Uzay'daki Stonefish!




Fotoğrafların üzerine tıklayarak büyük hallerini görebilirsiniz.

Bilim ve teknoloji haberlerine ilginiz var mı bilmiyorum, ama sualtı ile ilgili iseniz bu haber dikkatinizi çekebilir. Geçtiğimiz ay, gazetelerde Hubble’ın uzay’dan çektiği görüntülere rastlamışsınızdır, henüz görmediyseniz NASA’nın web sitesini ziyaret ederek görebilirsiniz. (görmek için tıkla)


İkisi arasındaki inanılmaz benzerliği Sean keşfetti, bana da buraya yazmak düştü.
Sharm El Sheik, stonefish görebilmeniz için oldukça şanslı bir bölge ama burada yıllarca yaşamasına rağmen henüz bir tane bile görememiş bir çok dalıcı var. Suyun altında farkedilmesi en zor canlılardan birisi, bu yüzden de dalış sırasında görmek çok zor. Buna rağmen çok kötü bir yüzücü olması sebebiyle bir kere buldunuz mu, ilerleyen haftalarda rastlaması daha kolay oluyor. Shark’s Bay’de iki ay boyunca aynı yerde rastladığım stonefish olduğu gibi, yine Shark’s Bey’de farklı bir stonefish’in kimi gün yerinde bulamadığım ama birkaç gün sonrasında aynı yerde bulduğum olmuştur.


Yolanda Resif''inde bu stonefish'e rastladım,
Stonefish ağzındaki avı Grey Moray ile (Gri Müren)
Latince adı “Synanceia verrucosa” olan bu dünyanın en zehirli balığını türkçe’de taş balığı olarak kullanabiliriz. Dünyanın en zehirli balığı ve medikal müdahale yapılmadığında insanlar için ölüme sebep verebilecek stonefishler aslında insanlara karşı saldırgan değiller. Kazaların en büyük sebebi bu kendini çok iyi kamufle eden canlının insanlar tarafından farkedilmeyip üstüne basılması ile gerçekleşiyor. Onüç zehirli sırt dikenine sahip olan stonefish, kendine koruma içgüdüsüyle, insanlara karşı kullanıyor. (Bu tehdit üstüne basmanız ve rahatsız etmeniz vb...) Bu sırt dikenlerini sadece defansif bir sebeple kullanıp, asla avında kullanmaz, zaten avlanmazlar, kamuflaj yetenekleri sayesinde avlarının kendilerine gelmesini beklerler. Yukarıdaki fotoğraf'da görüldüğü gibi ağzında gri müren ile fotoğraflamış bulunmama rağmen, kaynaklarda küçük balık, karides gibi türler ile beslendiği yazıyor. Emin değilim ama tahminimiz üzerine (yaklaşık 5 saat sonra aynı yere yaptığımız dalışta da pozisyonu değişmemiş bıraktığımız gibi bulduk) bu müreni yemeye çalışmış ve argo bir tabirle müren boğazında kalmış ve soluyamadığından dolayı ölmüş. Tabi ki bu sadece bir tahmin...
Suyun dışında 20 saat kadar yaşayabilip, maksimum 40 cm’ye kadar büyüdükleri görülmüş. Ben genellikle 25 ile 30 cm arası uzunlukta olanlarına rastlamaktayım. Ayrıca fotoğraf çekerken çok dikkatli olmalısınız, çünkü kötü de olsa yüzebiliyor. Bir keresinde profil fotoğrafını çekmeye çalışırken, bir orfoz balığının başka bir balığı kovalarken hızla stonefish'in arkasından geçmesiyle, stonefish'in zıplama ile yüzme arası bir stille yüzüşünü gördüm.

Fotoğrafların üzerine tıklayarak büyük hallerini görebilirsiniz.
Daha öncesinde ölümcül vakalara sebep olması sebebiyle, bunu duyan bir çok dalıcı için korkunç olarak değerlendirilen bu balık’tan korkmanızı gerektirecek bir sebep yok.

Denge yeleğinizi iyi bir şekilde kullandığınız sürece bu balık tarafından yaralanma şansınız yok denebilecek kadar az. Bu yüzden de, böyle bir sorununuz varsa hem kendinize hem de misafir olduğunuz dünyanın sahiplerine zarar vermeminiz için PADI’nin " Peak Performance Buoyancy" türkçe adıyla "Mükemmel Yüzerlik" eğitimini almanızı öneririm.

Saron marmoratus

From Derinlerde Bir Ukala/Sualtı Günlüğü

Hepimizin suyun altında gördüğümüzde heyecan duyduğumuz canlılar farklı farklıdır. Kimi orfozları, kimi mercanları, kimi kelebek ve melek balıklarını, kimi de karidesleri gördüğünde ayrı bir heyecan duyar. Köpekbalıklarını bu listeye yazmıyorum, çünkü köpekbalıklarının heyecanlandırmayacağı kimse görmedim ömrümde.

Benim ise suyun altında fotoğraflamaktan en zevk aldığım üç tür, goby, horozbina (blenny) ve karides türleridir. Suyun altında cüce bir goby’i görüntülemeye çalışırken, etrafımdaki dalgıçlar yanaşır ve neyin bu kadar ilginç olduğunu merak ederler, gösterdiğimde ise hayal kırıklığıyla uzaklaşırlar yanımdan. Surat ifadeleri tıpkı şişe burunlu yunuslar gibi, sanki daima mutluymuşcasına bir ifadeye sahiptir.

Yunuslar’ın bu ifadesine kanarak, tıkıldıkları gösteri havuzlarında mutlu olduklarını düşünen o kadar çok kişi var ki. Eğer gösteri havuzlarındaki yunuslarla ilgili “aslında neler oluyor”u öğrenmek için buraya tıklayarak okuyabilirsiniz.
From Derinlerde Bir Ukala/Sualtı Günlüğü


Bir diğer heyecanlandırıcı tür ise karidesler, hem de her çeşidi. Gündüz dalışlarında, temizleme karidesleri dışında karides görmek, ışık’tan hoşlanmadıkları için çok mümkün değildir. Bu yüzden gündüz dalışında eğer bir karides görmüşsem bu beni gerçekten heyecanladırır. Saron marmoratus’u gördüğümde de böyle oldu.
İngilizce ismiyle “Marbled Shrimp”, türkçe adıyla misket karides’i, latince adıyla da Saron marmoratus. Genellikle 30 metre ve daha derinlerde rastlamanın mümkün olduğu bu karides türü ışıktan hoşlanmıyor
From Derinlerde Bir Ukala/Sualtı Günlüğü
Shark’s Bay’de 32 metre’deki glassfish dolu mercan kulesi’nde çekildi bu fotoğraf. (Glassfish pinnacle’ı türkçe’de nasıl kullanacağımdan tam emin değilim, mercan kulesi olarak kullandım, faklı bir adı varsa, yorumlarda belirtirseniz sevinirim.) Her ziyaretimde bana farklı sürprizler sunan bu mercan kulesi’nin eğlenceli bir tadı vardı bu sefer de... Her zamanki ev sahipleri olan, iki kırmızı ağızlı orfoz (redmouth grouper), yiyecek depoları olan glassfishleri avlamaya çalışan trevally’lere sinirlenmiş ve onları kovalıyorlardı. Mecan kulesinin etrafında dön babam dönen bu kovalamacayı izleyip, bir yandan da trevally’leri fotoğraflamaya çalışırken, gözüm bu karidesin ponponlarına takıldı. Bir çeşit deniz kurdu mu diye dikkatlı gözlerle baktım ve karidesin varlığı canlandı gözlerimde. Trevally’lerle vakit kaybetmiştim ve deko’ya yakalanmamak için kısıtlı vaktim vardı, hemen bir kaç kare fotoğraf aldım, hemen dediğime bakmayın, çok küçük olduğundan netlik yakalamakta çok zorlandım, bir yandan da her kare sonrası pozlamayı değiştir, yok yine olmadı derken vakit aktı gitti. Deko’lu dalış yapmadığım için aklım karides’te kalacak bir şekilde mercan kulesine veda ettim.

Ne Olur Beni Şişirme!


Sansasyonel gazete haberleri mi desem, kulaktan kulağa geçen bilgi enformasyonun uğradığı kayıplar sonrası (ilk kişi naciye derken, son kişinin ağzından narenciye çıkması gibi bir şey), zihinlerin yanlış bilgilerle dolması mı, bu yanlış bilgilerin paylaşılması mı!

Google’da ufak bir arama ile karşınıza çıkacak sonuç başlıkları arasında; küresel felaket, balon canavarı, balıkçı düşmanı ve daha nicesi bulunmakta. Bu küçücük sevimli tür’den korkunç bir canavar gibi bahsedilmesi açıkçası jaws’ı gündemden düşürüp yeni bir deniz canavarı yaratmış. Yıllar geçtikçe, insanlar öğrenmeye başladıkça; 20 meterelik köpekbalıklarının olmadığı, jaws’ın yemek tercihleri arasında insanın hiç olmadığı, piranaların ülkemiz denizlerinde bulunma imkansızlığı (bunu bile denedik ya, ayrı bir yazı konusu) sonucunda en iyisi mi biz bu balon balığını canavar ilan edelim demiş birileri ve start verilmiş.


Nedir suçları; yerseniz sizi zehirler, daha ne olsun! Denizden babamız çıksa yiyen biz, şimdi nasıl olur da denizden çıkan her şeyi yiyebiliriz bu saatten sonra!..

İkinci suç; bu balık besleniyor, diğer balıkları yiyor. Hımmm bak işte bu kötü olmuş, neden otçul değil ki, zaten biz yosundan hoşlanmayız, yosunları yeseymiş ya balıkları yiyeceğine.

Üçüncü suç; olta misinalarını koparıyormuş! Avcıların yenmeyecek bir türü daha avlanmasının bir sebebi oluyorlar işte, ne güzel. Sırf zevk olsun diye müren avlayanlar, şimdi en azından balıkçı düşmanı diye bu türü denizlerimizden silmeye kararlı gözüküyor.




Kirpi ve balon balıkları, Sharm El Sheikh’de turistlerin izlemekten en zevk aldığı balık türlerinin arasında yer alıyor. Açıkçası, bir katil ya da canavar gözüyle bakmamıştım, aksine öyle zavallı duruma düşürülüyorlar ki kimi zaman. Yaratılıştan gelen surat ifadeleri sebebiyle, (tıpkı yunuslar gibi) stres altında bulundukları zaman da dahil olmak üzere sevimli ve mutlu bir ifadeye sahiptirler. Bu balık türleri, stres altında olduklarında su yutarak şişerler, bu şişme sırasında yüzme yeteneklerini kaybedip yüzeye çıkar ve ters dönerler, yüzeye çıktıklarında ise hava yutmaya başlarlar. Su yutarak öldükleri görülmemiş, fakat yapılan incelemelerde karada hava yutarak öldüklerine rastlanılmış. İşte ey dalıcılar, bu bilgiyi okudunuz, lütfen onları şişirmekten, su topu muamelesi yapmaktan vazgeçin. Ayrıca fotokritik’de gördüğüm şöyle bir yorum üzerine (“ayyyy çok şirin, ben bunun lambasını aldım odama koydum”)buraya yazıyorum, kurutulmuş deniz ürünlerinden süs eşyaları yapılıyor, kurutulmuş kaplumbağalar, balon balıkları, deniz atları ve benzerleri... Denizi ve doğayı seviyorsanız bunlardan ve bunları satan dükkanlardan uzak durun.


Yukarıdaki fotoğraf Shark’s Bay’de Sean ile bir fotoğraf dalışı yaptığımız sırada çekildi. Normalde yüzeyi çok fazla kontrol etmem, ama edeceğim tuttu ve kafamı kaldırdığımda şnorkelcinin bu balıkla resmen su topu oynadığını gördüm.
From Derinlerde Bir Ukala/Sualtı Günlüğü
Tankıma vurup, ses çıkararak Sean’ı çağırdım ve ona da gösterdim. Sean yüzeye çıktı ve şnorkelciye, yaptığının yanlış olduğunu, eğer devam ederse marina polisine şikayet edeceğini söyledi ve aşağıya indi. Bir dakika bile geçmeden, şnorkelci balıkla olan su topu oyununa geri döndü. Bu sefer aşağıdaki fotoğraftan da anlaşılacağı üzere, "marina polisi’nden korkmuyorsan bundan kork" işareti verildi.

From Derinlerde Bir Ukala/Sualtı Günlüğü
Polis’ten korkmayan şnorkelci, yumruk’tan korktu ve balığı bıraktı. Şiştiğinden dolayı suyun altına inemeyen balon balığını Sean, kolunun altına yerleştirerek suyun altına indirdi ve bir masa mercanının altına bıraktı.

Hayvanları korurken de çoğu zaman aynı şeyi yaşarız, en azından ben yaşıyorum. Hayvanları insanlardan daha çok sevdiğimiz ve bu uğurda insanlara karşı kabalık yaptığımız düşünülür. Elimden geldiği kadarıyla, insanları uyarırken kaba olmamaya, nazikçe nedenlerini anlatmaya çalışıyorum. Kedilerimi kovalayıp tekmeleyen çocuklar gördüğümde, bağırıp-çağırmak yerine onları bahçeme davet edip, kedilerimi okşayarak nasıl sevebileceklerini ve kedilerin mutlu olduğunda çıkarttıkları titreşimleri dinlemelerini sağlıyorum. Siz de dalış sırasında deniz canlılarını rahatsız eden kişileri tatlı dilinizle ve nedenleriyle uyarın, öğretici olun.


Dalış ülkemizde gittikçe popüleşen bir hobi insanlar için.
Hobi genelde ,insanlar tarafından hep yanlış anlaşılmış şeylerden biri olup, cevabını da en sallayarak verdiğimiz şeydir. “Hobileriniz nelerdir” diye bir soru geldiğinde başlarız saymaya “kitap okumak, müzik dinlemek, spor yapmak”saymakla bitiremeyiz, mesela hayatımızda bir kere yamaç paraşütü yapmışızdır, hobimiz diye cevap veririz. Hayatımızda üç-beş kere yaptığımız, kıyısından-köşesinden geçtiğimiz şeyleri hobimiz sanarız. Halbuki hobi uğraş ister, emek ister... Hepimizin iş hayatı dışında vaktini harcadığı, emek verdiği şeydir hobiler. Eğer profesyonel bir işiniz varsa, ama iş dışında kalan tüm vaktinizi sürekli güncellenen bir internet sitesi için harcıyorsanız, iş çıkışı bir barda düzenli olarak şarkı söylüyorsanız vb...
Dalış da sizin hobinizse, hobiniz için biraz daha fazla emek gösterin, sualtı dergilerini alın okuyun (artık internetten ücretsiz okuyabiliyorsunuz da), kitap alın okuyun denizlerinizde yaşayan balık türlerini öğrenin, öğrenin de öğrenin.

Yeni fotoğraf galerim



Aslında tam istediğim gibi olmadı, buraya sadece fotoğrafları yükleyebiliyorum, nasıl çekildi, exif ve canlının türü hakkındaki bilgileri yazamıyorum. Zaten yazarsam bloga yazacak bir şey bulamam. Hayat dalmak ve fotoğraf çekmekle geçmeye devam ediyor, yarın yine sualtında olacağım, bu yüzden sadece yeni web galerimin adresini yazıyor, herkese sevgi ve selamlarımı iletiyorum.


Populer Yazılar

Like us on Facebook