Dahab

1. ve 2. fotoğraf "long-arm cleaner shrimp
3. fotoğraf "Pyjama chromodorid.


Havalar benim için tekrardan ısındı, benim için diyorum çünkü etrafımdakiler buranın iklimine benden daha fazla adapte oldukları için hala mont ve uzun kolluları kullanıyorlar. Bu arada şu anda bu bloğu yazarken İstanbul hayatının beni nasıl paranoyaklaştırdığını bir kez daha anladım. Burada güvenlikli bir sitede oturuyorum, (güvenlikli derken İstanbuldaki siteler gibi 2 güvenlikten oluşan değil, resmen evimin önünde bir güvenlik oturuyor, giriş kapılarında ve bahçelerimizde güvenlikler var). Yazlık bir ev olduğu için kapıların alt kirişlerindeki boşluk biraz büyük ve sanırım bir kedi biraz önce içeriye bir şey itti ve ben azıcık korktum, daha önceleri böyle eylemler karşısında epeyce panik olurken, şimdi daha az korkuyorum. Ayrıca gecenin üçünde kapınız falan çalıyor, bunu hala garipsiyorum, Sean’a göre ise gayet normal, burada insanlar için saat sorunu yok. Her seferinde yaşadığım panik karşısında, burası İstanbul değil cevabı alıyorum. Bu kadar atmosfer bilgisinden sonra gelelim Dahab’a...
1. Reef Octopus - 2. Panther Flounder- 3.Yellowmouth moray

Dahab adını duymamış olabilirsiniz ama ünlü Blue Hole’u duymuşsunuzdur, iki ünlü Blue Hole var, bunlardan birisi Belize’deki, diğeri de Dahab’taki. Benim bahsedeceğim Dahab’taki ünlü Blue Hole, burası ünlü derken, kötü bir şöhrete sahip olduğunu söylemeyi de unutmamak gerekir. En tehlikeli dalış bölgelerinden birisi olarak görülmekte ve “Diver’s Cemetery’(Dalgıç Mezarlığı diye türkçeye çevirebiliriz) lakabıyla bilinmektedir. Tabi bu kötü şöhretten bahsederken sakın ola, dalıcıları yutan bir mavi delik canlanmasın kafanızda, tüplü dalış kurallara uyulduğu müddetçe tehlikeli bir aktivite değildir, tüm bu kazaların en önemli nedeni dalıcıların kurallara uymamasından kaynaklanmaktadır.
Devil Scorpionfish

Küçük bir şehir olan Dahab, Sharm El Sheikh’in 80 kilometre kuzeyinde bulunmakta, buradan 1 saat ile iki saat arası bir yolculuk ile ulaşılmakta, yolculuk için yanınıza almanız gereken en önemli şey pasaport ve Mısırlı rehberiniz. Sharm’dan başka bir şehire giderken yerel rehber bulundurma zorunluluğu var (bu yerel rehberden kastım dalış rehberi değil). Dalış yapabileceğiniz ondört nokta var, ama önerilen dalış noktaları Blue Hole ve Canyon.
Acabaria biserialis

Eğer sakin bir tatil planlıyorsanız, burada kalabilirsiniz, fiyatlar Sharm’a göre çok daha ucuz, Marmaris’in daha az gelişmiş halini anımsatıyor bana. Ayrıca Sharm’a göre daha sıcak-içten bir ortama sahip. Buradaki dalış-otel ve yaşama imkanları da daha ucuz. Yine de bir haftalı bir tatil için geldiğinizi düşünürsek tercihinizi Sharm’dan yana kullanın, fakat günübirliğine de olsa mutlaka Dahab’ı görün.
1-Coral Hind 2 ve 3-Anemone Fish

İlk dalış şehre uzaklığından dolayı Blue Hole’de yapılıyor (tekrar gel git yapmamak için), Blue Hole’un bulunduğu bölgeye minibüsünüz ile geliyorsunuz, dalış malzemeleriniz ayrı bir kamyonet ile geliyor. Dahab’ın merkezine 12 kilometre uzaklıkta bulunuyor. Derinliği 110 genişliği ise 150 metre olan dev bir çukur. Plajdan bakar bakmaz kendini belli ediyor. 52 metre derinliğinde bu çukuru denize bağlayan 26 metre uzunluğunda bir tünel bulunuyor. Bu benim gözüme doğa harikası gibi görünmekte, her ne kadar bu tünele girmemiş bulunsam da, bölgedeki ell bell’İn bile muhteşemliğini görünce mucizelere inanmamak imkansız kalıyor. Eğer teknik dalış yapmıyorsanız ve dalışa El Bells’den başlayıp bir akıntı dalışı yapmıyorsanız, Blue Hole’de iyi bir dalış geçirmeniz mümkün değil. Sadece koskocaman bir mavilik ve boşluk duygusundan başka bir şey yaşayamazsınız, çünkü fauna bakımından zengin değil.
Blue Hole'un duvarı
Blue Hole'de ölenler anıt taşları taşları

El Bells, Blue Hole’un 2,5 kilometre daha kuzeinde bulunmakta, ne yazık ki buraya kadar ekipmanlarınızı donanmış bir şekilde yürümek zorundasınız. Yürürken, Blue Hole’de hayatını kaybedenler için konulan anıt taşlarıyla ratlaşıyorsunuz (bu biraz üzücü bir durum).Eğer Blue Hole’de anı fotoğrafı çektirecekseniz, lütfen bu mezar taşlarıyla güle oynaya fotoğraf çektirmeyin, adı üstünde onlar mezar taşları.

Buranın bir mezarlğa dönmesinin iki nedeni var. Birisi normal hava ile inilmemesi gereken bir derinliğe inip oksijen zehirlenmesi ya da narkoz etkisine maruz kalmak. İkinci neden ise karışım gazla dalış yapan teknik dalıcılar minimum efor sarfederek dalışlarını yapmaları gerekir. Teknik dalış konum olmadığı için yanlış bir yönlendirme yapmamak için teknik dalıcıların ölüm sebeplerinden bahsetmeyeceğim, bu konuda ahkam kesemem. Youtube’da bir çok dalış videosu var, hatta bir dalıcının ölüme gidişinin videosu da var, bu videolar hem bana ait olmadığı hem de içimi kararttığı için buraya yüklemiyorum. İsteyenler youtobe’da “Blue Hole”u search ederek bu videolara ulaşabilirler.
Devil Scorpionfish

El Bells’e bir kaya üzerinden paletlerinizi giymeden atlıyorsunuz, paletlerinizi giyerken çok dikkatli olun, çünkü kestane ve scorpion fish bakımından zengin bir yere atlıyorsunuz, paletlerinizi giymek için yaslanacağınız duvarda ikisinden birine rastlayıp(umarım asla başınıza gelmez) tüm tatilinizin neşesini kaçıracak sonuçlarla karşılaşabilirsiniz. Paletlerinizi giydikten sonra iki seçeneğiniz var, ya iki dar duvar arasından 32 metreye kadar baş aşağı ineceksiniz ve 32 metrede bir kemerin altından geçerek açık denize kavuşacaksınız, ya da iki palet daha vurarak direk açık denize çıkacak ve oradan dibe ineceksiniz. Benim size önerim kesinlikle, baş aşağı iki duvar arasından inmeniz, tabi bir yıldız veya open water dalıcıysanız lütfen bunu denemeyin. Baş aşağı indiğinizde yaşadığınız duygu gerçektgen muhteşem, benim için Blue Hole’de dalış yapmanın en büyük sebeplerinden birisi bu duygu. Yalnız duvarlar kollarınızı iki yana açamayacak kadar dar, bunu da bilin. 32 metredeki kemerden çıktıktan sonra sağa dönüp Blue Hole’e kadar duvarı takip ediyorsunuz. Duvar boyınca kırmızı mercanlarla (acabaria biserialis) ve tüm bunlara takılı halde duran çeşitli deniz yıldızlarıyla( feather star) karşılaşacaksınız karşılaşacaksınız. Sharm’da asla bu görüntüyle karşılaşmadım diyebilirim. Bunun dışında anemone, grey moray, anthias karşılaşacağınız diğer türler, ayrıca nudibranchları unutmamak lazım. Benim için buradaki anemone’ların daha fazla önemi ver, çünkü hepsinde boxer shrimp ya cleaner shrimp’e rastlamak mümkün, macro fotoğrafçılıktan hoşlanıyorsanız, cleaner shrimp görmek için kesinlikle buraya gelmelisiniz, işinize şansa bırakmış olmazsınız. 30 dakikalık gibi bir zaman diliminden sonra 7 metrelerde Blue Hole’u bulunduğu müthiş duvarın üstüne geliyorsunuz. Müthiş dedim, çünkü burası tam anlamıyle bir mercan bahçesi, yine buralarda çeşitle sea urchin(deniz kestanesi) görme şansınız var. İki alternatif var ya Blue Hole’un duvarlarını takip ederek kıyıya ulaşmak ya da çukurun en geniş bölgesinden karşıya geçmek. Ben ikincisini öneririm, buraya kadar gelmişken, büyük çukurun atmosferini yaşamamak olmaz. Ben şu ana kadar karşıya geçene kadar tek bir balığa rastlamadım, koskocaman bir lacivertlik, bir boşluk duygusu, hepsi bu. Kıyıya geldiğinizde su bulanık bir hal alıyor, ama sakın buna kanıp dalışı hemen bitirmeye kalkmayın. Sırayla herkes paletleirni çıkarıp, kırık köprüye çıkarak dalışı bitirecek, en son siz çıkın ve bu arada 2-3 metrelerde etrafınıza bakının. Nudibranch, pipefish görmeniz olası. Köprüye çıkmak için debelenirken dikkatli olun, çünkü etrafında lionfish ve scorpionfish olabiliyor. En önemlisi, köprüye çıkarken ve üstünde yürürken gerçekten dikkatli olun, çünkü köprü kırık.


Blue Hole'da takı satan ufak kızlar

Dalış bittikten sonra, hızla dalıp tüpünüzü değiştiriyorsunuz, tüm dalış malzemeleri kamyonete yüklenip Canyon’a gitmek için yola çıkıyor, siz de Bedevi kahvelerinden birinde kahvenizi içerek soluklanıyorsunuz. Bu arada fotoğrafçılar için etraftaki takı satan ufak kızlar inanılmaz birer model oluyor. Hepsi birbirinden karakteristik suratlara sahip. Gözleri, şu ünlü Hintli kızın gözlerine benziyor. Yalnız fotoğraf çekerken unutmamanız gereken bir şey, onlar sizin modeliniz, modellik yaparak para kazanmıyorlar, sadece takı kazanarak para kazanıyorlar, siz de onlardan takı satın alarak modelinizi, sizin onu yaptığı gibi mutlu edebilirsiniz. Takıları pahalı değil, ama ben en basitinden bir bilezik içim 10 dolar veriyorum, çünkü bana harika fotoğraflar veriyorlar ve 10 dolar ne ki bu harika modellik için, hiçbir şey.
Kahvelerimizi içtikten sonra Canyon(artık kanyon diye bahsetsem daha doğru olur) için yola çıkıyoruz, ayrıca unutmadan Blue Hole’de deve sefası yapmanız mümkün ama ben kıyıp binemiyorum.
1-Canyon, 2-Grey Moray, 3-Rock-boring urchin

Kanyon’a geldiğinizde tıpkı Blue Hole gibi olahdan Kanyon’u seçebiliyorsunuz, brifinginizden sonra hızla denize gidiyoruz. Burası benim en favori dalış bölgelerimden birisi. Balıklar sizdenhiçbir şekilde kaçmıyorlar. Normalde wrasse görüntülemek çok kolay değildir, ama burada gerçekten çok kolay. Bu arada daha bir metrede suyun altına girmeyi ihmal etmeyin, çünkü fauna bakımından inanılmaz zengin bir yer, biraz daha derin olsun öyle sualtına ineyim derseniz bir çok şey kaçırabilirsiniz. Ben iki kere reef squid (mürekkep balığı) gördüm bir metre bile olmayan derinlikte ve onlar da sizden kaçmıyor, dediğim gibi burada ki tüm canlılar sualtı fotoğrafçılarına model olmak için burada bulunuyor gibiler. Eğer sualtı fotoğrafçısı iseniz bu dalıştan çok ama çok mutlu çıkacaksınız. Rehberiniz size yön gösterecek ama siz yine de lagunadan kanyona çıkan yolu belleğinize kazımayı unutmayın. Rehberiniz sizi direk kanyon’a götürecekse, onunla konuşun ve kanyondan önce laguna çıkışından az biraz sağ tarafa(fazla değil) giderek etrafı kolaçan edin.
1-Reef Squid, 2-Raccoon butterflyfish, 3- Whitespotted puffer, 4-Smoothfin blenny, 5- Anemone fish

Ne diyebilirim ki her şeyi görmeniz mümkün. Çoğunlukla lizardfish, anemone, scorpionfish, devil scorpionfish, nudibranch, puffer fish, octopus, lionfish, grey moray. Etrafa çok ama çok dikatli bakın, Filamented devil fish görmeniz de olası(Red Sea Walkman diğer adı), ben henüz görmedim, ayrıca burada balina gören rehberler bile olmuş. Tam bir süprizler diyarı, benim şansıma koskocoman bir Potato Grouper çıkmıştı.
1-Pjyama chromodorid, 2-Broomtail wrasse, 3-Smooth cornetfish

Kanyon 58 metrelere kadar iniyor ama siz normal havayla daldığınız için bu derinliklerdeki kanyonu göremeyeceksiniz, 22 metrelerden kanyona giriş yapacaksınız, eskiden kanyonda muhteşen glassfishler varmış fakat, dalgıç sayısı arttıkça yuvalarını terketmişler. Kanyonun tepesi 10 metre derinliğe küçük bir mağara(baca da diyebiliriz)açılıyor ama bu delikten çıkmak artık yasak. Ben bu delikten sadece bir kez çıkabildim, artık yasak nedeniyle çıkmıyorum. Burdan çıkarken karşınıza lionfish ve grouper, ayrıca feather star çıkabiliyor, daha doğrusu bunlar benim kaşrıma çıktı, size daha farklı şeyler de denk gelebilir(di).
Dönüşte tekrar laguna da birbirinden canlı bir hayat, tüm dalış boyunca gözlerinizi dört açın. Dediğim gibi süprizleri bol.

Takı satan ufaklıklar

Dalış biter bitmez hızla ekipmanımızı kamyonete yüklüyoruz ve Dahab’ın merkezine doğru yola çıkıyoruz. Al Capone restaurant’a birbirinden müthiş yemekleri, çoookkkk ucuza yiyoruz. Burada da takı satan ufaklılarla karşılaşıyoruz. Ayrıca yemeğinizi erken bitirip biraz etrafı kolaçan etmeyi unutmayın, alışveriş için iyi bir yer.
Dönüş yolunu uyuyarak geçiriyoruz.
Takı satan ufaklık

Ayrıca Dahab’a geldiğinizde Suudi Arabistan’ı da görmüş oluyorsunuz. Karşı kıyıdan size el sallıyorlar, elleri göremeseniz de yükseltileri görüyorsunuz, o da bir şeydir, Suudi Arabistan’ı da gördünüz.

Sapla samanı karıştırmak!

AKP


Bu aslında bir dalış bloğu, ama burada gazete haberlerini okudukça öfkelenmemek elde değil. Her geçen gün halk olarak nasıl pasifize edildiğimizi görmek canımı acıtıyor.

Artık bu Ergenekon destanı, Hollywood filmlerinin senaryolarına benzedi, komplo teorisi bu değil de nedir? Yetmiş yaşını aşmış adamlar terör örgütü kuruyorlar (tamam yaşla alaka kurmak yanlış olabilir, Deniz Baykal’ın hala bu yaşta siyaset yaptığını, ya da Amerikan Başkanlık seçimlerinde Obama’nın rakibi John McCain akla getirilirse, bu tez rahatlıkla çürütülebilir.); yaşlarını ve konuşulabilecek tüm özeliklerini bir yana bırakalım, bu adamların tek ortak noktası Kemalist olmaları; Akp’nin, Türkiye Cumhuriyeti’nin yıkılmaz özelliklerinden birisi olan laiklik özelliğinin üzerinde kara bir bulut oluşturduğunu savunmaları, her fırsatta Akp karşıtı yorumlara sahip olmaları.

Şimdi bu oyunlarını daha başarılı hale getirmek için bir kozlarını daha sundular. İbrahim Şahin’in evinde çıkan krokiler ve bu krokilerde çıkan noktalardaki gömülü silahlar. Hadi İbrahim Şahin, bunamış falan olsun, herkesin gözaltına alındığı bu dönemlerde evinde böyle krokileri saklamış olsun, gerçekten bunları yapmış olsun( İbrahim Şahin’e en ufak bir sempati duymamamla beraber, tüm bunların yalan olduğuna inanıyorum), Kemal Gürüz, İlhan Selçuk, Kemal Alemdaroğlu, Tuncay Özkan ve birçoklarının bu adamla en küçük bir ilişkisi yokken aynı davada yer alıyormuş gibi göstermek.




Kitle İletişim derslerinde öğretilen en önemli derslerden birisi “Toplumsal Bellek”. Bugün İbrahim Şahin operasyonun gerçekleşmesinin tek sebebi işte bu toplumsal bellek’tir. Yıllar geçse bile Ergenekon’dan akılda kalacak şeylerin başında bu silahlar yer alacaktır, böylece kim suçlu, kim suçsuz, aslında ne oyunlar dönüyor, hepsi unutulup gidecektir. Geçmişte Susurluk örneği duruyor işte, ne kaldı toplumsal belleğimizde, kamyon-silah-mafya-derin devlet-Abdullah Çatlı. Peki bir Mehmet Ağar vardı ne oldu ona, ya da Tansu Çiller... Aklanıp gittiler beyinlerimizde, biz çoktan Mehmet Ağar’ın Susurlukla olan ilgisini unuttuk, gitti. İşte bu oyun bundan ibaret...
Gelelim bu sevdiğim adamların çeteci olarak suçlanmalarına (Kemal Gürüz, Kemal Alemdaroğlu, Tuncay Özkan, İlhan Selçuk ve daha bir çoğu), eğer onlar çeteciyse bende en az onlar kadar çeteciyim, bu hükümet ilk geldiği günden beri, bu hükümeti buradan indirmenin yolu yok mu acaba diye beynimi az meşgul etmedim. Dürüst siyasetçi diye Tayyip Erdoğan’ı seven sevgili Türk halkı, İstanbul Belediye Başkanı iken , kaçak evi olan Tayyip Erdoğan’ı çoktan unutmuştur, o zamanlar bu kaçak evden başka da bir malı yoktur kendisinin. O zamandan bu zamana nasıl zengin oldu, çocukları fabrikatör oldu, Türk Halkına bir anlatsın biz de kendisinden faydalanalım isterim.

Bu çeteciler, askeri darbe ile Akp Hükümeti’ni indirmeyi istediler, hangimizin aklına gelmedi ki, hangimiz bu asker Akp’ye her höt dediğinde, yüreklerimizde evet bunlar şeriat getirmek isterlerse bu asker onları oradan indirir diye bir umuda sahip olmadık. (gün geçtikçe bu umudum da azalıyor).

Bugün şeriatın Türkiye’ye getirilebileceğine inanmayanlar, işte size eğlenceli bir animasyon filmi “Persepolis”, hem biraz eğlenirsiniz hem de biraz içiniz kararır. İran’ın zamanında geçtiği yolardan çoktan yol almaya başladığımızı görürsünüz.
Akıllarınızdaki bir diğer soru ise, “bu büyük güçler niye bu kadar İslamlaşmamızı istiyor”olabilir, çok kafa kurcalamayın, hemen İslam ülkelerine bakın, ne kadar ürettiklerine bakın, ne kadar özgür olduklarına bakın, İslam ordusu için savaşanların silahlarının markasına bakın, bakın da bakın, önemli olan görmeye çalışın.

Shakespeare, “hayat dediğin yedi perdelik bir oyun” demiş, kaç perdelik bilmiyorum ama siyaset dediğin bir oyun ve bu oyunun en önemli parçalarından birisi; insanları oynanan oyunlara inandırmak. Bu oyunlara inanabilmemiz için bir takım oyunlar daha sahnelenip durmakta, biz sadece magazin ünlülerinin hayatlarını yalandan ibaret sanıp duralım, aslında politikacıların da magazin ünlüleri gibi imajları olduğunu, söyleyecekleri her kelimenin birileri tarafından yazılıp- çizildiğini, kendilerini inandırıcı kılmak için nasıl dersler aldıklarını aklımıza getirmeyelim.

Son olarak sadece şu sorunun cevabı ne olabilir diye düşünün içinizden;
Sizce, Uğur Mumcu, Taner Kışlalı ve Bahriye Üçok yaşasalardı, Egenekon Çetesi üyesi oldukları için gözaltına alınırlar mıydı?

Hepsi bu...

Yine Bir Katliam :-(



Steven Spielberg “Jaws”filmini yaparken bir faciaya sebep olacağını düşünmüş müydü acaba? İnsanoğlu bir film kahramanı olan Jaws’I, bunca yıl geçmesine rağmen hala gerçek zannediyorlar ve bir balık için bile zararsız olan sadece sudaki planktonlarla beslenen bir balığı katledebiliyorlar.
Hürriyet Gazetesi’nde yine bir köpekbalığı katletme haberi...(Hem de bunu bir katletme haberi olarak değil, iki balıkçı teknesinin büyük zaferi olarak yayınlamışlar.)

Basking Shark (Türkçe adıyla “Güneşlenen köpekbalığı”), dünyanın en büyük ikinci balığı olan bu tür 10 metre uzunluğa ve 3 ton ağırlığa ulaşabilir. Bu büyük cüssesine rağmen, deniz suyundan plankton filtreliyerek beslenir, çok büyük olan ağzı daima açık bir şekilde yüzerek deniz suyunu solungaçlarıyla tarar. Her saatde 2000 litre deniz suyunu filtrelemiş ve içindeki küçük organizmaları toplamış olur.
Neredeyse dünyanın bütün denizlerinde rastlamak mümkündür, soğuk suyu ve plankton’un bol olduğu yerleri tercih eder. En sık görüldüğü yerler Atlantik Okyanusu ve Büyük Okyanus’dur. Ülkemizde görülebilecek en büyük balık türüdür.
1993 yılında, 1950 yılından bu yana, Basking Shark’ın nüfüsunun %80 oranunda azaldığı rapor edilmiştir. Şu anda nesli tehlikede olan canlılar listesindedir ve avlanması kesinlikle yasaktır. Türkye’nin de kabul ettiği Barselona ve Bern Anlaşması 1995 yılında basking shark’ı nesli tehlikede olan canlılar listesine eklemiştir.
Türkiye’nin üyesi olduğu FAQ( Gıda ve Tarım Örgütü), bu türün avlanmasını yasaklamasına rağmen, hiçbir yaptırımda bulunulmamıştır.

7816 km kıyı sınırı olan bir ülke olarak ( kara sınırı: 2949 km, düşünün ki ne kadar önemli bir oran), bir deniz bakanlığımız olamaması, denizden bu kadar faydalanamayan, deniz kültürüne sahip olamayan bür ülke olmamız içler acısı. İçim acıyor, katledilen her canlı için. Hukuk sistemi insanı da, doğayı da korumak için zayıf kalıyor ve biz derin uykumuzda uyumaya devam ediyoruz, ara sıra mırıldanıyoruz işte, yalnızca tüm yaptığımız bu...

Not: Fotoğraf Anadolu Ajansı'Ndan Hanife Erdinç'e aittir.

Populer Yazılar

Like us on Facebook