Bir Vize Macerası

Thursday, February 26, 2009

Bir iki haftadır yoğun bir stres içindeydim ve hiçbir şey yazasım, yapasım yoktu, neyse ki stresimin çoğu bitti azı kaldı. Bu iki hafta boyunca sürekli internetten Mısır vizesi için araştırma yapmama rağmen elle tutulur tek bir bilgi bulamadığım için belki birinin işine yarar diye buraya vize maceramı yazıyorum.

Bir Türk vatandaşı olarak başka bir ülkede yaşamanın en büyük zorluğu vize işlemleri olmakta, dünyanın en pahalı pasaportu olmakla beraber hiç işe yaramadığı gibi işleri de zorlaştırmakta. (ülkem ile alıp veremediğim yok, ama pasaportlarımız çüş diyebileceğimiz pahasına verilmekte) Adı-sanı duyulmamış kimi Afrika ülkelerine bile Türk pasaportu ile sınır girişi yapmak çok zor.

Normalde turizm şirketlerinin web sayfalarında Mısır Hava Limanı’nda Türk vatandaşlarının sınır vizesi alamayacağı yazılı, bende ilk ziyaretlerimde vizemi hep Türkiye’den almıştım, daha sonra Mısır Hava Limanı’nın web sayfasına girdiğimde Türk vatandaşlarının sınırdan giriş vizesi alabileceğini okuyunca, yine de tatminkar olamayıp Sean’u havaalanına gönderdim ve özellikle Türk vatandaşlarının sınır vizesi alıp alamayacağını sordurdum, ondan gelen olumlu yanıtla da vizemi almadan yollara dökülmeye başladım. Gidiş-dönüş uçak biletiniz olduğu sürece sınır vizesi almanızda bir sorun yok, hele ki pasaportunuzda Avrupa ülkelerine ait vizeleriniz varsa tadından da yenmez rahatlıkla vize alabilirsiniz, eğer otel rezervasyonunuz varsa, rezervasyonunuzun kağıt çıktısını almayı da ihmal etmeyin, böylece rahatlıkla 20 dolara hava alanından giriş vizesi alabilirsiniz. Bunları, sorun çıkması halinde görevlilere gösterdiğinizde rahatlıkla geçiş yapabileceksinizdir, eğer bunlar yoksa da tatile geldiğinizi sakin bir dille anlattığınızda yine problem olmadan rahatlıkla geçiş yapabilirsiniz, sadece rahat ve tatlı dilli olun.

Bu bir aylık vizeden sonra her turistin uzatma hakkı olan 2 ay ek süreyi de Sinai Tor (Sinai Bölgesindeki şehirlerin tüm evrak işlerinin yapıldığı şehir)’da bulunan göçmenlik bürosuna giderek bir saat içinde alabilirsiniz. Yaklaşık 10 dolara yakın bir ücret ödeyeceksiniz bu iki ayın bedeli olarak.

Eğer üç aydan fazla uzun süre kalmak istiyorsunuz, sorunlar burada başlıyor. Eğer İngiliz veya Amerikalı iseniz bu ülkede her şey çok kolay, bir saat içinde bir yıllık vizenizi hiçbir sorgu suale uğramadan çok da ucuz fiyatlara alabiliyorsunuz, Avrupa Birliği vatandaşı iseniz de bu iki ülke kadar olmasa da yine her şey çok kolay. Fakat bunların dışında kalıyorsunuz, büyük bir stres yaşamaya mahkumsunuz.

Önce Sinai Tor Göçmenlik Bürosu’na gidip form dolduruyorsunuz, eğer burada her şey yolunda giderse (kimi zaman her şey yolunda gitmeyebilir, kibar ve uysal olun ve asla sinirli bir hal takınmayın) elinize yapmanız gereken işlemleri yazan bir kağıt tutuşturup geldiğiniz şehre geri yollayacaklar. Bu kağıtta bulunduğunuz şehrin Ulusal Güvenlik Ofisine gidip mülakat yapmanız, bu mülakattan iki hafta sonra Sinai Tor Göçmenlik ofisini arayarak size verdikleri dosya numarasının akıbetini sormanız, işlemleriniz tamamlandı, gelin pasaportunuzu alın denilene kadar Göçmenlik Bürosu’na gidip kafalarını şişirmemeniz yazılı.

Ve meselenin en zor kısmı burada başlıyor. “National Security” dedikleri kısım, Sean ile evlilik cüzdanımızı ve pasaportlarımızı alıp bir güzel gittik, akşam 10’da gelin dediler, akşam tekrar gittik, aynı durumda olan 5-6 kişi bekleme ofisinde beklemeye başladık, pasaportlarımızı aldılar, yarım saatlik bekleme sonucunda yarın 12’de gelin dediler ve herkesi gönderdiler, tabi bunların hepsi arapça oldu ve biz hiçbir şey anlayamadık, neyse ki vize için bekleyenlerden biri Türk vatandaşıydı ve biz ingilizce derdimizi anlatmaya çalışırken, Türkçe olarak "yarın öğlen 12’de çağırıyorlar herkesi" cevabını aldık. Türk birisi bulmuşum bırakır mıyım, hemen soru yağmuruna tuttum, ne olacak, ne soracaklar mülakatta, zor mu vs... Aldığım cevap, buranın uğraştırıcı bir yer olduğu, ama bir İngiliz ile evli olduğum için işimin daha kolay olacağı oldu. Ertesi gün yanıma Hamedo'yu alarak gittim, 15 dakikalık bir bekleyiş sonunda (bu arada bekleme odasında cep telefonlarınıza el koyuyorlar) güvenlik görevlisi eşliğinde bir odaya götürüldük, gayet Türk görünümlü bir Mısırlı ile mülakata girdik sandım ama giremedik, adam benimle tek bir kelime bile konuşmadı, Hamedo ile arapça bir şeyler konuştu ve yolladı bizi. “Kocasıyla birlikte akşam gelsin, kocasıyla mülakat yapacağız” demiş. Bu aşamaya kadar Hamedo bir İngiliz ile evli olduğumu, kocamın burada yaşadığını, benim de onunla burada yaşamak istediğimi, dalmayı çok sevdiğimizi bu yüzden burada yaşamak istediğimi görevliye söylemiş (sürekli "miş" diyorum, tüm konuşmalar arapça’ydı ben lafa ingilizce dahil olmak istesem de adam beni kaile almadı). Neyse akşam tekrar yola çıktık, ben öğlen zaten adamdan öyle tırstım ki, gerim gerim gerildim, bir de her gidişimizde rastladığım Rus anne-kız ve yanlarında ki Mısırlı tercümana yapılan muameleyi görünce daha da bir gerildim.

Neyse sıra bize geldi, çağırdılar odaya, iki kişi odada sohbet eder havada oturmuşlar gibi görünüyorlardı, ne beni ne de Sean’ı kaile almadılar, her şeyi Hamedo ile konuştular, Sean bacak bacak üstüne atmıştı ve bacağını indirmesini söylediler (ben bu sırada tamam benim vize gitti dedim, daha da komiği bir önceki akşam Sean aynı şekilde bekleme salonunda otururken, "bak indir şu bacağını benim vizeme engel olacaksın bu adamlar sevmez böyle şeyler" dediğimde, "Ben İngilizim, istediğim şekilde otururum " cevabını aldım, ama adamların karşısında yemedi "Ben İngilizim" demek, kuzu gibi indirdi bacağını), Sonra Rusça bilip bilmediğimizi sordular, bizden önceki kızın telefonuna el koymuşlar, mesajlarını okuyup bir anormallik var mı anlamak için. En sonunda bana ilk aşama için 6 aylık vize, 6 ay’ın sonunda da bir yıllık vize vereceklerini söylediler. Bundan sonrası için eğer Sean’ın çalışma vizesi alırsa tüm işlemlerimizin çok kolay olacağını söylediler ve yüzleri gülümser bir hal aldı ve hatta “Mini Cooper ne zaman geliyor?” esprisi yaptılar ben gelecek yıl dedikten sonra çocuğumuz olursa adını Mini koyacağım demeye çalıştım ama öyle gerildim ki bildiğim tüm dileri unutup saçma sapan bir şey söyledim, zaten boynum falan tutuldu. Bir hafta sonra evraklarınızı almak için gelin dedi ve kabus bitti. Normal aşamada bizim iki hafta sonra Göçmenlik bürosunu arayıp evraklarımız tamamlandı mı sorusunu sormamız gerekiyordu, ama burada bize ilginç bir şey söylediler, kocanın vizesiyle senin vizen aynı olacak, sanırım Göçmenlik bürosuna tekrar gitmemize gerek kalmayacak.

Olanlar bundan ibaret, Türkiye’de bir çok kez Emniyet ile işlerim oldu, bir çok sert adamla tanıştım ama ben hayatımda böyle bir adam görmedim. Patronun o olduğunu öyle hissettiriyor ki, böcek gibi hissediyorsunuz kendinizi; burada yaşamak isteyenlerin tüm kaderi onun elinde, hoşuna gitmediyseniz “bye bye”.

Ben ingiliz kocam burada yaşıyor diye vize alabildim, ama Avrupa Birliği vatandaşı değilseniz, iş sebebiyle de bir şirket tarafından davet edilmediyseniz işiniz zor.

Vize almanız için aşağıdaki sebeplerden birine sahip olmalısınız:

Mısır Bankası’nda 50.000 $

50.000 $’dan fazla değere sahip bir ev

Mısırlı, Amerikan ya da İngiliz bir koca

Bir şirket tarafından iş için çağrılma

Yatırımda bulunma.

You Might Also Like

0 yorum

Populer Yazılar

Like us on Facebook