My Friend is...

The Cove'un Oscar'da en iyi belgesel ödülü alması ve ardından İstanbul Film Festivali kapsamında gösterimi yapılması sonucu Türk medyası'ndaki köşe yazılarında da yerini bulmaya başladı. İki yıl öncesinde Japonya'da yakalanıp Türkiye'ye yola çıkan 7 yunusun dramı ile ilgili Sad-Afalina'dan Özgür Yıldırım ve arkadaşları seslerini duyurabilmek için oldukça çırpınmıştı, ben de kendi elimden geldiği kadar köşe yazarları ile irtibata geçmeye çalışmış ve kendilerini bilgilendirici dökümanları postalamıştım. Neticede konu bir kişi hariç kimsenin ilgisini çekmemişti, o bir kişi de elbette ki Milliyet Gazetesi'nden Gökhan Karakaş idi, kendisi bir haber hazırladı ve yayınlattı.
Bugün The Cove'un popüleritesi sayesinde her geçen gün konuyu köşesine taşıyan yazar miktarı artmakta, zaten The Cove'un amacı da buydu. Oscar'ı kazanmak, facebook'taki sayfasının hayran sayısının artması ve benzeri aktivitelerinin hepsi tek bir amaca hizmet ediyordu.Bu amaç da Taji'deki Yunus katliamının son bulması. Belgesel öyle bir ses getirdi ki, Taji'deki katliam şimdilik (umarım geçici değil)durmuş durumda. Bir yandan üzücü olarak bu katliamı tüm Japonlar'a mal eden yorumlar da oldukça fazla, halbuki Japon halkının çoğunun da bu belgesele kadar Taji'deki olaylardan haberi yoktu. Tüm japon halkını bu katliam'dan sorumlu tutacak olursak, tüm Türk halkını da Türkiye'deki yunus havuzlarından dolayı bu katliamdan sorumlu tutmak aynı mantıkta hareket etmektedir.




The Cove'un son videosu Hollywood'un ünlü starlarıyla çekilmiş, bizim ülkemizde de bir versiyonu yapılıp televizyonlarda yayınlanarak Yunus Parkları'na gidilmemesi uyarısında bulunabilir, ama bu hareket bazı turizm acentalarının, bu filmi yayınlayacak olan mecralara reklam vermeyi keseceğinden dolayı, bu cesur atılımın gerçekleşmesi biraz zor. Yine de hayal etmekten vazgeçmemek gerekiyor.

Not: Facebook'ta "Yunus Parkları Kapatılsın" sayfasını ziyaret etmek için buraya tıklayabilirsiniz.

Populer Yazılar

Like us on Facebook