Hoşgeldim Türkiye'ye



Sharm El Sheikh günleri sonları erdi ve tekrar Türkiye’ye döndüm. Döner dönmez de tekrar Kanal D’deki işime yeniden başladım. Bu sezon da ekip olarak Cinemania programını hazırlayacağız. Haftaya Cumartesi ilk yayın, doğal olarak gelir gelmez koşuşturmaca ve stresin içinde buldum kendimi…



Gelmeden bir hafta önce nişanlandım, Naama Bay’de çin lokantası'nda ufak bir kutlama yaptık, nişanlanmak bana bile sürpriz oldu. Altından hoşlanmadığım için yüzüklerimizin gümüş olmasını istedim, eee haliyle de Türkiye’ye gelir gelmez, “gümüş yüzükten nişan yüzüğü mü olurmuş, hadi canım sendeeeee”gibi yorumlarla karşılaştım. Evet hanımlar-beyler, benim için gümüş yüzük uzuvlarımda taşımaktan daha hoşlandığım bir materyal ve mantık olarak mücevherden hoşlanmadığım için, yarın kendi manteliteme cevap verebilmek açısından önemli bir sebep. Bir yandan mücevher’e karşı ahkam keserken, öbür yandan parmağımda parıldak bir para yumağı taşımak istemedim, istemiyorum da… (Bunu taşıyanlara karşı bir eleştiri de bulunmuyorum, bu benim mantelitem). Nerede yaşayacağız ile ilgili sorulara şimdilik cevap veremediğimiz gibi, bize bu tarz sorular sorulmamasını da rica ediyoruz. Bilmiyoruz. İki seçeneğimiz var ilk sene için: İstanbul veya Sharm El Sheikh. Eğer Sean’a İstanbul’da iş bulabilirsek burada yaşayacağız.Tabi tek kelime bile türkçe bilmeyen bir insana nasıl iş bulabiliriz bilmiyorum. Kafamızda İngilizce kurslarında öğretmenlik yapması var ama, bu konu hakkında da hiçbir bilgiye sahip değiliz. Yani bilinmezlik had safhada…




Geldim ama nasıl geldim, nasıl uçağa yetiştim bilmiyorum. Kahire aktarmalı olarak İstanbul’a gelenler bilirler ki, medeni davranışlarınızı cebinizde taşıdığınız sürece Kahire hava alanında bagaj teslimi yapmak çok zor. Hadi ben çıldırma kapasitesi olan bir insanım ama bu sefer şu arkeolog tipli İngiliz amcalar olur ya, onlardan birisi bile çileden çıkmış haldeydi. Siz sıraya girersiniz ama mutlaka sizin sıranızı umursamayan birileri gelir, bagajlarını bir güzel teslim eder, konuşmaya kalkarsınız, ingilizce de bilmez. Tek çareniz itişmektir Kahire havaalanında. Sharm’dan kalkan uçağım saat 00:30’da Kahire’ye indi inmesine ama, ben bilet kontrolü için 01:20 de görevlinin karşısına anca dikilebildim. Ve görevli ne söylesin. Sizin uçağınız buradan kalkmıyor ve biletinizde yazan saat yanlış. Çabucak dışarı çıkın, taksiye binin Terminal 2’ye gidin. Tabi havaalanı’ndan çıkmak da girmek gibi kolay olmuyor. Çıkmak istiyorsunuz , adamlar sizi sırayla sorgu suale alıyor. Niye çıkıyorsunuz, birine açıklıyorsunuz, o alıyor sizi başka bir adama götürüyor, ona da açıklıyorsunuz. En sonunda dayanamadım ve gözüm karardı, ne dediğimi hatırlamıyorum. Önüme ilk gelen taksiye pazarlık etmeksizin atladım, taksici 30 paund dedi, ben de acelem var, hızlı git 50 paund vereceğim dedim. Döküntü taksi ile hızlı gitmek imkansızdı, kafamdaki beyaz saç sayısı taksinin içinde artış gösterdi ve 01:45 Terminal 2’ye vardım. Yine kuyruk, gözüme bir bagaj taşıma görevlisini kestirir kestirmez, bahşiş verdim ve kuyruğu yararak Terminal 2’nin içine girdim. Burası bildiğimiz Terminal 1 ile alakasız bir yer, gayet eski bir hava alanı , international bir hava alanı gibi değil. Daha Terminal 2’ye girerken görevli, Türk Hava Yolları’nın kontuarının kapandığını söyledi. Delirmemek içten değildi, biletimin üzerinde 03:30 uçak saati yazılıydı. Hemen başka bir bagaj taşıma görevlisine daha bahşiş vererek, Egypt Air kontuarına ışınladım kendimi. Bilet kontrolü kapanmıştı, fakat biletimdeki yanlışlığı görür görmez bagajımı aldılar, elime uçuş kartımı verdiler. Uçuş kartıma bakar bakmaz uçuş saatimin 02:30 olduğunu gördüm ve saat 02:00 olmuştu. E n zor aşama ise şimdi başlamıştı. Pasaport ve vize kontrolü… Bahşişin geçmeyeceği tek yer. Görevli aradım, uçağımın kalkmak üzere oldupunu söylemek için, görevli buldum ama adam İngilizce bilmediği gibi, gözüne soktuğum uçuş kartımı sallamadı bile. Hintli bir aile de benimle aynı sorunu yaşamasına rağmen, adamlar apar topar geçiş yaptılar. Kalakaldım, ümidi kesip kuyrukta bekledim. 02:15 kuyruğu geçerek, çıkış kapıma koşturdum. Kapıdan geçtim, çantamı düşürdüm, o panikle uçuş kartımı bir yerlere sokuşturmuşum, onu bulamadım 3-4 dakika orada kaybettim. Türkçe’nin en güzel yanı, sizinle aynı dili konuşabilen birilerine rastlama olasılığınız çoz az ve dilediğiniz gibi küfür edebilirsiniz. Herhalde son 15 dakika ingilizce falan konuşmayı da bırakıp , sadece kendi kendime Türkçe küfür etmeye başladım. 02:20 mutlu son, uçağa bindim. Türk Hava Yolları ile Egypt Air ortak uçuşu olan bu sefer de hata Egypt Air Sharm El Sheikh ofisindeydi. Uçak biletimin üzerinde saat yanlış yazıyordu.
Siz siz olun, mutlaka uçuşunuzun hangi terminalden olduğunu öğrenin. Ve terminaller arası mesafenin ne kadar olduğunu öğrenmeyi ihmal etmeyin.

Sharm ve dalışlarımla ilgili yazıları yazmaya devam edeceğim, bu sadece bir hoşgeldim yazısıydı…
>

Yorumlar

Popüler Yayınlar