ÇocukluÄŸunda ölen balıklarını bahçeye gömen birisi olarak, balık türleri hakkında okumaya tam gaz devam ediyorum. Türkçe kaynak azlığından ve internette her okunan ÅŸeyin doÄŸruluk payının azlığından bilgiye kaÄŸnı gücüyle ulaÅŸsam da, pes edecek deÄŸilim. HoÅŸ bazen internette olmayan, ansiklopedi’de okuduÄŸunuz ÅŸey bile doÄŸru olmayabiliyor, ama bu da her bilginin yenilenebilirliÄŸini düşündüğümüzde gayet doÄŸal geliyor.
Bir Cumartesi gecesi bloÄŸumda saçmalamaya devam ediyorum, bir yandan facebook’un sosyalliÄŸimi tekrar kazandırması, diÄŸer yandan da referandum saçmalığı… Gündemin ilk iki maddesi bu ikisi। Åžurada hiçbir ÅŸey kalmadı, hala hayır oyu mu kullansam, yoksa hiç oy kullanmasam mı saçmalığı içindeyim। Tüm gazeteler ve köşe yazarları göz radarım tarafından tarandı, ortaya çıkmış saÄŸlıklı bir sonuç yok. Tayyip’in ve hükümetinin (aslında hükümetinden çok Tayyip’in geri planı diyelim –bu kiÅŸiler meclisin içinde olmasa da hükümetin ta kendisiler) saçmalıklarına karşı çıkan iki grubun arasında millet bocalamakta. Sonuç ise felaket olacak ve haftanın yorumları arasında “yine organize olamadık, bizde ÅŸu eksik-bu eksik-ne mi eksik, biz bunu yanlış yaptık" edebiyatları olacak. Ya biz bu Ampul partiye geri kafalı diyoruz ama adamlar pazarlamada ve halkla iliÅŸkilerde bizden daha ilerdeler. Neler oluyor, bi dürt kendini sayın aydınım. Sen bi dürt kendini, sonrada yapman gerektiÄŸi gibi halkını dürt ki, halkın uyansın. Aydın’ın görevi halkını uyandırmaktır. Senin bu noktada gazetecilerden farkın oluÅŸabilir, gazeteci yazar ve halkı bilgilendirir, sense halkın bir ÅŸeyleri deÄŸiÅŸtirmesi için onu harekete geçirmeye kalkarsın. Pasif aydın olamaz, uyan uyuduÄŸun uykudan...
Gündemin ikinci maddesi facebook’a gelirsek, imdadıma nasıl da yetiÅŸti. Kendisini süpermenim ilan ediyor ve bir içki yolluyorum. Vefasızlığımın cefasını çekmekten nasıl da kurtardı beni! Telefona cevap verme özürlü, verdiÄŸi randevuların %90’ının iptal eden ve arkadaÅŸlık kavramının en kötü elemanı olan beni, bir anda tekrar eski sosyalliÄŸine kavuÅŸturdu. İhmal ettiÄŸim için, yüzüme bakmayacak olan tüm arkadaÅŸlarım bana tekrar içki ısmarlamaya baÅŸladı ve hayatımda hiç almadığım kadar çiçek ve hediye alıyorum. Cennette miyim ?
Ve iÅŸte hepinize günün aydınlatıcı bilgisi ! Biz insanoÄŸlu kediye nankör sıfatı takar, biri nankörlük edince, kedi gibi nankörsün deriz. Hayır beyler, aÄŸalar nankörlük insana has bir özelliktir. O yüzden “ayyy kedi mi, yok yok besleyemem, pek bir nankör oluyor onlar” demeyin. Son 6 ayda kaç kere nankörlük ettiÄŸinizi hatırlayıp, çenenizi kapatın. Günün aydınlatıcı bilgisi kedilerin nankörlüğü deÄŸil, balıkların hafızaları hakkında… İnsandaki tüm kötü özellikleri, “aaa biz insanlar hiç de kötü bir özelliÄŸe sahip olamayız, olanlar da hayvanların karakteristik özelliklerinden almıştır bu özellikleri” edalarıyla karşılayanlar; unutkan insanoÄŸlu için balık hafızalı benzetmesini yapmıştır. Fakat bunu diyen insanoÄŸlu, balık hafızası hakkında çok net bir bilgiye sahip olmadan köpekbalığını bile unutkan sanmaktadır. Hatta 3 saniye mi yoksa 5 saniye mi ram bilgisine sahip olduÄŸu ile ilgili espriler dolaşır durur. Peki gerçek nedir, balıklar unutkan mıdır?
Öncelikle hafızası olmayan balık yokmuş, bunu baştan söyleyelim. Hele ki deniz ve tatlı sularda yaşayan balıklarda herhangi bir hafıza bozukluğu bekleyenler ise bu beklentilerine son versinler ve eğer nasılsa hatırlamaz beni diyerek zıpkınlarıyla peşlerinden koşturdukları balıkları rahat bıraksınlar.
Evet hafıza sorunları olan balıklarımız da var, yok deÄŸil. Ama bunlar da öyle abartıldığı türden olmadığı gibi bu hafıza sorunlu balıklardan bahsedilirken, kast edilen kültür balıkları (akvaryum balıkları) dır. Bu balık hafızası konusunda bir aydınlanma yaÅŸamamız için Tübitak’tan Deniz CandaÅŸ’ın yazısını, kelimesine dokunmadan aÅŸağıya copy paste yapıyorum. Okuyunuz, aydınlanınız efendim.
“Anlık hafızadan söz ederken kastedilen balıklar, çoÄŸu kültür üretim sonucu elde edilmiÅŸ melez akvaryum balıklarıdır. Denizlerde ve tatlı sularda yaÅŸayan kıkırdaklı ve kemikli balık türlerinde ise böyle bir durum söz konusu deÄŸil. Daha doÄŸrusu, bu canlıların bir hafızaları var ancak hafızanın oluÅŸturulması iÅŸlemi oldukça yavaÅŸ gerçekleÅŸiyor.
Memelilerde yapısal hafıza, yani sinir hücreleri arasında sinaps baÄŸlantılarının kurulması ÅŸeklinde bilgilerin depolanması, “kalpain” adlı bir proteinin sinir hücresi içinde artışı sonucunda hücre iskeletini hareket ettirmesi yoluyla ortaya çıkıyor. Uzun süreli bu iÅŸlem sonucunda kalıcı hafıza oluÅŸturuluyor. Mikro saniyeler ile ifade edilen kısa dönem hafıza, uzun dönem hafıza yapısına geçirilmediÄŸi takdirde, üzerine yeni bir bilgi getirildiÄŸinde siliniyor. Silinmemesinin tek yolu ise, her yeni bilginin yeni bir sinir ağına yönlendirilmesi gerekiyor. Balıklarda ise, yeni edinilen bilgilerin yönlendirileceÄŸi ve gerekli protein sentezi için tekrarlanarak bekletilebileceÄŸi sinir yolları bulunmuyor. Mevcut yapı (ve bilgi) hemen kullanıldığı için de hafıza kısa sürede siliniyor.
Açık-tokluk merkezleri, memeli beyninde hipotalamus bölgesi tarafından kontrol ediliyor. Burası, canlılığın devamı için gerekli olan tüm aktiviteleri kontrol eden ve bunlara iliÅŸkin uyarıları düzenleyerek cevap oluÅŸturan bölge. Bu tip uyarıların deÄŸerlendirilmesinde ayrıca septum ve amigdala çekirdeÄŸi gibi bölgeler ile retiküler formasyon yapısı da iÅŸin içine karışabiliyor. Cevap oluÅŸturulan dış uyartılar arasında tabii ki sadece motive edici (besin görmek gibi) uyarılar yok. Bir takım stres faktörleri de hipotalamus’un normal ÅŸartlar altında oluÅŸturacağı cevapları etkiliyor. ÖrneÄŸin “açlık” hissi taşıyan ve beslenen veya beslenmek üzere olan bir canlı, doÄŸal bir düşmanı ile karşılaÅŸtığı anda artık o denli “aç” hissetmeyebiliyor. Tabii ki burada da iÅŸin içine bir takım hormonlar giriyor.
Akvaryum balıkları ise, az önce de söylediÄŸimiz gibi, çoÄŸunlukla doÄŸal olmayan türler. Bu türlerin meydana getiriliÅŸleri sırasında gen havuzları ile oynanıyor ve türe özgü içgüdülerin çoÄŸu yitiriliyor. Bunun yanında, oldukça dar yaÅŸama ortamlarında geliÅŸmeleri nedeniyle de sinir sistemi bir takım uyarı-cevap mekanizmalarını geliÅŸtiremiyor. DoÄŸal düşmanlarıyla karşılaÅŸmak gibi bir stres faktörü de ortadan kalkınca, açlık hislerini bastırabilecek önemli bir etken söz konusu olmuyor. Balıklarda açlık-tokluk merkezleri, memelilerdeki gibi geliÅŸmemiÅŸtir. Bu merkezlerin geliÅŸimi, sudan karaya geçiÅŸ ile birlikte, yerçekiminin de etkisiyle ortaya çıkıyor. Ancak balıklarda “ne yediÄŸini unutmak” gibi bir durum söz konusu deÄŸil.
Deniz CandaÅŸ
* Yardımlarından dolayı, H.Ü. Biyoloji Bölümü öğretim görevlilerinden Yrd.Doç.Dr. M. Ali Onur’a teÅŸekkür ederiz”
Bir Cumartesi gecesi bloÄŸumda saçmalamaya devam ediyorum, bir yandan facebook’un sosyalliÄŸimi tekrar kazandırması, diÄŸer yandan da referandum saçmalığı… Gündemin ilk iki maddesi bu ikisi। Åžurada hiçbir ÅŸey kalmadı, hala hayır oyu mu kullansam, yoksa hiç oy kullanmasam mı saçmalığı içindeyim। Tüm gazeteler ve köşe yazarları göz radarım tarafından tarandı, ortaya çıkmış saÄŸlıklı bir sonuç yok. Tayyip’in ve hükümetinin (aslında hükümetinden çok Tayyip’in geri planı diyelim –bu kiÅŸiler meclisin içinde olmasa da hükümetin ta kendisiler) saçmalıklarına karşı çıkan iki grubun arasında millet bocalamakta. Sonuç ise felaket olacak ve haftanın yorumları arasında “yine organize olamadık, bizde ÅŸu eksik-bu eksik-ne mi eksik, biz bunu yanlış yaptık" edebiyatları olacak. Ya biz bu Ampul partiye geri kafalı diyoruz ama adamlar pazarlamada ve halkla iliÅŸkilerde bizden daha ilerdeler. Neler oluyor, bi dürt kendini sayın aydınım. Sen bi dürt kendini, sonrada yapman gerektiÄŸi gibi halkını dürt ki, halkın uyansın. Aydın’ın görevi halkını uyandırmaktır. Senin bu noktada gazetecilerden farkın oluÅŸabilir, gazeteci yazar ve halkı bilgilendirir, sense halkın bir ÅŸeyleri deÄŸiÅŸtirmesi için onu harekete geçirmeye kalkarsın. Pasif aydın olamaz, uyan uyuduÄŸun uykudan...
Gündemin ikinci maddesi facebook’a gelirsek, imdadıma nasıl da yetiÅŸti. Kendisini süpermenim ilan ediyor ve bir içki yolluyorum. Vefasızlığımın cefasını çekmekten nasıl da kurtardı beni! Telefona cevap verme özürlü, verdiÄŸi randevuların %90’ının iptal eden ve arkadaÅŸlık kavramının en kötü elemanı olan beni, bir anda tekrar eski sosyalliÄŸine kavuÅŸturdu. İhmal ettiÄŸim için, yüzüme bakmayacak olan tüm arkadaÅŸlarım bana tekrar içki ısmarlamaya baÅŸladı ve hayatımda hiç almadığım kadar çiçek ve hediye alıyorum. Cennette miyim ?
Ve iÅŸte hepinize günün aydınlatıcı bilgisi ! Biz insanoÄŸlu kediye nankör sıfatı takar, biri nankörlük edince, kedi gibi nankörsün deriz. Hayır beyler, aÄŸalar nankörlük insana has bir özelliktir. O yüzden “ayyy kedi mi, yok yok besleyemem, pek bir nankör oluyor onlar” demeyin. Son 6 ayda kaç kere nankörlük ettiÄŸinizi hatırlayıp, çenenizi kapatın. Günün aydınlatıcı bilgisi kedilerin nankörlüğü deÄŸil, balıkların hafızaları hakkında… İnsandaki tüm kötü özellikleri, “aaa biz insanlar hiç de kötü bir özelliÄŸe sahip olamayız, olanlar da hayvanların karakteristik özelliklerinden almıştır bu özellikleri” edalarıyla karşılayanlar; unutkan insanoÄŸlu için balık hafızalı benzetmesini yapmıştır. Fakat bunu diyen insanoÄŸlu, balık hafızası hakkında çok net bir bilgiye sahip olmadan köpekbalığını bile unutkan sanmaktadır. Hatta 3 saniye mi yoksa 5 saniye mi ram bilgisine sahip olduÄŸu ile ilgili espriler dolaşır durur. Peki gerçek nedir, balıklar unutkan mıdır?
Öncelikle hafızası olmayan balık yokmuş, bunu baştan söyleyelim. Hele ki deniz ve tatlı sularda yaşayan balıklarda herhangi bir hafıza bozukluğu bekleyenler ise bu beklentilerine son versinler ve eğer nasılsa hatırlamaz beni diyerek zıpkınlarıyla peşlerinden koşturdukları balıkları rahat bıraksınlar.
Evet hafıza sorunları olan balıklarımız da var, yok deÄŸil. Ama bunlar da öyle abartıldığı türden olmadığı gibi bu hafıza sorunlu balıklardan bahsedilirken, kast edilen kültür balıkları (akvaryum balıkları) dır. Bu balık hafızası konusunda bir aydınlanma yaÅŸamamız için Tübitak’tan Deniz CandaÅŸ’ın yazısını, kelimesine dokunmadan aÅŸağıya copy paste yapıyorum. Okuyunuz, aydınlanınız efendim.
“Anlık hafızadan söz ederken kastedilen balıklar, çoÄŸu kültür üretim sonucu elde edilmiÅŸ melez akvaryum balıklarıdır. Denizlerde ve tatlı sularda yaÅŸayan kıkırdaklı ve kemikli balık türlerinde ise böyle bir durum söz konusu deÄŸil. Daha doÄŸrusu, bu canlıların bir hafızaları var ancak hafızanın oluÅŸturulması iÅŸlemi oldukça yavaÅŸ gerçekleÅŸiyor.
Memelilerde yapısal hafıza, yani sinir hücreleri arasında sinaps baÄŸlantılarının kurulması ÅŸeklinde bilgilerin depolanması, “kalpain” adlı bir proteinin sinir hücresi içinde artışı sonucunda hücre iskeletini hareket ettirmesi yoluyla ortaya çıkıyor. Uzun süreli bu iÅŸlem sonucunda kalıcı hafıza oluÅŸturuluyor. Mikro saniyeler ile ifade edilen kısa dönem hafıza, uzun dönem hafıza yapısına geçirilmediÄŸi takdirde, üzerine yeni bir bilgi getirildiÄŸinde siliniyor. Silinmemesinin tek yolu ise, her yeni bilginin yeni bir sinir ağına yönlendirilmesi gerekiyor. Balıklarda ise, yeni edinilen bilgilerin yönlendirileceÄŸi ve gerekli protein sentezi için tekrarlanarak bekletilebileceÄŸi sinir yolları bulunmuyor. Mevcut yapı (ve bilgi) hemen kullanıldığı için de hafıza kısa sürede siliniyor.
Açık-tokluk merkezleri, memeli beyninde hipotalamus bölgesi tarafından kontrol ediliyor. Burası, canlılığın devamı için gerekli olan tüm aktiviteleri kontrol eden ve bunlara iliÅŸkin uyarıları düzenleyerek cevap oluÅŸturan bölge. Bu tip uyarıların deÄŸerlendirilmesinde ayrıca septum ve amigdala çekirdeÄŸi gibi bölgeler ile retiküler formasyon yapısı da iÅŸin içine karışabiliyor. Cevap oluÅŸturulan dış uyartılar arasında tabii ki sadece motive edici (besin görmek gibi) uyarılar yok. Bir takım stres faktörleri de hipotalamus’un normal ÅŸartlar altında oluÅŸturacağı cevapları etkiliyor. ÖrneÄŸin “açlık” hissi taşıyan ve beslenen veya beslenmek üzere olan bir canlı, doÄŸal bir düşmanı ile karşılaÅŸtığı anda artık o denli “aç” hissetmeyebiliyor. Tabii ki burada da iÅŸin içine bir takım hormonlar giriyor.
Akvaryum balıkları ise, az önce de söylediÄŸimiz gibi, çoÄŸunlukla doÄŸal olmayan türler. Bu türlerin meydana getiriliÅŸleri sırasında gen havuzları ile oynanıyor ve türe özgü içgüdülerin çoÄŸu yitiriliyor. Bunun yanında, oldukça dar yaÅŸama ortamlarında geliÅŸmeleri nedeniyle de sinir sistemi bir takım uyarı-cevap mekanizmalarını geliÅŸtiremiyor. DoÄŸal düşmanlarıyla karşılaÅŸmak gibi bir stres faktörü de ortadan kalkınca, açlık hislerini bastırabilecek önemli bir etken söz konusu olmuyor. Balıklarda açlık-tokluk merkezleri, memelilerdeki gibi geliÅŸmemiÅŸtir. Bu merkezlerin geliÅŸimi, sudan karaya geçiÅŸ ile birlikte, yerçekiminin de etkisiyle ortaya çıkıyor. Ancak balıklarda “ne yediÄŸini unutmak” gibi bir durum söz konusu deÄŸil.
Deniz CandaÅŸ
* Yardımlarından dolayı, H.Ü. Biyoloji Bölümü öğretim görevlilerinden Yrd.Doç.Dr. M. Ali Onur’a teÅŸekkür ederiz”
