
Çantalarımız hazır, ben ısrarla kendi çadırımızı götürme yanlısıyım (geçen sene Sameh iki akrep tarafından çadırda uyurken sokulmuÅŸ ve tüm geceyi hastanede geçirmiÅŸti; çabalarım sonuç veriyor ve çadırımız da bizimle beraber yola çıkıyor.Her ÅŸey iyi tamam derken son dakika Sean’ın telefonundaki tüm acil servis numaralarını öğretmesiyle, bir an gitmekte tereddüt duysam da, yola çıktık. Sharm El Sheikh kapısında, bir Türk olarak her zamanki gibi benim pasaportum dikkatlice incelenirken, ingiliz lordlarına böyle bir uygulama yapılmayıp, zaten suratlarından anlaşıldığı üzere öyle ingilizler ki, pasaport sormaya gerek yok onlar için. Rutin olan bu pasaport kontrolünden sonra, yine rutin olan senin ülken şöyle, benim ülkem böyle kavgalarımızla Ras Mohamed’e doÄŸru yola devam ediyoruz. (Onun ülkesi emperyalist, benim ülkemde demokrasi yok) Ras Mohamed’e geldiÄŸimizde giriÅŸ paramız olan kiÅŸi başı 5 usd’yi verip Marsa Bareika’ya doÄŸru yola devam ediyoruz.

Ras Mohamed Ulusal Parkı Marsa Ghozlani ile baÅŸlıyor. Marsa, arapça’da açık koy onlamına geliyor. Bu koyu daha da büyük olan bir baÅŸka koy Marsa Bareika takip ediyor. Buraya Ras Mohamed denmesinin sebebi ise, daha önceki blog yazılarında belirttiÄŸim gibi Ras: BaÅŸ anlamına geliyor. Muhammed’in başı denilmiÅŸ, çünkü yukarıdan bakıldığnda Muhammed’in sakalı gibi gözükmekteymiÅŸ. Bu yarımada’nın en yüksek yeri 60 metre ile Shark Observatory(köpekbalığı gözlemevi) kayalığı, herhalde bu yüzden burası gözlemevi olmuÅŸ. Yarımadanın güney kısmında üç plaj bulunmakta, bunlar sırasıyla Shark Observatory Beach, Main Beach ve Yolanda Beach. Haziran ve Eylül arası burası tam anlamıyla çılgın bir bölgeye dönüyor ve her türlü heyecanlı dalış sizi bekliyor. Sadece balık deÄŸil, kanatlılara ilgi duyanlar için de bir cennet, fakat yaz ayları kanatlıları görmek için çok uygun deÄŸil. 1000 balık türü, 80 bitki türü, 220 kuÅŸ türü ve 14 memeli türü ile 218 mercan türü fauna zenginliÄŸini olan bu park Mısır Hükümeti tarafından 1983 yılında kurulmuÅŸ.

Kampa varıyoruz, giriÅŸte turizm polisleriyle karşılaşıyoruz, akÅŸam 6’dan sonra dalış yapmanın kesinlikle yasak olduÄŸu konusunda uyarılıyoruz. Kampta iki Mısırlı aile dışında kimse yok, tek dalgıç Sean ve ben. Burası henüz keÅŸfedilmemiÅŸ bir bölge, botlar koyun karşı tarafına gidiyorlar. İlk iÅŸ olarak çadırımı kurmaya baÅŸladım, kamptaki çadırlar, her bir yanı açık olan, her türlü böcekle kaynaÅŸmaya müsait çadırlardan. Her ne kadar hamamböceÄŸi familyasıyla yakınlaÅŸsam da (feci iriler, ama artık onları doÄŸal karşılamaya baÅŸladım, internet cafe’de bu bloÄŸu yazarken bile masanın üzerinde küçük hamamböcekleri dolaşıyor. Küçük dediklerim, istanbul için büyükken burası için gerçekten küçük kaçıyor), yine her tarafı kapalı olan bir çadıra ihtiyacım var derken hayır-olamaz... Bir saat oldu çadırı kurmayı beceremedik, zaten kursak da akÅŸam çıkacak olan rüzgar fırtınasında kesin başıma yıkılırdı. Pes ediyorum ve eski usul çadırda uyumayı kabul ediyorum. FotoÄŸraf ekipmanımızı kurar kurmaz, kendimizi denizde bulduk. 2 metrelik bir mesafe ve 70 cm derinliÄŸinden sonra 14 metrelere ve daha sonra da drop-off’a düşüyor. Kumluk alanın üzerine inÅŸa olmuÅŸ mercan grupları. Burası internette gördüğüm büyüleyici fotoÄŸraflar gibi... Hafızamdaki en iyi mercanlar burdakiler olarak kalacak gibi gözüküyor. Tüm dalış büyüleyiciydi ve ilginçti... Nasıl açıklamak gerekir bilmiyorum ama yalnızlık duygusuna kapıldım denizin altında(yukarıda ve aÅŸağıda hiç kimse yok, bir adet badim olsa da, fotoÄŸraf çektiÄŸimiz için birbirimizden oldukça uzaktayız). Dalışın sonunda 1 cm boyunda bir balıkla karşılaÅŸtık. Sürekli hareket halinde olduÄŸundan fotoÄŸraflamak için epey uÄŸraÅŸtık. Uzun bir süre onunla vakit geçirdik, dalış sonunda kameradan ne balığı olduÄŸunu anlamaya çalıştık. Tam isabetli bir atışla Starry Puffer olduÄŸu konusunda bingo yaptım. Gözleri ve ağız yapısı sayesinde tahminimi yaptım.


İkinci dalış, tam ters yöne oldu, saat 6 olmultu ve bir anda canlı sayısı fazlalaştı. Kabuklularda etrafta gözükmeye başladı. Dalışın sonuna doğru bir great barracuda ile karşılaştık. Pat diye birden karşıma çıktı diyebilirim.

AkÅŸamları ay çıktığında iki tane eagle ray ortaya çıkıyormuÅŸ, kamp sahibinin dediÄŸine göre, fakat bize denk gelmedi. AkÅŸam yemeÄŸinde balık vardı, dalıştan sonra balık yiyemeyen insan türü olarak diÄŸer yiyecekleri tercih ettim. Ardından ateÅŸ etrafında oturup, yıldızları seyredip, uzun pozlama ile uçak fotoÄŸrafları çektik.AteÅŸte marshmallow yedik. Uykudan önce ayakkabılarınızı çadırın önünde bırakmayın foxes’lar ayakkabı ile oynamaya bayılıyorlar, sabah bulamazsınız uyarısıyla karşılaÅŸtık. “Nasıl yani” moduna geçtim. O kadar yakın olacalar mı derken, evet cevabından sonra, endiÅŸelenmememi, onların zararsız oldupu söylediler. Bu arada deli bir rüzgar baÅŸladı ve ben çöl rüzgarı neymiÅŸ öğrendim. Normalde böyle rüzgar olmazmış, ÅŸansımıza denk gelmiÅŸ. Kısaca sabah 5’e kadar uyumadım, köpek, foxes ve rüzgar sesleriyle çadırda oturdum. Neyseki ayışığı sayesinde öyle fazla karanlık deÄŸildi ve fener kullanmama gerek kalmadı. Bu arada tuvalet yürüyerek 5 dakika uzaklıkta, denemedim bile... Köpekler durmadan uludu, kimi zaman çadırın yanına gelip havladılar. Rüzgar çadırı başıma yıkacak gibiydi, fakat anladım ki eski tip çadırlar epey dayanıklıymış, bizim modern çadırlarımız bu rüzgara dayanamzdı sanırım. Sabah 5’te uyumuÅŸtum ki, 6’da Sean tarafından hadi dalış yapacağız diyerek uyandırıldım. Sabah saatlerinde whale shark görme olasılığı çok yüksekmiÅŸ burada, eÄŸer beni tuvalete götürürsen dalarım dedim. Ekipmanımı kur dememe gerek bile kalmadı, çoktan kurmuÅŸtu. Böyle zamanları iyi deÄŸerlendirmek gerekiyor. Tuvalet doÄŸal olarak rezaletti, sifonu çektiÄŸimde su yoktu bende bir musluk koluna benzer bir ÅŸey gördüm, o kolun sifona su yollayacağını düşündüm, fakat bazen düşünmemek benim için daha iyi bir seçenek olsa gerek. O kolu çevirdim ve dört bir yandan su fışkırdı, tepemde asılı olan duÅŸ, lavabo, ve ne kadar musluk benzeri ÅŸey varsa aynı anda çalışmaya baÅŸladı. Sabah duÅŸu aldım da diyebiliriz. Heyooooooo, dalış ekipmanımı kurmanın yanında bir de bonus kazandım, twinkies ve sütlü nescafe... Dalışa baÅŸlıyoruz, görüş mesafesi öyle çok iyi deÄŸil, Sean ile aramızda nerden baksan 20 metre var, dakika tuttum 4 dakika bana hiç bakmadı bile(dırdır edebilmek için yeterli bir süre bu, kazalarda 4 dakika en önemli, zaten tek önemli andır, her ne kadar 7 dakika nefes tuttuÄŸunu söyleyenler olsa da ben 4 dakikayı kendime hedef alırım, bu 4 dakika nefes tutabileceÄŸim anlamına gelmesin, 30 saniye bile nefes tutamam ben). O da ne bir eagle ray kahvaltı yapıyor ve ben yine her zamanki aptallığı yapıp, Sean’da görsün diye suyun altında taklalar atıyorum, kornam yok, tank topumu tankıma takmayı unutmuÅŸum. Hayır dakikalar boyunca bir insan hiç mi kafasını çevirmez, o sırada felaket senaryoları kuruyorum kafamda, eÄŸer başıma bir ÅŸey gelse gerçekten ÅŸansım yok... Tek çare yüz dokun, geri gel. Acı ama yaptım. Güzel bir kare fotoÄŸraf bile yakalayamadık eagle ray ile...Dalışlarla ilgili yazacak öyle çok ilginç bir ayrıntı yok, sadece bir dalış berbattı, 2 metre suda 30 dakika geçirdik bir kaç nudi ya da kabukluya rastlarız diye ve benim paletlerim bunun için müsait deÄŸildi, fakat yine de ilginç ÅŸeyler yakaladık. (yakaladık kelimesi göz ile yakaladık anlamında). Kısacası kamp için yazılması gereken tek ÅŸey, harikaydı. 3 Yıldır sürekli Sharm’a geliyorum, yazlarımı burada geçiriyorum, fakat böyle bir kampı ilk kez yaÅŸadım. Bu arada kamp alanında elektrik de yok. Geceleri mum ışığı ve ateÅŸ...
