca metaller. Pillerde aynı zamanda az miktarda antimony, lityum, kobalt, gümüş, cıva, çinko ve öteki kimyasallar da bulunur. Bu metalleri barındıran piller ciddi kirlilik sorunlarına neden olurlar. Örneğin, kadmiyum, yok edilemez ve güvenli bir çöp depolama alanında saklanmadığı sürece, besin zincirine karışır. Buradan, çevresel tüm alanlara ulaşır ve özellikle insanların ve balıkların karaciğer, böbrek ve beyinlerine zarar verir. Aynı şekilde cıva da yok edilemez. Soluma ya da deri temasıyla bulaşır ve böbreklere ve ciğerlere yerleşir. Demir, beynin zarar görmesine, kırmızı kan hücrelerinin parçalanmasına, hastalıklara karşı direncin azalmasına ve bağırsak ve böbrek kanserine neden olur. Çevremizi ve sağlımızı korumak için atacağımız adımlardan biri de şarj edilebilir piller kullanmak olacaktır.
8- Petrol bağımlılığını azalt!
Daha az araba, daha fazla toplu taşıma kullan. Dünyada denize sızan petrol ya da tanker kazaları sebebiyle denize boşalan petrol azımsanacak gibi değil. Boğaz’daki tanker trafiği için sesini yükselt!
Tanker faciaları hem havayı, hem denizi, hem de toprağı zehirliyor. Petrolün deniz yüzeyinde kalması nedeniyle, güneş ışınları denizin içine ulaşamıyor, böylece fotosentez gerçekleşmiyor. Oksijen azaldığından deniz yüzeyine yakın yaşayan canlılar ölüyor. Dibe inen petrol aşağıdaki canlıları zehirliyor. Petrolün yanmasıyla birlikte havaya kanserojen maddeler karışıyor; hava kirliliği oluşuyor. Sonra havadaki kanserojen maddeler asit yağmuru olarak tekrar yeryüzüne iniyor.


9- Tekne sorumluluğu
Tekneyle açılırken yanınızda ne varsa, dönerken de eksiksiz olarak geri götürmeye dikkat edin. Geride bir şey bırakmayın. Dalış okulları olarak, müşterilerinize tekneye plastik torba getirmemeleri konusunda uyarıda bulununuzz. Rüzgar sebebiyle plastik torbalara hakim olmak çok ama çok zordur ve denize bırakılan plastik torbalar bir çok deniz canlısı ve kanatlı türü için öldürücü tehlikeye sahiptir. Plastik torbayı, deniz anası sanarak yemeye çalışırken boğulan kaplumbağa sayısı hiç yadırganacak gibi değildir. Kuşlar da cabası. O çok sevdiğiniz kaplumbağaları korumaya yardım edin ve plastik poşete hayır deyin.


10- Sualtı dalgıcı olmanın yanı sıra, sualtı temizlikçisi olmayı da deneyin.
Denge yeleğinizin ceplerini , suyun altında bulduğunuz geri dönüşümü olmayan maddeleri toplamak için kullanabilirsiniz. Bu iş dalışınızı yavaşlatmayacağı gibi, dalış sonrası kendinizi mutlu hissetmenize bile sebep olabilecektir.

11- Deniz’i koruma konusunda konuşun!
Dalışa giderken yapılan yolculuklar, teknede vakit geçirilen zamanlar ya da dalış
kulüplerinde bir araya gelinen zamanlar... Bir kaç dalgıç bir araya geldiğinde deniz’i koruma bilinci hakkında konuşma yapın, bu en etkili yöntemlerden biridir. Sualtı fotoğraflarına baktığınız dalgıçların fotoğraflarında, deniz canlıların doğal konumlarına yapılmış bir müdahale gördüğünüzde çekinmeden uyarıda bulunup, olması gerekenden bahsedin. (Tatlı dilinizle)

12- Kalabalık dalış bölgeleri yerine daha tenha bölgeleri tercih edin ve resif ve canlılarını stres’ten koruyun.
Türkiye’de
sualtı turizmi endüstrisinin gelişememesinin bana göre önemli sorunlarından biri de, dalış bölgesi sayısının azlığı. Tekne sahiplerinin tekne yakıtı konusunda tasarruf etmek istemeleri nedeniyle liman’a yakın yerlerde yapılan dalışlar.Müşteri talep ettikçe, işyeri sahibi de talepleri kabul etmek zorunda kalacaktır. Bu yüzden kalabalık bir dalış bölgesindeyseniz, tekne’den sizi daha sakin bir bölgeye götürmesini isteyin.
Yine Mısır’dan bir örnek size; Fazla dalgıç sayısı resif’e stres getirdiği için Sharm’ın en güzel dalış bölgesi olan
Shark&Yolanda’da tekneler sadece bir dalış yaptırabilir, ikinci dalış başka bir dalış bölgesi olmak zorundadır. Yoksa gönüller hep ister ki her dalış Shark&Yolanda olsun.

13- Çek ellerini!
Suyun altında hiçbir şeye dokunma, ister ellerinle, ister paletlerinle, ister ahtapot’unla olsun.
Hiçbir istatistiğe gerek duymadan şunu çok net olarak söyleyebilirim ki, Türkiye’deki dalgıçların %80’i suyun altında sağdan soldan ahtapot ve hava ya da derinlik göstergeleri sarkık bir şekilde dalmaktadır. Ne zaman bir
sualtı fotoğrafına baksam bir yanda ahtapot sallanmakta, diğer yanda başka bir şey, çarpa çarpa gitmekteler. Hatta öyle çok dalış eğitmeni fotoğrafı gördüm ki ahtapotu “mevlam kayıra saldım çayıra” şeklinde olan. Şunu unutmayın, hiçbir dalgıç mükemmel yüzerliliğe ya da donanıma sahip olarak dünyaya gelmedi. Ben de dahil olmak üzere ahtapotum sallana sallana çok dalış yaptım zamanında, deniz kestanesi kırıp balık besledim ve mercanlara dokundum. Çünkü hiçbir şey bilmiyordum, öğrenebilecek kaynak da çok fazla yoktu eskiden. Ama zaman geçti ve öğrendim, hala da öğrenmeye devam ediyorum. Sualtı yaşamı hakkında olan cahilliğiniz, futbol oynayıp da korner nedir bilmemek gibi bir şey.
Dalış merkezleri ticari kuruluşlardır, sizin sayenizde para kazanmaktadırlar. Ahtapot’u bir yanlarından sallanan ya da yüzerliliği mükemmel olmayan bir dalış eğitmenine sahipseniz yanlış yerdesiniz demektir, dalış merkezinizi hızla terk edip daha iyisini bulmayı deneyin.Eğitim dalışınızı yaptıran kişinin brövesini mutlaka gözünüzle görün.Bu kadar cümle sonrası da bir zahmet o göstergeleri falan sıkıştırıverin bir yerlerinize, bir de klipsler satılmakta dalış mağazalarında ...

14- Toprak ya da çimenli alanda deterjanlı su ile araba yıkamayın!
Su tasarrufu nedeniyle bir çok yerde
bangır bangır çağrısı yapılan “arabanızı yıkamadan önce çimenlik alana çekin, toprak da sulanmış olur” önerisinin sadece deterjansız su da geçerli olduğunu sakın unutmayın. Toprağa karışan suyun geri dönüşümünü ilk okulda hepimiz öğrenmiştik, ayrıca bu deterjanlı suların denize karışması hiç de zor değildir. Atık suyunuzu mutlaka kontrol edin.


15- Strafor Şamandıraları kullanma
Strafor denizlerin dibine giderken küçük parçalara ayrılır, fakat geri dönüşümü olmadığı için ayrıştırılamaz. Bu da dip yiyicisi olan küçük balıklar için oldukça tehlikelidir. Bu arada strafor ne derseniz; hani şu beyaz ve çok hafif olan beyaz plastik köpük. Bu geri-dönüşümsüz madde Ozon tabakasının incelmesine sebep olan kloroflorokarbon ihtiva ettiğinden de ozon tabakasının delinmesindeki baş aktörlerden de biridir. Uzak durun!

16- Tekne çapası yönteminden vazgeçilmesi için çırpının.
Tonoz yöntemi ile tekneler çapa atmak yerine şamandıraya bağlanabilirler. Sualtı federasyonu ve turizm bakanlığı buna bir bütçe yaratmak zorundadır. Eğer federasyon buna bir çözüm üretemiyorsa, çözüm üretimi yapabilecek yeni organizasyonlar kurulmalıdır.

17- Balık ağları'nın deniz yaşamını yok etmesine sadece üzülmekle kalma!
Sualtında bırakılmış ve bırakıldığı yerdeki deniz yaşamının bitmesine sebep olan balık ağlarının toplanmasını üstlenen organizasyonlara destek verin.

18-Finansal destek!
Kaplumbağalar, foklar, diğer sualtı canlıları konusunda eğitimler verilebilir ve bu eğitimlerden finansal destek sağlanabilir. Bu destek de yine denizlerimi korumak ile ilgili çalışmalarda kullanılabilir. Tübitak Yaz Kampı veya benzeri nicelikteki eğitimlerin niteliklerini biraz değiştirilerek bunlar yapılabilir. Eğer önümüzdeki 40 yıl içerisinde birisi bunları akıl edip de uygularsa ona destek verin.

19-Sualtı fotoğraflarını paylaş!
Amatör sualtı fotoğrafçılarının sayısı günden güne fazlalaşıyor. Fotoğraflarınızı bilimsel kuruluşlar, sualtını koruma ile ilgili organizasyonlar, araştırma görevlileri ve öğrenciler ile paylaşın. Dünyaca ünlü bir deniz foto bankası “ http://www.marinephotobank.org “ .

20- Deniz canlılarını denizde bırakın!
Kaplumbağalar, mercanlar, balıklar, diğer deniz canlıları çoğu zaman yasal olmayan biçimlerde yakalanarak akvaryum endüstrisinin içine sokuluyor.
The U.N. Environment Programme’ın raporlarına göre her yıl 20 milyon tropikal balık ve 10 milyon civarı diğer deniz canlıları akvaryum endüstrisi için yakalanıyor. Çoğu zaman siyanür ile yapılan avcılık sonunda mercanlar ölüm ile yüz yüze kalıyor. Akvaryum alışverişi yaptığınızda mutlaka sertifikalarını kontrol edin.

Yorumlar

Popüler Yayınlar