
Öyle küçüktü ki, tarif ile bulmak gerçekten çok ama çok zordu, verilen koordinatlara göre bulmakta başarısız olmuş ve görürkişi (Bu görürkişilerin, sualtında bulunmazı bulmakta üstüne yoktur, ama buzdolabından ketçap ya da yoğurdu uzatır mısın derseniz, asla göremezler!)yardımı almıştım. Kendisiyle başbaşa geçirdiğimiz iki saatimiz sonrasında, her ne kadar iyi bir fotoğraf yakalayamamış olsam da, anılarım kısmında yerini etmiş ve bugün bbu yazının yazılmasına sebep olabilmiştir. Ne yazık ki bu küçük velvetfish, benim kadar şanslı değildi ve kendisine yuva olarak 4.5 metre derinliği olan kumluk bir bölgede 3 cm'den büyük olmayan bir taşın etrafını yuva olarak seçmişti. Üstünden geçen yüzlerce dalgıcın bu küçük balığın varlığından en ufak bir haberi yoktu. Bir dalış bölgesinin tam giriş bölgesindeydi ve burayı seçmek onun doğal hakkıyken; yüzerliliğini kullanma yeteneğini henüz kazanamış dalgıçlar ya da yanlış palet vuran dalıcılar nedeniyle, bir kum fırtınasının ortasında kalmış ve sağa sola savrulmaktan kurtulamamıştı. Bir palet çırpma tekniğini değiştirerek aslında ne kadar çok deniz canlısına zarar görmekten kurtarabileceğinizi bilseniz, bir değişiklik yapmayı dener misiniz?
