Deniz Yaşamı için Yapabileceğiniz 20 Şey:


1- Deniz canlılarını beslemeyin!

Onlara dokunmayın, üstlerine binmeyin (o kadar çok kaplumbağa üstüne oturmuş dalıcı fotoğrafı geziyor ki internette, bu yüzden üstlerine binme diye bir tabir de kullanmak zorunda kaldım)! Bu aktiviteler onların beslenme ya da çiftleşmelerinde düzen bozucu olabilir ve onları tehlikeye sokabilir.


2- Suyun altından aldığınız sadece fotoğraf kareleri, geride bıraktığınız da hava kabarcıkları olsun.

Bir çok dalgıç, dalış anısı olarak ya da evinde aksesuar olarak kullanmak için suyun altından deniz kabuğu, deniz atı, mercan, deniz yıldızı ve benzerlerini toplamaktadır. Unutmayın ki deniz aşığı olduğunuzu söyleyip de aşığı olduğunuz bütünün parçalarını öldürmek sağlıksız bir girişim olacaktır.

3-
Restaurantlarda ya da alışveriş sırasında yaşamı sürdürülebilir olan ürünleri seçin.
Yumurtaları ile servis edilen karidesler masanıza geldiğinde geri çevirin, avlanması yasak türleri tezgahlarda gördüğünüzde gerekli yerlere bildirin ve en önemlisi internetten kolayca ulaşabileceğiniz deniz ürünleri satın alırken nelere dikkat etmeniz, neler yasaktır gibi şeyleri okuyun ve uygulayın.

4- Temizleme hareketlerine katılın!
Türkiye’de Hakan Tiryaki’nin önderliğinde çalışmalarını devam ettiren STH (Sualtı Temizlik ve Bilinçlendirme Hareketi’nin çalışmalarına katılın. Arkadaş ortamlarında yaptığınız “çevre için bir şeyler yapmak” ya da benzeri başlıklı konuşmaları gerçeğe dönüştürün, çevreyi kurtarmak siyaseti kurtarmaktan daha kolay ve bireysel de yapılabilen bir eylem. (http://www.sth.org.tr/)

5- Sualtı check-up gönüllüsü olun!
Bir çok ülke’de resiflerin ve mercanların sağlığı ile ilgili çalışmalar ve gönüllüler tarafından yapılan bir çeşit check-up’da diyebileceğimiz resiflerin sağlık kontrolü dalgıçlar tarafından yapılmakta ve karşılaşılan tehlike olarak nitelendirilecek şeyler ilgili kurumlara rapor edilir. Henüz Türkiye’de böyle bir uygulama yok, yine internet’te gördüğüm bir fotoğraf’ta Ayvalık’taki mercanların üzerine demir atmış bir tekne fotoğrafı unutabileceğim cinsten değildi. Bir kahramanlık örneği gösterin ve bir organizasyonun başlangıcını oluşturun, gönüllü dalgıçlarınız olsun ve fotoğraflayarak dalış bölgelerinin sağlık kontrollerini yapsınlar, sonuçlardan raporlar hazırlayın ve bunları sualtı magazinleri, sualtı mail grupları ve Türkiye’deki tüm dalış merkezlerine e-mail edin. Doğayı bozan bir dalış teknesi veya dalış okulunun müşteri kitlesinde azalma olacaktır ve diğer tekne ya da klüpler daha dikkatli adım atmaya başlayacaktır.

6- Korumaya alınmış deniz parkları oluşturun ve bunları destekleyin.
Örneğin Mısır’daki
Ras Mohammed Ulusal Parkı giriş ücreti 5 dolardır. Dalış merkezleri bu parayı dalış ücretinden ayrı bir birim olarak müşterilerinden temin eder. Tekne liman’dan açılmadan önce liman’dan tekne çıkış izinleri alındığı sırada yine liman’daki ulusal park ofisi’ne yolcu listesi verilir ve ödeme yapılır. Her gün daha da sefilleşen Türkiye’deki sualtı hayatı için mutlaka özel koruma alanları oluşturmayı deneyin.


7- Geri dönüşümü olan ürünleri kullanın.
Artık sağır sultan bile duydu, plastiğin geri dönüşümü olmadığını, eğer hala duymadıysanız şimdi okudunuz. Plastik şişeler, plastik torbalar ya da plastik her ne ise bunun geri dönüşümlü olan alternatiflerini kullanın.
Bir diğer önemli olan ise artık piller, mutlaka geri dönüşümlü piller kullanın ve bitik pillerinizi de pil toplama kutularına atın. (Belki kimi yerlerde rastlamışsınızdır, içi pille dolu şeffaf
konteynırlar). Niyesi, nedenine gelince Tübitak’tan alınmış kısa bir açıklamayı aşağıya yazıyorum.

Demir ve Kadmiyum, pillerde bulunan başlıca metaller. Pillerde aynı zamanda az miktarda antimony, lityum, kobalt, gümüş, cıva, çinko ve öteki kimyasallar da bulunur. Bu metalleri barındıran piller ciddi kirlilik sorunlarına neden olurlar. Örneğin, kadmiyum, yok edilemez ve güvenli bir çöp depolama alanında saklanmadığı sürece, besin zincirine karışır. Buradan, çevresel tüm alanlara ulaşır ve özellikle insanların ve balıkların karaciğer, böbrek ve beyinlerine zarar verir. Aynı şekilde cıva da yok edilemez. Soluma ya da deri temasıyla bulaşır ve böbreklere ve ciğerlere yerleşir. Demir, beynin zarar görmesine, kırmızı kan hücrelerinin parçalanmasına, hastalıklara karşı direncin azalmasına ve bağırsak ve böbrek kanserine neden olur. Çevremizi ve sağlımızı korumak için atacağımız adımlardan biri de şarj edilebilir piller kullanmak olacaktır.
8- Petrol bağımlılığını azalt!
Daha az araba, daha fazla toplu taşıma kullan. Dünyada denize sızan petrol ya da tanker kazaları sebebiyle denize boşalan petrol azımsanacak gibi değil. Boğaz’daki tanker trafiği için sesini yükselt!
Tanker faciaları hem havayı, hem denizi, hem de toprağı zehirliyor. Petrolün deniz yüzeyinde kalması nedeniyle, güneş ışınları denizin içine ulaşamıyor, böylece fotosentez gerçekleşmiyor. Oksijen azaldığından deniz yüzeyine yakın yaşayan canlılar ölüyor. Dibe inen petrol aşağıdaki canlıları zehirliyor. Petrolün yanmasıyla birlikte havaya kanserojen maddeler karışıyor; hava kirliliği oluşuyor. Sonra havadaki kanserojen maddeler asit yağmuru olarak tekrar yeryüzüne iniyor.


9- Tekne sorumluluğu
Tekneyle açılırken yanınızda ne varsa, dönerken de eksiksiz olarak geri götürmeye dikkat edin. Geride bir şey bırakmayın. Dalış okulları olarak, müşterilerinize tekneye plastik torba getirmemeleri konusunda uyarıda bulununuzz. Rüzgar sebebiyle plastik torbalara hakim olmak çok ama çok zordur ve denize bırakılan plastik torbalar bir çok deniz canlısı ve kanatlı türü için öldürücü tehlikeye sahiptir. Plastik torbayı, deniz anası sanarak yemeye çalışırken boğulan kaplumbağa sayısı hiç yadırganacak gibi değildir. Kuşlar da cabası. O çok sevdiğiniz kaplumbağaları korumaya yardım edin ve plastik poşete hayır deyin.


10- Sualtı dalgıcı olmanın yanı sıra, sualtı temizlikçisi olmayı da deneyin.
Denge yeleğinizin ceplerini , suyun altında bulduğunuz geri dönüşümü olmayan maddeleri toplamak için kullanabilirsiniz. Bu iş dalışınızı yavaşlatmayacağı gibi, dalış sonrası kendinizi mutlu hissetmenize bile sebep olabilecektir.

11- Deniz’i koruma konusunda konuşun!
Dalışa giderken yapılan yolculuklar, teknede vakit geçirilen zamanlar ya da dalış
kulüplerinde bir araya gelinen zamanlar... Bir kaç dalgıç bir araya geldiğinde deniz’i koruma bilinci hakkında konuşma yapın, bu en etkili yöntemlerden biridir. Sualtı fotoğraflarına baktığınız dalgıçların fotoğraflarında, deniz canlıların doğal konumlarına yapılmış bir müdahale gördüğünüzde çekinmeden uyarıda bulunup, olması gerekenden bahsedin. (Tatlı dilinizle)

12- Kalabalık dalış bölgeleri yerine daha tenha bölgeleri tercih edin ve resif ve canlılarını stres’ten koruyun.
Türkiye’de
sualtı turizmi endüstrisinin gelişememesinin bana göre önemli sorunlarından biri de, dalış bölgesi sayısının azlığı. Tekne sahiplerinin tekne yakıtı konusunda tasarruf etmek istemeleri nedeniyle liman’a yakın yerlerde yapılan dalışlar.Müşteri talep ettikçe, işyeri sahibi de talepleri kabul etmek zorunda kalacaktır. Bu yüzden kalabalık bir dalış bölgesindeyseniz, tekne’den sizi daha sakin bir bölgeye götürmesini isteyin.
Yine Mısır’dan bir örnek size; Fazla dalgıç sayısı resif’e stres getirdiği için Sharm’ın en güzel dalış bölgesi olan
Shark&Yolanda’da tekneler sadece bir dalış yaptırabilir, ikinci dalış başka bir dalış bölgesi olmak zorundadır. Yoksa gönüller hep ister ki her dalış Shark&Yolanda olsun.

13- Çek ellerini!
Suyun altında hiçbir şeye dokunma, ister ellerinle, ister paletlerinle, ister ahtapot’unla olsun.
Hiçbir istatistiğe gerek duymadan şunu çok net olarak söyleyebilirim ki, Türkiye’deki dalgıçların %80’i suyun altında sağdan soldan ahtapot ve hava ya da derinlik göstergeleri sarkık bir şekilde dalmaktadır. Ne zaman bir
sualtı fotoğrafına baksam bir yanda ahtapot sallanmakta, diğer yanda başka bir şey, çarpa çarpa gitmekteler. Hatta öyle çok dalış eğitmeni fotoğrafı gördüm ki ahtapotu “mevlam kayıra saldım çayıra” şeklinde olan. Şunu unutmayın, hiçbir dalgıç mükemmel yüzerliliğe ya da donanıma sahip olarak dünyaya gelmedi. Ben de dahil olmak üzere ahtapotum sallana sallana çok dalış yaptım zamanında, deniz kestanesi kırıp balık besledim ve mercanlara dokundum. Çünkü hiçbir şey bilmiyordum, öğrenebilecek kaynak da çok fazla yoktu eskiden. Ama zaman geçti ve öğrendim, hala da öğrenmeye devam ediyorum. Sualtı yaşamı hakkında olan cahilliğiniz, futbol oynayıp da korner nedir bilmemek gibi bir şey.
Dalış merkezleri ticari kuruluşlardır, sizin sayenizde para kazanmaktadırlar. Ahtapot’u bir yanlarından sallanan ya da yüzerliliği mükemmel olmayan bir dalış eğitmenine sahipseniz yanlış yerdesiniz demektir, dalış merkezinizi hızla terk edip daha iyisini bulmayı deneyin.Eğitim dalışınızı yaptıran kişinin brövesini mutlaka gözünüzle görün.Bu kadar cümle sonrası da bir zahmet o göstergeleri falan sıkıştırıverin bir yerlerinize, bir de klipsler satılmakta dalış mağazalarında ...

14- Toprak ya da çimenli alanda deterjanlı su ile araba yıkamayın!
Su tasarrufu nedeniyle bir çok yerde
bangır bangır çağrısı yapılan “arabanızı yıkamadan önce çimenlik alana çekin, toprak da sulanmış olur” önerisinin sadece deterjansız su da geçerli olduğunu sakın unutmayın. Toprağa karışan suyun geri dönüşümünü ilk okulda hepimiz öğrenmiştik, ayrıca bu deterjanlı suların denize karışması hiç de zor değildir. Atık suyunuzu mutlaka kontrol edin.


15- Strafor Şamandıraları kullanma
Strafor denizlerin dibine giderken küçük parçalara ayrılır, fakat geri dönüşümü olmadığı için ayrıştırılamaz. Bu da dip yiyicisi olan küçük balıklar için oldukça tehlikelidir. Bu arada strafor ne derseniz; hani şu beyaz ve çok hafif olan beyaz plastik köpük. Bu geri-dönüşümsüz madde Ozon tabakasının incelmesine sebep olan kloroflorokarbon ihtiva ettiğinden de ozon tabakasının delinmesindeki baş aktörlerden de biridir. Uzak durun!

16- Tekne çapası yönteminden vazgeçilmesi için çırpının.
Tonoz yöntemi ile tekneler çapa atmak yerine şamandıraya bağlanabilirler. Sualtı federasyonu ve turizm bakanlığı buna bir bütçe yaratmak zorundadır. Eğer federasyon buna bir çözüm üretemiyorsa, çözüm üretimi yapabilecek yeni organizasyonlar kurulmalıdır.

17- Balık ağları'nın deniz yaşamını yok etmesine sadece üzülmekle kalma!
Sualtında bırakılmış ve bırakıldığı yerdeki deniz yaşamının bitmesine sebep olan balık ağlarının toplanmasını üstlenen organizasyonlara destek verin.

18-Finansal destek!
Kaplumbağalar, foklar, diğer sualtı canlıları konusunda eğitimler verilebilir ve bu eğitimlerden finansal destek sağlanabilir. Bu destek de yine denizlerimi korumak ile ilgili çalışmalarda kullanılabilir. Tübitak Yaz Kampı veya benzeri nicelikteki eğitimlerin niteliklerini biraz değiştirilerek bunlar yapılabilir. Eğer önümüzdeki 40 yıl içerisinde birisi bunları akıl edip de uygularsa ona destek verin.

19-Sualtı fotoğraflarını paylaş!
Amatör sualtı fotoğrafçılarının sayısı günden güne fazlalaşıyor. Fotoğraflarınızı bilimsel kuruluşlar, sualtını koruma ile ilgili organizasyonlar, araştırma görevlileri ve öğrenciler ile paylaşın. Dünyaca ünlü bir deniz foto bankası “ http://www.marinephotobank.org “ .

20- Deniz canlılarını denizde bırakın!
Kaplumbağalar, mercanlar, balıklar, diğer deniz canlıları çoğu zaman yasal olmayan biçimlerde yakalanarak akvaryum endüstrisinin içine sokuluyor.
The U.N. Environment Programme’ın raporlarına göre her yıl 20 milyon tropikal balık ve 10 milyon civarı diğer deniz canlıları akvaryum endüstrisi için yakalanıyor. Çoğu zaman siyanür ile yapılan avcılık sonunda mercanlar ölüm ile yüz yüze kalıyor. Akvaryum alışverişi yaptığınızda mutlaka sertifikalarını kontrol edin.

Sharm dalış planlarınızı kolaylaştıracak 20 ipucu!

Geçtiğimiz günlerde Sean’ın dalış rehberi bir arkadaşı Türk olduğumu duyunca bir Türk grubuyla olan anısını anlattı, dalış merkezi olarak ilk defa bir türk grubu ağırlamışlar ve ilk günün sonunda da yollarını ayırmışlar. Sebebi ise kurallara uymamak ve kurallar konusunda bolca şikayet etmek.


Sharm El Sheikh dalış endüstrisinin oldukça gelişmiş ve hala gelişmekte olduğu yerlerden biridir. An itibari ile CDWS’e (Chamber of Diving and Watersport) kayıtlı 291 dalış merkezi var (291 rakamının içinde safari tekne firmaları, otel şubeleri de yer almaktadır). Her dalış merkezinin kendine göre kuralları oldu gibi, uygulamak zorunda olduğu başta Turizm Bakanlığı’nın olmak üzere, CDWS’in belirlediği kurallar da vardır. Bunun dışında SSDM (The South Sinai Association for Diving and Marine Activities) ‘e bağlı 70 dalış merkezi var ve yine bu organizasyonun da getirdiği kurallar var.

Eğer Sharm El Sheik’e bir dalış programı yapıyorsanız, işinize yarayabileceğini düşündüğüm “20 şey”i yazıyorum.

1- Otelde buluşma zamanı
Dalış merkezi size bir pick-up zamanı veriyor, kimi oteller içeriye hiçbir yabancı aracın girmesine izin vermediği için otelinizin durumuna göre resepsiyon değil, dış kapının önünü buluşma yeri olarak söyleyebilirler. Sharm’da trafik olmadığı için buluşma saati ortalama olarak değil, kesin ve net olarak söyleniyor. Size 7:30 diye bir saat verildiyse o saatte sizi almaya gelen minibüs orada olacaktır. Gecikmeniz durumunda, sizden sonra minibüs ile alınacak insanları da bekletmiş oluyorsunuz. Her şeyden önce siz dalış rehberiniz tarafından alınırken, bir diğer yandan limanda gerekli evraklar ve dalıcı listesi onaydan geçiyor ve onaylanan kağıtta teknenin limandan ayrılacağı saat yazıyor. Her şeyden önce limanda yetişmeniz gereken bir tekne var.
Ne acı ki biz Türkler geç kalmakta nam salmış durumdayız, açıkçası kendi tecribelerim doğrultusunda da önceden daldığım Türk grupları için her gün 15 dakika otel kapısında beklediğimden, Türkler daima geç diyenlere söyleyecek bir lafımız yok. Neyse ki övünülmeyecek bu özelliğimizi Ruslar ve Yunanlılarla da paylaşıyoruz.

2- İlk gün otelinizden alındıktan sonra dalış merkezine gelerek giriş işlemlerinizi yapıyorsunuz, size bir form veriliyor, dalış merkezi için her şeyden önemli olan o formu doldurmanız.
Form’da geçirdiğiniz hastalıklar ile ilgili de bir bölüm var, eğer kaza ile herhangi birine sahip olduğunu işaretlediyseniz, doktor raporunuzu getirmeden hiçbir şekilde dalışa gidemiyorsunuz. Sanırım 250 paund karşılığında Chamber’dan (Dr. Adel’i sanırım duymuşsunuzdur, kendisinin bulunduğu klinik) sağlık raporu alabilirsiniz, tabi eğer doktor dalmanızda bir sakınca görmezse.

3- Dalış brövesi ve dalış kayıt defteri yanınızda bulundurmanız gereken en önemli iki şey. Bröveniz yanınızda olmadan hiçbir şekilde dalışa gidemiyorsunuz, anca Open Water kursuna başlama ya da Discover Scuba programına katılmayı gerçekleştirebilirsiniz. Bir çok dalıcı dalış kayıt defteri tutmadığı için bunda zorunluluk yok ama bröve kesinlikle zorunlu.

4- Ne kadar iyi dalıcı olursanız ya da kaç yıldız eğitmen olursanız olun zorunlu olarak ilk gün Check dive denilen dalışı yapmak ve lokal dalış bölgesi’nde dalmak durumundasınız. İlk dalış mutlaka şamandura dalışı oluyor ki ağırlık testinizi yapabilesiniz. İlk dalış maksimum derinlik 18 metre, diğer günlerde eğer bir yıldız ya da Open Water dalıcı iseniz 18 metre maksimum derinlik, daha üst seviyedeyseniz 30 metre maksimum derinlik sınırı var.

5- İlk gün dalış merkezine giriş yaptığınızda size bir kasa (bildiğimiz bakkal kasaları) veriliyor, kasanın üzerinde bir numara yazıyor, siz artık o numaradan ibaretsiniz, hiç bir şekilde o numarayı unutmamanız gerekiyor. Ekipmanlarınızı kasanın içine yerleştiriyorsunuz ve dalış merkezinde bırakıyorsunuz. Kasanızı siz taşımıyorsunuz, tekneye gidiş-dönüş transferleri bunun için görevli kişilerce yapılıyor. Her gün tekneye gider gitmez ilk asli göreviniz kasanızı kontrol etmek. Böylece olası aksilikler limandan çıkmadan halledilebilsin.

6- Teknede Dın ve Internetional olan tüpler var, ilk gün doldurduğunuz formda regulatörünüzün hangisi olduğunu işaretliyorsunuz, dalış merkezi o sayıya göre gerekli tüp’ü koyuyor. Teknede Int uyumlu tüpü bulup, dalış malzemelerinizin olduğu kasanın yanına taşıyorsunuz. Tüp ayrı bir yerde, dalış malzemeleriniz başka bir yerde olduğunda hem kendinize zorluk hem de diğer dalıcıları rahatsız edeceğinizden, ikisinin aynı yerde olmasına dikkat edin. Ekipmanınızı kendiniz kuruyorsunuz, yok hoşlanmam bu işlerden, ya da ben kuramıyorum diyorsanız, 40 euro ekstra ödeyip size özel dalış rehberi tutabilirsiniz, kendisi size dalış ekipmanınızı nasıl kuracağınızı itina ile gösterecektir. Teknede INT uyumlu tüpler bittiğinde, dalış rehberinizden adaptör isteyip, tüpünüzü Int uyumluya çevirebilirsiniz.

7- Tekneye biner binmez size dalış rehberiniz tarafından bir tekne brifingi verilecek, kısaca özetlemek gerekirse, teknede ıslak ve kuru alanlar var; kuru alan dediğimiz yerlere kurulanmadan ve dalış elbiselerimizle gelemiyoruz. Tekneye biner binmez terliklerimizi, ayakkabı kasasına koyuyoruz, teknede ayakkabı kesinlikle yasak. Teknedeki tuvaletler marine tuvaleti olduğundan, her şey denize kavuşuyor, bu nedenle tuvalet kağıdını klozetlere atmak kesinlikle yasak. Tekne çalışanları ve kaptan o teknenin yaşayanları olduğu için, aslında bir misafirlikte olduğumuzu hiçbir şekilde unutmayıp, o teknenin yaşayanlarının mekanlarına zarar vermiyoruz. Bir nevi işyerinize müşterinizin gelip zarar vermesi hiç hoş kaçmaz gözünüze. Teknenizin ismi o gün unutmayacaklarınızın listesinin başında geliyor, tüm tekneler birbirine benzediğinden, en iyi ayırt edeceğiniz şey teknenin ismi, bir diğer sebebi de denizdeyken teknenizi bulamadığınızda bir diğer tekneye teknenizin adını söylediğinizde, telsizle kaptana bildiriliyor yeriniz ve tekneniz sizi buluyor.
Brifing sırasında göstermeli olarak tuvaletlerin nerede olduğu, soğuk ve sıcak içeceklerin nerede olduğu, mutfağa nasıl ulaşabileceğiniz ve benzeri diğer bilgiler de veriliyor.
Tekneye bindiğinizde ilk iş ekipmanınızı kurmak ve kontrol etmek, ardından brifinge kadar serbest zamanınıza kavuşabilirsiniz. Böylece dalış zamanından 5 dakika önce ekipmanınızda karşılaşacağınız herhangi bir problem size stres vermeyecektir.

8- Teknenin hakimi kaptandır, kaptandan sonra dalış rehberi gelir. Eğer tekneyi kendinize özel kiralamadıysanız, ben şu resife gidiyorum sür kaptan demeniz olası değildir. Ola ki Tiran’a gidiyorsunuz, dalınacak resifi dalış rehberi, rüzgar ve rüzgarın getirisi dalganın durumununu ve diğer gerekli etkenleri göze alarak planlar, bunu önce kaptanla paylaşır, kaptan kabul ederse gelir sizle paylaşır. Hiçbir dalış merkezi yoktur ki ben dalıcımı kötü yerde daldırayım, hiçbir şey göremesin bir daha da gelmesin buralara diye düşünmez, hepsi size en iyisini şartlar doğrultusunda vermeye çalışır.

9- Dalış için tekne üç yerde durmakta ve bunlardan birisi tekne anlaşmalarından dolayı şamandura olmak durumundadır. Kurallar gereği Jackson ve Shark&Yolanda da günde iki dalış yapmak mümkün değildir. Gönül ister ki mümkün olsa her dalış Shark&Yolanda olsa (herhalde yüzlerce snapper’ın yanında yüzlerce dalıcı sürüleri de görebilirdik bu durumda)...

10- Şnorkel yapmak için denize girmeden önce rehberinizden mutlaka onay alın, rehberiniz size tekneye geri dönüş için bir süre verecektir. Şamandura bağlanmayan alanlarda şnorkel yapmanız için, tekne şnorkelcileri toplu halde resife bırakmakta, belli bir süre verilmekte ve tekne sizi tekrar resife gelip almakta. Tekne sizi resife bıraktığı andan itibaren, tekne çalışanları tekneden sizi izlemeye devam etmektedir. Şnorkel sırasında da, yine dalış işaretlerimizden okey ve problem var işaretleri ile anlaşılmaktadır.(Yalnız bu okey parmaklarla olanı değil kollarımızı kavuşturarak yaptığımız büyük OK işareti ve problem var da sanki çift kolla büyük bir “güle güle” yaparmış gibi kollarımızı sallamak.) Eğer şnorkel yapmak istiyor, fakat derin sulardan hoşlanmıyorsanız otelin plajından denize girmenizi tavsiye ederim. Çoğu şnorkelci Ras Mohamed’de ya da Tiran’da derin sulardan dolayı memnuniyetsiz ayrılabilmektedir.

11- Dalış brifingi sırasında rehber size, dalış için ne zaman suya atlayacağınızı ve ne zaman hazırlanmaya başlayacağınızı söylüyor. Teknede bir’den fazla grup bulunuyorsa, ilk atlayacak olan gruptan önce platformda beklememeli, maske ve palet dışında tüm ekipmanınızı kuşanmış halde geride beklemelisiniz. Eğer akıntı dalışı yapıyorsanız, dalış rehberiniz size tüm ekipmanı kuşanmanızı söylediği anda maske ve paletler hazır halde bekliyorsunuz. Genellikle yaşadığımız en büyük problem bu yönde oluyor, akıntı dalışlarında tekne resife yaklaşır ve en kısa zamanda dalıcılarını resife bırakıp geri dönmesi hem resife yakın olan teknenin güvenliği için, hem de teknenin motor sesiyle ürküp kaçan büyük balıkların sayısını fazlalaştırmamak için, yine bir başka neden yüzeyde akıntı varsa arada mesafelerle atlayan dalıcıların birbirlerine yakın kalabilmelerinin zor olduğu ve akıntıda efor sarfedip yorulacakları için, için de için... İnanın ki kimse zevkten o sıcağın altında platforma tüm ekipman kuşatılmış bir şekilde sizi bekletmek istemez.

12- Hazır problem demişken bir başka en sık yaşanan problemden bahsedeyim, eğer şamandura dalışı yapmıyorsanız dalış sonrası tekneye çıkarken tüm ekipmanınız kuşanmış bir şekilde geri çıkıyorsunuz. Maske, ve paletleriniz her şey sizinle birlikte. Paletle tekneye çıkmak elbette zor ve uğraştırıcı bir iş, ama teknenin merdivenini elinizden kaçırdığınızda akıntıda paletsiz yüzmeniz sizi tekneden oldukça uzaklaştıracaktır. Tüm ekipmanınız kuşalı bir şekilde eğer ki tekneden kazayla geri suya düştüğünüzde, su da yaşayacağınız problem riski azalacaktır ve tekrar tekneye geri dönüşünüzü kolayca yönetebileceksinizdir. Hazır tekneye geri dönüş demişken, ola ki suyun altında rehberinizi kaybettiniz resif duvarına yanaşıp yüzeye çıkmalısınız, gözünüzün ucuyla teknenizi (tekne isminin unutmamanın önemi)bulup, sizi gözleyen kaptan ya da tekne ekibine ok işareti veriyorsunuz. Tekne resife yanaşırken, siz de resifden açılıyorsunuz ve tekneden size atılan halat’a tutunarak ilerleyerek tekneye varıyorsunuz. Resif’in kenarında tekneyi beklemeye devam ederseniz, daha çooookkkk beklersiniz gibi bir şey demek zorundayım, çünkü tekneler resiflerin dibine kadar girememekte.
Ayrıca halat’a tutunmuş bir şekilde ilerlerken sadece kollarınızla kendinizi çekiyor, paletlerinizi çırpmıyorsunuz, böylece arkanızdan sizi takip edenleri tekmelememiş oluyorsunuz. Merdivende tekneye çıkan varken tam altında beklemiyorsunuz, hayal edin o kişinin tüm ekipmanı ile tam tepenize düştüğünde olabilecekleri...

13- Hiçbir şeye dokunma! En önemli kural!!! 4 sene önce Çeşmede bir dalış sırasında ahtapotların yuvalarını yerinden oynatan bir rehber görmüştüm, ne kadar kaya varsa kaldırmıştı yerinden, ahtapotları bulup eline alıp, sırayla dalıcılarına elden ele gezdiriyordu. Ne farkı var, savaş için gelinen bir köyde tüm evleri yerle bir eden düşmandan! Biz kara insaları misafir olarak bulunduğumuz yerde, misafir olmanın adabına uymak zorundayız. Misafiriniz evinize geldiğinde her istediğini yapıyor mu, hayır!!! Siz de misafirsiniz, madem tutkulusunuz sualtına, o zaman sevmeyi ve sağlıklı sevginin getirdiği zarar vermememe duygusuna sahip olmalısınız. İzleyin ve o anı yaşayın, kameranız varsa kaydedin.

Sudan çıktığınızda gerinizde hiçbir şey bırakmayacağınız gibi hiçbir şeyi de sizinle beraber götürmemelisiniz.

Diyelim ki kaplumbağa gördünüz, üstüne hızla gittiğinizde zaten ürküp kaçacaktır, bu yüzden yavaş hareket ederek ilerleyin ki fotoğraf çekebilesiniz. Eğer kaplumbağayı yakalayıp, at gibi sırtına binmeyeciğine söz verirseniz (ola ki yaptınız- ertesi gün yeni bir dalış merkezi bulmanız gerekecek kendinize), küçük bir tüyo, kaplumbağa gördünüz, resif ile kaplumbağa arasında kalan bölgeden ilerleyerek giderseniz, resiften açığa doğru kaçacak ve dibe doğru gidecektir, bu yüzden kaplumbapa resif ile aranızda kalacak bir şekilde ilerlerseniz daha rahat fotoğraf çekebilirsiniz, bu kural diğer balıklar için de geçerli, tabi ki köpekbalıkları hariç :-)

14- Hiçbir şeye dokunma 2! Bu dokunmama kuralı da sizin açınızdan, bir çok balık toksik özelliklere sahip, dokunduğunuzda bu toksik size zarar verecektir. Sharm’da çok sık rastlayabileceğiniz stonefish, öldürücü seviyede zehire sahiptir, bunun dışında scorpionfish, kimi nudibranch, kimi deniz minareleri ve başka bir çok tür dokunmanız durumunda size ciddi anlamda zarar verecektir. (bunu yanlıiş anlamayın, bu türler agresif ve saldırgan değildir, yani siz dokunmaya çalışmadıkça hiçbir probleminiz olmayacaktır)

15- Mercanlara dokunma, ille de dokunacağım diyorsanız fire coral’a dokunun ki, gününüzü görün (Sakın denemeyin, ciddi anlamda canınız yanacaktır). Çoğu zaman dalıcılar, kırmızı yara izlerini göstererek, çok acıyor, nereye dokundum anlamadım gibi sorular soruyorlar, tanımlaması çok kolay: fire coral. İki hafta gibi bir süre sizinle yaşayacak kaşındırıcı bir ize sahip oldunuz demektir, ilahi adalet diyorlar buna :-) Şaka bir yana, belki de hiç bir şeye dokunmak istemediniz, sadece bcd’nizi dengeleyemiyorsunuz, mutlaka bu dengelemeyi iyi yapın, hem mercanlara, hem kendinize zarar vermeyin, hem de kum tepip görüş vizibiletinizi bozmayın. Eğer bu konuda sorun yaşıyorsanız, bulunduğunuz dalış merkezinin eğitmenleri ile sorununuzu paylaşın ve onların size sunacağı çözümlerden faydalanın. Padi dalış merkezlerinin byoncy control kurslarına katılabilirsiniz, ilerde fotoğraf çekmeye başladığınızda çok faydasını göreceğiniz bir eğitim bu.

16- Eğer brifing sırasında dalış rehberiniz tehlikeli organizmalardan bahsetmiyorsa, çekinmeyin siz sorun ve dalacağınız bölge hakkında sınırsız bilgi istemekten kaçınmayın. Misal titan trigger fish’in Temuz-Eylül dönemi arasında yumurtlama dönemi ve siz yumurtalarının yakınından geçerken size çarparak ya da ısırarak zarar vermeye çalışacaktır. Bu durumdan ve bu balıktan habersiz bir şekilde dalmak sizin dalış güvenliğinizi etkileyecektir. Dalış rehberinize soru sormaktan çekinmeyin, brifing sırasında iyi bir dinleyici olun.

17- Dalış süresi maksimum 60 dakika ya da 50 bar, dekolu dalış yok ve her dalışın sonunda 5 metre’de üç dakika güvenlik dekosu bekliyorsunuz. Dalış ile ilgili brifing sırasında tüm dalış işaretleri tekrar ediliyor. 100 bar’da ve 50 bar’da mutlaka rehberinize bildiriyorsunuz, 50 barda dalış son buluyor. Çimlenme yaparak dalışa devam etme gibi bir şey söz konusu değil, olası problemler durumunda badinizle çimlenme yaparak güvenlik dekosuna geçiyor ve dalışı badinizle beraber sonlandırıyorsunuz.

18- Öğle yemekleri 50 paund (9 dolara tekabül ediyor), açık büfe öğle yemeği ve sınırsız sıcak ve soğuk içecekler. İsterseniz dışarıdan da yiyecek-içeceğinizi getirebilirsiniz, ama benim tavsiyem mutlaka içecek seçeceğinen faydalanmanız, sıcak have ve dalış, ikisi bir arada olduğundan bol miktarda sıvı almalısınız vücudunuza, sadece teknede değil otelinize de döndüğünde sıvı tüketmeyi unutmayın.

19- Sharm El Sheikh’te rehberiniz olmadan kendi başınıza dalış yapabilmeniz mümkün değil, kimi dalış merkezleri rehbersiz dalış seçenekleri sunmakta, böyle mailler aldığınızda CDWS ve SSDM’e aldığınız mail’i forward edin. Hiçbir şey sizin güvenliğinizden daha önemli değildir, sizinle Türkiye’den gelen eğitmeninizin bölgenin yerel rehberi olmadığını ve bölgeyi iyi tanımadığını unutmayın. Bölgeyi iyi bilmeyen birisinin size sunabileceği ne kadar iyi bir dalış alternatifi olabilir, bu bir yana asıl önemli olan akıntılı suların olduğu bir bölgede güvenliğiniz açısından bu tür organizasyonlardan uzak durun. Kimi dalış merkezleri normalde rehber olmayan Padi Advance dalıcıları rehber gibi kullanmakta, ucuz iş gücü sağlamakta, CDWS’in kurallarına göre Dive Master ve üstü olmayan ve yine CDWS’in rehberlik sınavından geçmeyen hiçkimse rehberlik yapamaz.

20- Dalışlar bittikten sonra tüm ekipmanlarınızı kasalarınıza yerleştiriyorsunuz, eğer rehberiniz ertesi gün aynı botta olacağınızı teğit ederse elbisenizi asılı olarak kurumaya bırakabilirsiniz. Rehberiniz ertesi gün için size kaçta otelinizden alınacağınızı söylüyor, tekneyi terkedip minibüsle otelinize bırakılıyorsunuz.

Önemli Not: Tekne’de, tekne brifigi aldığınız sırada, dalış rehberinizden oksijen tüpünün yerini göstermesini isteyip, dolu olup olmadığını ve maskelerinin bulunup-bulunmadığını göstermesini isteyin. Oksijen tüpü bulunmayan bir teknede dalma riskini göze almayın, dalış merkezinin siz dalışa başlayana kadar tekneye dolu bir oksijen tüpü ulaştırmasını talep edin.

Kasım'da Sharm El Sheikh için 25 ufak ayrıntı:


1- Ey Sharm El Sheikh yolcusu, hava alanında karşılaşacağın domuz gribi önlemlerine hazırlıklı ol ve hava alanında uzun bir süre geçireceğini bil, yanında yiyecek bir şeyler bulundur, her şeyden önemlisi hava alanında dolduracağın ufak form için kalemin olsun ki, kalem sırası ne zaman sana gelecek diye bekleme.
2- Dalışlardan sonra teknede giymek için pamuklu-uzun kollu hatta kapşonlu şeyler getir. Rüzgar çarpabilir.
3- Su, şu an itibari ile 26 derece yani shorty ile dalabilirsin, ama yinede benim önerim full-wetsuit giymen ki, dalıştan sonra üşümeyesin. Gün itibari ile hava 24 derece, ama 24 ile 30 derece arası günden güne değişim gösteriyor. 24 dereceyi duyunca moralini bozma, derece ölçümlerinin gölgede olduğunu hatırla, yazları aynı hava durumu 55 derece olan sıcaklığı 39 derece diye söylüyor. Gündüzleri şortun, t-shirtün veya bikinin ile gayet sıcak bir tatil geçirebilirsin.
4- Yaz bitti köpekbalığı göremeyeceğim diye düşünme, manta ve balina köpek balığı dışında, çoğu araştırma köpekbalığı görme şansının şu aylarda daha fazla olduğunu söylüyor.
5- Manta sezonu bitti ama eagle ray yıl boyu görülebiliyor.

6- Eğer dalgadan hoşlanmıyorsan ve mide bulantısı sorunun varsa, tekneye gelmeden sabah kalvaltısı sonrası önlem olarak bulantı hapı al. Teknedeki ilk yardım çantasında mutlaka bulunacaktır, ama ilaç etkisini gösterene kadar senin miden çoktan bulanmaya başlayacaktır.
7- Taksilerle pazarlık yapma, taksiye bin ve gideceğin yeri söyle, vardığında paranı uzat ve taksiden in ve yoluna git.
Taksi tarifesi :
- Naama Bay-Hadaba: 20 paund
- Naama Bay-Old Market: 15 paund
- Hava Alanı- Naama Bay: 50 paund (normalde 40 ama)
- Naama Bay-Shark’s bay : 50 paund (normalde 40)
8- İki tip eczane bulunmakta: turistik ve normal eczane. Normal eczanelerde ilaçlar çok ucuz, turistik olanlarda ise pahalı.
9- Yine iki tip süpermarket bulunmakta: Turistik ve normal. Naama Bay’deki marketler pahalı olanları, Old Market yolu üzerindeki Metro ve Hadaba’daki Sheikh Abdallah, hem bölgedeki en büyük, hem de normal fiyatlı marketlerdir. Taksiye Metro ya da Sheikh Abdallah ismi vererek rahatlıkla ulaşabilirsin.
10- Tatile geldiğini unutma ve biraz paraya kıy, dünya mutfağından denemeler yap. Little Buddha, Hard Rock Cafe hem eğlence hem de mutfak olarak deneyebileceğin yerler. Tandori ‘yi(Camel Hotel’in içinde-Hint Mutfağı, kesinlikle tavsiye ederim), Danane’yi (Naama Bay’de Mc Donalds’a giderken sağda köşede kalıyor-Balık ve et restaurantı)hem fiyatları, hem temizliği, hem servisi mükemmel.
11- Camel Bar, bölgenin en ünlü barı. En üst kattaki masa ve minder düzenekli yeri için bir gün önceden rezervasyon yapmak gerekiyor. Ama alt katta yenilenen roof’u, üst katı aratmıyor, mutlaka erken gidin, geç saatlerde masa bulma sorunu yaşayabilirsiniz ve bar düzeneğinde ayakta kalabilirsiniz. Fiyatlar gayet uygun, türk lirası ile bir bira 6 milyon civarı, yemekleri tavsiye ederim, özellikle “indian basket” favorim. Hint yemekleri, Tandori’den gelmekte.
12- Dalışa gitmeyip, eğlenceye akıcak olanlar için “Pacha Disco” tavsiyem, yine Little Budha bir diğer alternatif.
13- Giyime meraklı bayanlar için Hadaba’dak Il Mercarto’ya gitmelerini öneririm, ünlü markaların mağazaları var, ayrıca dünyaca ünlü kitap mağazası Virgin’İn bir şubesi de bulunmakta. Dvd,müzik, elektronik, kitap, t-shirt’leri bakmakta fayda var. Restaurantlar dışında Mc Donalds ve Starbucks’da bulunmakta (Starbucks için mango suyu ve cheese kek’İ mutlaka tavsiye ederim, ardından da kahve tabi)

14- Otelinizin plajı yoksa, plaj için buranın en ünlü dalış bölgelerinden de biri olan Ras Um Sid’deki El Fanar Beach’i tavsiye ederim. Hele ki dalış tekneleri gelmeden önce suya ilk atlayan olursanız kaplumbağa ve eagle ray görme şansınız çok yüksek.
15- Eğer küçük çocuklarınız ile gidecek bir plaj arıyosanız da Shark’s Bay çocukların yüzmesi için en uygunu.
16- Derin denizde, dibi görmeden yüzemem diyorsanız tekneler ile şnorkel yapamaya gitmeyi denemeyin.

17- Mısır’a gelmişken Piramitleri de görün. Naama Bay’de onlarca tur şirketi bulunmakta, hepsine rahatlıkla güvenebilirsiniz çünkü zaten bu ofisler turizm bakanlığının şartlarını yerine getirmek zorundalar. Tur fiyatları 40 ile 60 euro arası değişiyor, Size 60 euro derlerse fiyatı 50’ye çekin, 50 derlerse 40’a(en kötü 45’e giderseniz). Sizin tur şirketiniz bu fiyatlardan daha pahalı yapıyorsa, sorgulamak yerine, yanınızda türk bir rehber ve grubunuz olduğunu ve turu hazırlayan kişilerin bir efor sarfedip, zaman harcadıklarını ve mesleklerinin bu olduğunu hatırlayın, kafanızda soru işaretleri oluşturmayın. Dalış hocanız sizin iş yerinize geldiğinde nasıl bedava hizmet veremiyorsanız, aynı saygıyı ona da gösterin.

18- Çölde ATV turuna gideceksiniz, kafanızı- gözünüzü iyice kapatacak bir şeylerle sarın, motor ile giderken çekim yapmaya çalışmayın, çöl kumu lenslerden içeri girecektir. Durduğunuz zaman çekimleri gerçekleştirmeniz kameranızın sağlığı açısından daha iyidir.


19- Dalışlarda yaşayabileceğiniz herhangi bir sağlık problemi için, limanın hemen çaprazında ünlü Dr. Adel’in de bulunduğu Chamber bulunmakta. Çok ufak bir şey de olsa buraya gidip muayene olmakta çekinmeyin. Gitmişken rica ederseniz, hem de basınç odası nasıl bir şeymiş görmüş olursunuz.
20- Paranızı exchange ofislerinde mısır paunduna çevirerek harcama yapın. Otelde para bozdurursanız daha düşük kurdan alacaklardır.
21- Biri size derse ki yemeklerde pamuk yağı falan kullanılmakta veya benzeri şeyler, inanmayın gayet yemeğine göre ayçiçek, zeytinyağı veya mısırözü kullanılmakta. Otelde yiyeceğiniz yemeklere güvenebilirsiniz, restaurantlarda ise mideniz hassas ise dikkat etmelisiniz.
22- Dalışlarda mercan çalmayın demeyeceğim, bunun yerine otelinizde kapı arkasında yazan notu okuyun, hava alanında bavulunuzda x-ray cihazından geçerken yakalanacak mercanlar için ne kadar para cezabı ödeyeceğiniz gayet açık ve net olarak yazmakta. Boşverin para cezalarını, doğayı incitmenin sizin gibi bir sualtı severe yakışmayacağını hatırlayın.

23- Balık restaurantlarında olurda yumurtalarıyla bir karides servis edildiğinde ya da avlanması için yeterli büyüklüğe sahip olmayan bir balık servis edildiyse, servisinizi sebebini de söyleyerek geri gönderin, hatta bunu Türkiye’de de yapın.
24- Dalış malzemesi, aksesuarları, kitapları ile ilgili alışveriş yapmak isterseniz Naama Bay’de Beyond Limit, Old Market’te yine Beyond limit, Old Market’te Thistlegorm Dive Shop, Metro Alışveriş merkezinin yanında Scuba Tech’e gidebilirsiniz.
25- Olur da sevap işlemek isterseniz, burada yaşayan bir Türk’e kitap (ne olursa),Rakı veya siyah zeytin getirebilirsiniz.



2010 Ekim itibari ile yapılan edit:
An itibari ile hava da su da çok sıcak, su 30 derece, hava ise isilik geçirecek kadar sıcak, üç hafta içinde hava değişmezse uzun kollu hiçbir şey getirmenize gerek yok.
Sizin de tahmin edeceğiniz gibi havaalanında domuz gribi kontrolü bu sene yok, ama vize polislerine dikkat, "köprüyü geçene kadar ayıya dayı de" deyimini unutmayın, vizeniz olsa bile 3-4 saat havaalanında sizi gıcıklığına bekletebilirler. Her ne olursa olsun sakın sesinizi yükseltmeyin ve polise diklenmeyin, güleryüz yılanı tatlı deliğinden çıkarır demişler.

Uzay'daki Stonefish!




Fotoğrafların üzerine tıklayarak büyük hallerini görebilirsiniz.

Bilim ve teknoloji haberlerine ilginiz var mı bilmiyorum, ama sualtı ile ilgili iseniz bu haber dikkatinizi çekebilir. Geçtiğimiz ay, gazetelerde Hubble’ın uzay’dan çektiği görüntülere rastlamışsınızdır, henüz görmediyseniz NASA’nın web sitesini ziyaret ederek görebilirsiniz. (görmek için tıkla)


İkisi arasındaki inanılmaz benzerliği Sean keşfetti, bana da buraya yazmak düştü.
Sharm El Sheik, stonefish görebilmeniz için oldukça şanslı bir bölge ama burada yıllarca yaşamasına rağmen henüz bir tane bile görememiş bir çok dalıcı var. Suyun altında farkedilmesi en zor canlılardan birisi, bu yüzden de dalış sırasında görmek çok zor. Buna rağmen çok kötü bir yüzücü olması sebebiyle bir kere buldunuz mu, ilerleyen haftalarda rastlaması daha kolay oluyor. Shark’s Bay’de iki ay boyunca aynı yerde rastladığım stonefish olduğu gibi, yine Shark’s Bey’de farklı bir stonefish’in kimi gün yerinde bulamadığım ama birkaç gün sonrasında aynı yerde bulduğum olmuştur.


Yolanda Resif''inde bu stonefish'e rastladım,
Stonefish ağzındaki avı Grey Moray ile (Gri Müren)
Latince adı “Synanceia verrucosa” olan bu dünyanın en zehirli balığını türkçe’de taş balığı olarak kullanabiliriz. Dünyanın en zehirli balığı ve medikal müdahale yapılmadığında insanlar için ölüme sebep verebilecek stonefishler aslında insanlara karşı saldırgan değiller. Kazaların en büyük sebebi bu kendini çok iyi kamufle eden canlının insanlar tarafından farkedilmeyip üstüne basılması ile gerçekleşiyor. Onüç zehirli sırt dikenine sahip olan stonefish, kendine koruma içgüdüsüyle, insanlara karşı kullanıyor. (Bu tehdit üstüne basmanız ve rahatsız etmeniz vb...) Bu sırt dikenlerini sadece defansif bir sebeple kullanıp, asla avında kullanmaz, zaten avlanmazlar, kamuflaj yetenekleri sayesinde avlarının kendilerine gelmesini beklerler. Yukarıdaki fotoğraf'da görüldüğü gibi ağzında gri müren ile fotoğraflamış bulunmama rağmen, kaynaklarda küçük balık, karides gibi türler ile beslendiği yazıyor. Emin değilim ama tahminimiz üzerine (yaklaşık 5 saat sonra aynı yere yaptığımız dalışta da pozisyonu değişmemiş bıraktığımız gibi bulduk) bu müreni yemeye çalışmış ve argo bir tabirle müren boğazında kalmış ve soluyamadığından dolayı ölmüş. Tabi ki bu sadece bir tahmin...
Suyun dışında 20 saat kadar yaşayabilip, maksimum 40 cm’ye kadar büyüdükleri görülmüş. Ben genellikle 25 ile 30 cm arası uzunlukta olanlarına rastlamaktayım. Ayrıca fotoğraf çekerken çok dikkatli olmalısınız, çünkü kötü de olsa yüzebiliyor. Bir keresinde profil fotoğrafını çekmeye çalışırken, bir orfoz balığının başka bir balığı kovalarken hızla stonefish'in arkasından geçmesiyle, stonefish'in zıplama ile yüzme arası bir stille yüzüşünü gördüm.

Fotoğrafların üzerine tıklayarak büyük hallerini görebilirsiniz.
Daha öncesinde ölümcül vakalara sebep olması sebebiyle, bunu duyan bir çok dalıcı için korkunç olarak değerlendirilen bu balık’tan korkmanızı gerektirecek bir sebep yok.

Denge yeleğinizi iyi bir şekilde kullandığınız sürece bu balık tarafından yaralanma şansınız yok denebilecek kadar az. Bu yüzden de, böyle bir sorununuz varsa hem kendinize hem de misafir olduğunuz dünyanın sahiplerine zarar vermeminiz için PADI’nin " Peak Performance Buoyancy" türkçe adıyla "Mükemmel Yüzerlik" eğitimini almanızı öneririm.

Saron marmoratus

From Derinlerde Bir Ukala/Sualtı Günlüğü

Hepimizin suyun altında gördüğümüzde heyecan duyduğumuz canlılar farklı farklıdır. Kimi orfozları, kimi mercanları, kimi kelebek ve melek balıklarını, kimi de karidesleri gördüğünde ayrı bir heyecan duyar. Köpekbalıklarını bu listeye yazmıyorum, çünkü köpekbalıklarının heyecanlandırmayacağı kimse görmedim ömrümde.

Benim ise suyun altında fotoğraflamaktan en zevk aldığım üç tür, goby, horozbina (blenny) ve karides türleridir. Suyun altında cüce bir goby’i görüntülemeye çalışırken, etrafımdaki dalgıçlar yanaşır ve neyin bu kadar ilginç olduğunu merak ederler, gösterdiğimde ise hayal kırıklığıyla uzaklaşırlar yanımdan. Surat ifadeleri tıpkı şişe burunlu yunuslar gibi, sanki daima mutluymuşcasına bir ifadeye sahiptir.

Yunuslar’ın bu ifadesine kanarak, tıkıldıkları gösteri havuzlarında mutlu olduklarını düşünen o kadar çok kişi var ki. Eğer gösteri havuzlarındaki yunuslarla ilgili “aslında neler oluyor”u öğrenmek için buraya tıklayarak okuyabilirsiniz.
From Derinlerde Bir Ukala/Sualtı Günlüğü


Bir diğer heyecanlandırıcı tür ise karidesler, hem de her çeşidi. Gündüz dalışlarında, temizleme karidesleri dışında karides görmek, ışık’tan hoşlanmadıkları için çok mümkün değildir. Bu yüzden gündüz dalışında eğer bir karides görmüşsem bu beni gerçekten heyecanladırır. Saron marmoratus’u gördüğümde de böyle oldu.
İngilizce ismiyle “Marbled Shrimp”, türkçe adıyla misket karides’i, latince adıyla da Saron marmoratus. Genellikle 30 metre ve daha derinlerde rastlamanın mümkün olduğu bu karides türü ışıktan hoşlanmıyor
From Derinlerde Bir Ukala/Sualtı Günlüğü
Shark’s Bay’de 32 metre’deki glassfish dolu mercan kulesi’nde çekildi bu fotoğraf. (Glassfish pinnacle’ı türkçe’de nasıl kullanacağımdan tam emin değilim, mercan kulesi olarak kullandım, faklı bir adı varsa, yorumlarda belirtirseniz sevinirim.) Her ziyaretimde bana farklı sürprizler sunan bu mercan kulesi’nin eğlenceli bir tadı vardı bu sefer de... Her zamanki ev sahipleri olan, iki kırmızı ağızlı orfoz (redmouth grouper), yiyecek depoları olan glassfishleri avlamaya çalışan trevally’lere sinirlenmiş ve onları kovalıyorlardı. Mecan kulesinin etrafında dön babam dönen bu kovalamacayı izleyip, bir yandan da trevally’leri fotoğraflamaya çalışırken, gözüm bu karidesin ponponlarına takıldı. Bir çeşit deniz kurdu mu diye dikkatlı gözlerle baktım ve karidesin varlığı canlandı gözlerimde. Trevally’lerle vakit kaybetmiştim ve deko’ya yakalanmamak için kısıtlı vaktim vardı, hemen bir kaç kare fotoğraf aldım, hemen dediğime bakmayın, çok küçük olduğundan netlik yakalamakta çok zorlandım, bir yandan da her kare sonrası pozlamayı değiştir, yok yine olmadı derken vakit aktı gitti. Deko’lu dalış yapmadığım için aklım karides’te kalacak bir şekilde mercan kulesine veda ettim.

Ne Olur Beni Şişirme!


Sansasyonel gazete haberleri mi desem, kulaktan kulağa geçen bilgi enformasyonun uğradığı kayıplar sonrası (ilk kişi naciye derken, son kişinin ağzından narenciye çıkması gibi bir şey), zihinlerin yanlış bilgilerle dolması mı, bu yanlış bilgilerin paylaşılması mı!

Google’da ufak bir arama ile karşınıza çıkacak sonuç başlıkları arasında; küresel felaket, balon canavarı, balıkçı düşmanı ve daha nicesi bulunmakta. Bu küçücük sevimli tür’den korkunç bir canavar gibi bahsedilmesi açıkçası jaws’ı gündemden düşürüp yeni bir deniz canavarı yaratmış. Yıllar geçtikçe, insanlar öğrenmeye başladıkça; 20 meterelik köpekbalıklarının olmadığı, jaws’ın yemek tercihleri arasında insanın hiç olmadığı, piranaların ülkemiz denizlerinde bulunma imkansızlığı (bunu bile denedik ya, ayrı bir yazı konusu) sonucunda en iyisi mi biz bu balon balığını canavar ilan edelim demiş birileri ve start verilmiş.


Nedir suçları; yerseniz sizi zehirler, daha ne olsun! Denizden babamız çıksa yiyen biz, şimdi nasıl olur da denizden çıkan her şeyi yiyebiliriz bu saatten sonra!..

İkinci suç; bu balık besleniyor, diğer balıkları yiyor. Hımmm bak işte bu kötü olmuş, neden otçul değil ki, zaten biz yosundan hoşlanmayız, yosunları yeseymiş ya balıkları yiyeceğine.

Üçüncü suç; olta misinalarını koparıyormuş! Avcıların yenmeyecek bir türü daha avlanmasının bir sebebi oluyorlar işte, ne güzel. Sırf zevk olsun diye müren avlayanlar, şimdi en azından balıkçı düşmanı diye bu türü denizlerimizden silmeye kararlı gözüküyor.




Kirpi ve balon balıkları, Sharm El Sheikh’de turistlerin izlemekten en zevk aldığı balık türlerinin arasında yer alıyor. Açıkçası, bir katil ya da canavar gözüyle bakmamıştım, aksine öyle zavallı duruma düşürülüyorlar ki kimi zaman. Yaratılıştan gelen surat ifadeleri sebebiyle, (tıpkı yunuslar gibi) stres altında bulundukları zaman da dahil olmak üzere sevimli ve mutlu bir ifadeye sahiptirler. Bu balık türleri, stres altında olduklarında su yutarak şişerler, bu şişme sırasında yüzme yeteneklerini kaybedip yüzeye çıkar ve ters dönerler, yüzeye çıktıklarında ise hava yutmaya başlarlar. Su yutarak öldükleri görülmemiş, fakat yapılan incelemelerde karada hava yutarak öldüklerine rastlanılmış. İşte ey dalıcılar, bu bilgiyi okudunuz, lütfen onları şişirmekten, su topu muamelesi yapmaktan vazgeçin. Ayrıca fotokritik’de gördüğüm şöyle bir yorum üzerine (“ayyyy çok şirin, ben bunun lambasını aldım odama koydum”)buraya yazıyorum, kurutulmuş deniz ürünlerinden süs eşyaları yapılıyor, kurutulmuş kaplumbağalar, balon balıkları, deniz atları ve benzerleri... Denizi ve doğayı seviyorsanız bunlardan ve bunları satan dükkanlardan uzak durun.


Yukarıdaki fotoğraf Shark’s Bay’de Sean ile bir fotoğraf dalışı yaptığımız sırada çekildi. Normalde yüzeyi çok fazla kontrol etmem, ama edeceğim tuttu ve kafamı kaldırdığımda şnorkelcinin bu balıkla resmen su topu oynadığını gördüm.
From Derinlerde Bir Ukala/Sualtı Günlüğü
Tankıma vurup, ses çıkararak Sean’ı çağırdım ve ona da gösterdim. Sean yüzeye çıktı ve şnorkelciye, yaptığının yanlış olduğunu, eğer devam ederse marina polisine şikayet edeceğini söyledi ve aşağıya indi. Bir dakika bile geçmeden, şnorkelci balıkla olan su topu oyununa geri döndü. Bu sefer aşağıdaki fotoğraftan da anlaşılacağı üzere, "marina polisi’nden korkmuyorsan bundan kork" işareti verildi.

From Derinlerde Bir Ukala/Sualtı Günlüğü
Polis’ten korkmayan şnorkelci, yumruk’tan korktu ve balığı bıraktı. Şiştiğinden dolayı suyun altına inemeyen balon balığını Sean, kolunun altına yerleştirerek suyun altına indirdi ve bir masa mercanının altına bıraktı.

Hayvanları korurken de çoğu zaman aynı şeyi yaşarız, en azından ben yaşıyorum. Hayvanları insanlardan daha çok sevdiğimiz ve bu uğurda insanlara karşı kabalık yaptığımız düşünülür. Elimden geldiği kadarıyla, insanları uyarırken kaba olmamaya, nazikçe nedenlerini anlatmaya çalışıyorum. Kedilerimi kovalayıp tekmeleyen çocuklar gördüğümde, bağırıp-çağırmak yerine onları bahçeme davet edip, kedilerimi okşayarak nasıl sevebileceklerini ve kedilerin mutlu olduğunda çıkarttıkları titreşimleri dinlemelerini sağlıyorum. Siz de dalış sırasında deniz canlılarını rahatsız eden kişileri tatlı dilinizle ve nedenleriyle uyarın, öğretici olun.


Dalış ülkemizde gittikçe popüleşen bir hobi insanlar için.
Hobi genelde ,insanlar tarafından hep yanlış anlaşılmış şeylerden biri olup, cevabını da en sallayarak verdiğimiz şeydir. “Hobileriniz nelerdir” diye bir soru geldiğinde başlarız saymaya “kitap okumak, müzik dinlemek, spor yapmak”saymakla bitiremeyiz, mesela hayatımızda bir kere yamaç paraşütü yapmışızdır, hobimiz diye cevap veririz. Hayatımızda üç-beş kere yaptığımız, kıyısından-köşesinden geçtiğimiz şeyleri hobimiz sanarız. Halbuki hobi uğraş ister, emek ister... Hepimizin iş hayatı dışında vaktini harcadığı, emek verdiği şeydir hobiler. Eğer profesyonel bir işiniz varsa, ama iş dışında kalan tüm vaktinizi sürekli güncellenen bir internet sitesi için harcıyorsanız, iş çıkışı bir barda düzenli olarak şarkı söylüyorsanız vb...
Dalış da sizin hobinizse, hobiniz için biraz daha fazla emek gösterin, sualtı dergilerini alın okuyun (artık internetten ücretsiz okuyabiliyorsunuz da), kitap alın okuyun denizlerinizde yaşayan balık türlerini öğrenin, öğrenin de öğrenin.

Yeni fotoğraf galerim



Aslında tam istediğim gibi olmadı, buraya sadece fotoğrafları yükleyebiliyorum, nasıl çekildi, exif ve canlının türü hakkındaki bilgileri yazamıyorum. Zaten yazarsam bloga yazacak bir şey bulamam. Hayat dalmak ve fotoğraf çekmekle geçmeye devam ediyor, yarın yine sualtında olacağım, bu yüzden sadece yeni web galerimin adresini yazıyor, herkese sevgi ve selamlarımı iletiyorum.


Bu dünya çok vahşi!




Dün sabah, oturma odasından gelen korkunç bir gürültüyle uyandım ve koşarak olan biteni anlamaya çalıştım. Bir de ne göreyim, uçuşan bir serçe ve onun peşinden zıpyarak her yeri yıkıp geçen kedim Bruce. Zavallı serçeyi kurtaramadım, bu kedilerin doğası da olsa, kedilerim ne zaman bir kertenkele, kuş, kelebek ya da güve(kelebek gibi koskocaman bir güve çeşidi var burada)ile eve gelsinler, bir kurtarma operasyonu yaşanıyor evde. Köpeklerin kedilere yaptığı vahşeti, kediler de bu canlılara yapıyor ve bunun adı doğa. Bense garip bir şekilde doğaya itiraz eder gibi, kedileri köpeklerden, kuşları kedilerden kurtarmaya çalışıyorum.
Çoğu zaman sualtı fotoğraf sitelerinde balıkların avını yakalarlarken ki görüntülerine rastlamışımdır, öyle duygusalım ki bu konuda iki balığı kavga ederken görsem elimde olsa ayırmaya çalışırım. Hele suyun altındaki görme(bakmak ile görmek ilişkisindeki görme) duyum geliştikçe, diğer balıklar tarafından incinmiş yaralı balıkları gözüm daha bir görür oldu. Bu yarası ağır balıklar, büyük ihtimalle enfeksiyon kapıp ölecekler, komik bir benzetme ama zaten sualtında herkes birbirini yeme derdinde. ..Günbatımı dalışı sırasında öyle bir görüntüyle karşı karşıyasınız ki, küçük balıklar güvenli yuvalarına gitmeden önce son bir şeyler yeme derdinde, büyük balıklar biliyor ki küçük balıkların hepsi av derdinde ortalıktalar, bu yüzden av için büyük balıklar da ortadalar. Yani halil ibrahim sofrasına dönüşüyor sualtı o saatlerde.

Yolanda Resif’inde sadece bir kez günbatımı dalışı yapabildim bugüne kadar, ikincisini de yapmak istemem doğrusu, boyumdan büyük onlarca giant trevally balıkları(muhtemelen sizden büyük değillerdir, benim boyum 1.62, nerdeyse her şey benden büyük :-) av için Yolanda Resif’in arkasındaki lagunada yiyecek bir şeyler bakıyor, baraküda sürüsü bir yanda, diğer trevally türleri sürüler halinde, Yolanda Resif’inde sürülerin zengin olduğu bir çok gün geçirdim ama böylesini ilk defa gördüm, çünkü herkes bir yiyecek derdindeydi bu sefer. Köpekbalığı dışında(biraz daha kalsaydık kesin görecektik ama zaman problemiyle 30 dakikalık bir dalış yapabildik)görebileceğimiz her şeyi gördük ve büyüleyiciydi.


Yaralı balık demişken, işin acısı sadece balıklar birbirini yaralasa bir derece, o kadar çok bir yerlerinden kancaya takılmış balık görüyorum ki, burası dünyada yasakların en iyi uygulandığı yerlerden biri bile olsa, o kadar çok yasadışı avlanan var ki, bunu rastaladığınız kancalı balıklardan anlayabiliyorsunuz.
Çocukken Erdek’te tüm çocuklar balık avlardık, suya oturur, bacaklarımızı iki yana açarak bir havuz oluşturur, kumda sürüne sürüne o havuzu içinde balıklarıyla kıyıya getirir, yakaladığımız balıkları boş yoğurt kovalarımızın içine koyardık. O zamanlar yakaladığımız balıkların adını kum balığı ile kaya balığı diye bilirdik, ha bir de nerden baksanız günde 20-30 deniz atı yakalardık her çocuk... Kovadaki su ısındıkça denizden yeni su takviye eder, akşam evlerimize dönene kadar hapishanelerimizde tutar, dönerken de tekrar denize salıverirdik(biz onları hapsettiğimizi bilmezdik o zamanlar). Sean ile denizatları’ndan konuşurken hep derim ki, bu denizatlarının türünün yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasının sebeblerinden biri de kesin benim. İşin esprisi bir yana, biz belki balıkları öldürmedik, belki de biz salıverdikten sonra yaşattığımız stresten öldüler, bilemem; ama o günlerde kimse söylemedi bize, onları doğal ortamında sevmenin güzelliğini ve nasıl zevk alınabileceğini, tıpkı sokakta kedi kovalayan çocuklara, bunun daha eğlenceli ve zevlkli olanının kedilerle oynamak olacağını öğretmediği gibi.

Bothus Pantherinus

Yukarıdaki fotoğraf Bothus Pantherinus, ingilizce adı Leopard flounder. Panther flounder olarak da biliniyor. Türkçe ismini bilmiyorum ama leopar dil balığı olarak çevirebiliriz. 1-150 metre derinlik arası dağılım gösteriyorlar. Bu kare Marsa Bareika'da kamp bölgesinde çekildi, kampın hemen önünden dalışa başladığımızda onlarcasına gün boyunca rastlamak mümkün, ayrıca Shark's Bay'de de günbatımına yakın saatlerde sıkça rastlamaktayım, bugüne kadar sürekli olarak 0-1 metre arası derinlikte rastladım.

Bu türün en sevdiğim yanı gözleri; iyi bir macro lensim olmadığı ve Fuji kameram ile zoom yaptığımda netlik yakalayamamam nedeniyle, nefesime kuvvet bir şekilde yaklaşarak bu fotoğrafı elde ettim. Alarma geçtikleri zaman aşağıdaki fotoğrafta olduğu gibi P yüzgeçlerini havaya dikerek, sağa-sola kaçışmaya başlıyorlar. Kumun altına gizlenerek sizinle saklambaç oynuyorlar.


Yazacak çok şey birikti, fakat biriken fotoğraflardan para kazandığım için öncelik fotoğrafların oldu, bir haftalığına dalışa ara verdim, gece-gündüz fotoğraf editliyorum ve çalıştığım stock sitelerine yüklüyorum. Aylık 60 dolar ödediğimiz internetimiz öyle jet hızıyla çalışmadığı için, zaman kar gibi eriyip gidiyor.

Yaz bitmek üzere, gündüz vakti klima çalışmadan da evde durabiliyoruz artık, bu yaz dalış bilgisayarım 30 dereceyi hiç göremedi, su sıcaklığı 26 dereceye düştü ve dalış sonrası shorty ile üşümeye başladım, yakında 7 mm elbiseye tekrar merhaba diyeceğim.

Ağustos ayı gerçekten zor bir aydı benim için, hayatımın en önemli kararlarından birini vermek durumunda kaldım, Geçtiğimiz sezon işime elveda demiş ve buraya yerleşmiştim, patronumdan bir mail aldım ve yurt dışında gerçekleştirecekleri çekimler için tekrar iş başına davet edildim, hem de iyi fırsatlarla... Dalıştan ve eşimden önce, en büyük aşkım televizyondu (izlemek değil, izlettirmek). Son bir kaç yılda ekip olarak yaptığımız işlerde ratinglerimiz düşüşe geçmişti, fakat bu yıl ekip olarak yaptıkları tüm işlerde en yüksek ratingi yakaladılar. Kariyer ve para mı, yoksa balıklarla geçirilen sessiz-sakin hayat mı ikilemi içerisinde gidip geldim. Sektörde 6-7 yılını doldurduktan sonra, tüm televizyoncular başka bir sektöre geçmeyi hayal edip dururlar, domates ekmeyi, aileleriyle vakit geçirmeyi, kazandıkları parayı harcayabilecek vakit kurmayı düşler dururlar. Çalıştığım zaman ki düşlerim geldi aklıma, canlı yayınlar sebebiyle gidemediğim düğünler, cenazeler, hiç uyumadan 35 saatlik montajlar, sanatçı kaprisleri, yayına bant yetiştirme stresleri... Kısacası hayır dedim, çok sevdiğim işime, hem de çok özlememe rağmen. Neyse ki objektif, Adobe, klavye benimle birlikte buradalar...

Eğer bu yazıyı okuyup'ta bayramda Sharm'a gelecek olan varsa, bir şişe rakı getirirse beni sonsuz mutlu eder (hediye olarak değil, ödemesini söz yapacağım). Ayrıca gelecek olanlara müjde; Snapper sürüleri Shark Reef'in duvarında durmaya devam ediyor. Geçtiğimiz iki hafta boyunca Dunraven batığında iki tane Tiger Shark(biri 5 metre, diğeri 3 metre)sıklıkla görülmüş, geçtiğimiz hafta Sean'ın Dunraven dalışında iki tiger yine oradaymış. Ben bu yaz Whale Shark göremedim, geçtiğimiz hafta Thistlegorm dönüşü Yolanda Resif'te Sean gördü, Dive Africa'dan görenlerin çoğunluğu üçüncü dalış sırasında (saat 14:00-15:00 arası Yolanda Resifi ya da Ras Ghozlani'de rastladılar. Kaplumbağalardan bahsetmiyorum, her gün kaplumbağa görme şansınız %100'lere yakın.
Son zamanlarda gördüğüm en güzel ve ilginç şey Bowmouth Gitar Balığı idi. Kimileri Gitar Köpekbalığı, kimileri de Gitar ray dese de, asıl adı Gitar Balığı. Görünüşü gerçekten bir köpekbalığı gibi, 2.7 metre'ye kadar gelişebiliyorlar. Kamp hakkında olacak olan yazıma fotoğrafını ekleyeceğim, fakat güneş batmıştı ve tüm ışık gitmişti rastladığımızda; strobe'da 7 saniye de bir kendini yenilediği için karanlık fotoğraflarım oldu ama umrumda değim, öyle güzeldi ki, süzüle süzüle yanımıza geldi ve süzüle süzüle gitti...
Herkese selam ve sevgiler,

Populer Yazılar

Like us on Facebook