Bu dünya çok vahşi!




Dün sabah, oturma odasından gelen korkunç bir gürültüyle uyandım ve koşarak olan biteni anlamaya çalıştım. Bir de ne göreyim, uçuşan bir serçe ve onun peşinden zıpyarak her yeri yıkıp geçen kedim Bruce. Zavallı serçeyi kurtaramadım, bu kedilerin doğası da olsa, kedilerim ne zaman bir kertenkele, kuş, kelebek ya da güve(kelebek gibi koskocaman bir güve çeşidi var burada)ile eve gelsinler, bir kurtarma operasyonu yaşanıyor evde. Köpeklerin kedilere yaptığı vahşeti, kediler de bu canlılara yapıyor ve bunun adı doğa. Bense garip bir şekilde doğaya itiraz eder gibi, kedileri köpeklerden, kuşları kedilerden kurtarmaya çalışıyorum.
Çoğu zaman sualtı fotoğraf sitelerinde balıkların avını yakalarlarken ki görüntülerine rastlamışımdır, öyle duygusalım ki bu konuda iki balığı kavga ederken görsem elimde olsa ayırmaya çalışırım. Hele suyun altındaki görme(bakmak ile görmek ilişkisindeki görme) duyum geliştikçe, diğer balıklar tarafından incinmiş yaralı balıkları gözüm daha bir görür oldu. Bu yarası ağır balıklar, büyük ihtimalle enfeksiyon kapıp ölecekler, komik bir benzetme ama zaten sualtında herkes birbirini yeme derdinde. ..Günbatımı dalışı sırasında öyle bir görüntüyle karşı karşıyasınız ki, küçük balıklar güvenli yuvalarına gitmeden önce son bir şeyler yeme derdinde, büyük balıklar biliyor ki küçük balıkların hepsi av derdinde ortalıktalar, bu yüzden av için büyük balıklar da ortadalar. Yani halil ibrahim sofrasına dönüşüyor sualtı o saatlerde.

Yolanda Resif’inde sadece bir kez günbatımı dalışı yapabildim bugüne kadar, ikincisini de yapmak istemem doğrusu, boyumdan büyük onlarca giant trevally balıkları(muhtemelen sizden büyük değillerdir, benim boyum 1.62, nerdeyse her şey benden büyük :-) av için Yolanda Resif’in arkasındaki lagunada yiyecek bir şeyler bakıyor, baraküda sürüsü bir yanda, diğer trevally türleri sürüler halinde, Yolanda Resif’inde sürülerin zengin olduğu bir çok gün geçirdim ama böylesini ilk defa gördüm, çünkü herkes bir yiyecek derdindeydi bu sefer. Köpekbalığı dışında(biraz daha kalsaydık kesin görecektik ama zaman problemiyle 30 dakikalık bir dalış yapabildik)görebileceğimiz her şeyi gördük ve büyüleyiciydi.


Yaralı balık demişken, işin acısı sadece balıklar birbirini yaralasa bir derece, o kadar çok bir yerlerinden kancaya takılmış balık görüyorum ki, burası dünyada yasakların en iyi uygulandığı yerlerden biri bile olsa, o kadar çok yasadışı avlanan var ki, bunu rastaladığınız kancalı balıklardan anlayabiliyorsunuz.
Çocukken Erdek’te tüm çocuklar balık avlardık, suya oturur, bacaklarımızı iki yana açarak bir havuz oluşturur, kumda sürüne sürüne o havuzu içinde balıklarıyla kıyıya getirir, yakaladığımız balıkları boş yoğurt kovalarımızın içine koyardık. O zamanlar yakaladığımız balıkların adını kum balığı ile kaya balığı diye bilirdik, ha bir de nerden baksanız günde 20-30 deniz atı yakalardık her çocuk... Kovadaki su ısındıkça denizden yeni su takviye eder, akşam evlerimize dönene kadar hapishanelerimizde tutar, dönerken de tekrar denize salıverirdik(biz onları hapsettiğimizi bilmezdik o zamanlar). Sean ile denizatları’ndan konuşurken hep derim ki, bu denizatlarının türünün yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasının sebeblerinden biri de kesin benim. İşin esprisi bir yana, biz belki balıkları öldürmedik, belki de biz salıverdikten sonra yaşattığımız stresten öldüler, bilemem; ama o günlerde kimse söylemedi bize, onları doğal ortamında sevmenin güzelliğini ve nasıl zevk alınabileceğini, tıpkı sokakta kedi kovalayan çocuklara, bunun daha eğlenceli ve zevlkli olanının kedilerle oynamak olacağını öğretmediği gibi.

Bothus Pantherinus

Yukarıdaki fotoğraf Bothus Pantherinus, ingilizce adı Leopard flounder. Panther flounder olarak da biliniyor. Türkçe ismini bilmiyorum ama leopar dil balığı olarak çevirebiliriz. 1-150 metre derinlik arası dağılım gösteriyorlar. Bu kare Marsa Bareika'da kamp bölgesinde çekildi, kampın hemen önünden dalışa başladığımızda onlarcasına gün boyunca rastlamak mümkün, ayrıca Shark's Bay'de de günbatımına yakın saatlerde sıkça rastlamaktayım, bugüne kadar sürekli olarak 0-1 metre arası derinlikte rastladım.

Bu türün en sevdiğim yanı gözleri; iyi bir macro lensim olmadığı ve Fuji kameram ile zoom yaptığımda netlik yakalayamamam nedeniyle, nefesime kuvvet bir şekilde yaklaşarak bu fotoğrafı elde ettim. Alarma geçtikleri zaman aşağıdaki fotoğrafta olduğu gibi P yüzgeçlerini havaya dikerek, sağa-sola kaçışmaya başlıyorlar. Kumun altına gizlenerek sizinle saklambaç oynuyorlar.


Yazacak çok şey birikti, fakat biriken fotoğraflardan para kazandığım için öncelik fotoğrafların oldu, bir haftalığına dalışa ara verdim, gece-gündüz fotoğraf editliyorum ve çalıştığım stock sitelerine yüklüyorum. Aylık 60 dolar ödediğimiz internetimiz öyle jet hızıyla çalışmadığı için, zaman kar gibi eriyip gidiyor.

Yaz bitmek üzere, gündüz vakti klima çalışmadan da evde durabiliyoruz artık, bu yaz dalış bilgisayarım 30 dereceyi hiç göremedi, su sıcaklığı 26 dereceye düştü ve dalış sonrası shorty ile üşümeye başladım, yakında 7 mm elbiseye tekrar merhaba diyeceğim.

Ağustos ayı gerçekten zor bir aydı benim için, hayatımın en önemli kararlarından birini vermek durumunda kaldım, Geçtiğimiz sezon işime elveda demiş ve buraya yerleşmiştim, patronumdan bir mail aldım ve yurt dışında gerçekleştirecekleri çekimler için tekrar iş başına davet edildim, hem de iyi fırsatlarla... Dalıştan ve eşimden önce, en büyük aşkım televizyondu (izlemek değil, izlettirmek). Son bir kaç yılda ekip olarak yaptığımız işlerde ratinglerimiz düşüşe geçmişti, fakat bu yıl ekip olarak yaptıkları tüm işlerde en yüksek ratingi yakaladılar. Kariyer ve para mı, yoksa balıklarla geçirilen sessiz-sakin hayat mı ikilemi içerisinde gidip geldim. Sektörde 6-7 yılını doldurduktan sonra, tüm televizyoncular başka bir sektöre geçmeyi hayal edip dururlar, domates ekmeyi, aileleriyle vakit geçirmeyi, kazandıkları parayı harcayabilecek vakit kurmayı düşler dururlar. Çalıştığım zaman ki düşlerim geldi aklıma, canlı yayınlar sebebiyle gidemediğim düğünler, cenazeler, hiç uyumadan 35 saatlik montajlar, sanatçı kaprisleri, yayına bant yetiştirme stresleri... Kısacası hayır dedim, çok sevdiğim işime, hem de çok özlememe rağmen. Neyse ki objektif, Adobe, klavye benimle birlikte buradalar...

Eğer bu yazıyı okuyup'ta bayramda Sharm'a gelecek olan varsa, bir şişe rakı getirirse beni sonsuz mutlu eder (hediye olarak değil, ödemesini söz yapacağım). Ayrıca gelecek olanlara müjde; Snapper sürüleri Shark Reef'in duvarında durmaya devam ediyor. Geçtiğimiz iki hafta boyunca Dunraven batığında iki tane Tiger Shark(biri 5 metre, diğeri 3 metre)sıklıkla görülmüş, geçtiğimiz hafta Sean'ın Dunraven dalışında iki tiger yine oradaymış. Ben bu yaz Whale Shark göremedim, geçtiğimiz hafta Thistlegorm dönüşü Yolanda Resif'te Sean gördü, Dive Africa'dan görenlerin çoğunluğu üçüncü dalış sırasında (saat 14:00-15:00 arası Yolanda Resifi ya da Ras Ghozlani'de rastladılar. Kaplumbağalardan bahsetmiyorum, her gün kaplumbağa görme şansınız %100'lere yakın.
Son zamanlarda gördüğüm en güzel ve ilginç şey Bowmouth Gitar Balığı idi. Kimileri Gitar Köpekbalığı, kimileri de Gitar ray dese de, asıl adı Gitar Balığı. Görünüşü gerçekten bir köpekbalığı gibi, 2.7 metre'ye kadar gelişebiliyorlar. Kamp hakkında olacak olan yazıma fotoğrafını ekleyeceğim, fakat güneş batmıştı ve tüm ışık gitmişti rastladığımızda; strobe'da 7 saniye de bir kendini yenilediği için karanlık fotoğraflarım oldu ama umrumda değim, öyle güzeldi ki, süzüle süzüle yanımıza geldi ve süzüle süzüle gitti...
Herkese selam ve sevgiler,

Sharm El Sheikh from Cigdem Cooper on Vimeo.


Uzun süredir bir şeyler yazamadım, sürekli olarak dalışta olduğumdan, eve döndüğümde fotoğrafları bilgisayara yükle, editle, stock sitelerine upload et derken, blog yazmaya vakit kalmadı. Bu yaz video kamera yanımdayken objektife takılanlardan ufak bir derleme yukarıdaki videoda...

Populer Yazılar

Like us on Facebook