Hammerhead Günü



2005 yılında ilk kez Sharm’a geldiğimde, köpekbalıkları hakkında fazla bilgiye sahip değildim, hatta her turist gibi buradaki köpekbalıklarının turistik köpekbalığı olup, zararsız olduklarına inanıyordum (hala zararsız olduklarına inanıyorum). Hal bu ki, üçüncü gün dalışa başlamak üzereyken oceanic white tip shark’ın teknenin yanına gelmesiyle, kendimizi suya hızla atıp, köpekbalığının peşinden kovalamaca oynayıp, köpekbalığını gıcık etmek için elimizden geleni ardımıza koymamıştık.
2006 yazında köpekbalığı görebilmek için blue dive ile tanıştım.Şanslı bir yazdı, bir çok kez çeşitli türde köpekbalığı gördüm. Ve büyük gün Jackson outside bölgesiyle tanıştığım gündü. Sean üç senedir burada yaşıyordu ve henüz bir hammerhead görememişti, daldık gidiyoruz derken benim dalışı küçük bir hammerhead shark sürüsü görmemle sonlandırmam bir oldu. Suyun üzerinde büyük bir kavga ve bir iki gün küslükden sonra yeni deneyişler, fakat bir daha hammerhead shark göremedik.
Gün Tiran günü... Sean Nitrox kursu veriyor, iki Kanada’lı öğrencisi var. İlk dalışımı onları takip ederek Gordon Reef’de yaptım. Amphi-theater yönüne gittik, Loullia’nın fazla sayıda olan kablo ve metal direklerini ve fire coral ormanını gördük.24 m’de başlayan dropp-off a kadar gittik, bir tane kocoman ama kocaman great barracuda gördük, 2 yıl önce bu kadar kocamanının görmüştüm, great barracuda daima benim için ürkütücü olmuştur, denizin altında tüm canlıların(buna köpekbalıkları da dahil) suratında bir sevimlilik vardır, fakat great barracuda’nın suratı direk “ben bir psycho’yum” diyor. Dalış boyunca harika gorgonion’lar, giant sea fan’ları gördük. Dönüş yolunda eğlence başladı, titan trigger fish Shonda’ya saldırdı, neyse ki bir gün önce gece dalışı için Shark’s Bay’de beklerken Shonda ile William’a iki sene önceki titan trigger fish maceramı anlatmıştık ve Shonda düz taban koşar vaziyette yüzmesi gerektiğini biliyordu. Fakat hızlı palet çırpamadığı için trigger ona yetişiyordu, Sean trigger fish’in önünü kesti ve biz kaçtık, onlar birbirlerini tekmelediler. Bu arada ben gülme krizine girdim. Çok komikti, bu arada titan trigger fish sadece bir paleti gözüne kestiriyor ve o kişinin peşinden gidiyor, umarım o kişi siz olmazsınız. O günden sonraki dalışta Shonda her titan trigger fish gördüğünde uzak ara kaçtı. Bende hala kaçıyorum diyebilirim, bir gün sonrasında Jackfish Alley’de fotoğrafını çekebileceğim harika bür müren bulmuşken, hemen yanında yumurtalarını gömen bir titan trigger fish görmemle bu isteğimden vazgeçtim. Şu aralar her yerde yumurtalarını gömen titan trigger fish dolu.
İkinci dalışımı Kalin’in grubuyla yaptım. Bulgar bir rehber, Türkiye’yi yakından tanıyor, iki tane ingiliz dalıcısı vardı. Tüm dalış çok sıkıcıydı, öyle önemli bir şey görmedim.

Üçüncü dalış geldi, Sean Nitrox dalışı için dip zamanını uzun tutacaktı ve benim için uygun değildi(buna rağmen planlamadığım bir şekilde dekolu dalış yapmış oldum), Kalin’in grubu dalmıyordu ve üçüncü dalış jackson Outside Blue Dive idi. Teknede Elite Diving’den bir grup vardı. Üç gündür aynı tekneyi paylaşmaktaydık. Alun, orta yaşı aşmış Galler'li bir padi eğitmeni ve Elite diving'in sahibi. Her halinden çok eğlenceli olduğu kesin ve yine büyük bir Galler grubuyla dalıyor. Beni de gruplarına kabul ettiler, Alun’in söylediğine göre ne kadar kalabalık olurlarsa Hammerhead görme şansı daha yüksek olurmuş. Jackson outside yolunda kaptan 3-5 kez geri dönmek istedi, hava durumundan dolayı. Feci dalga vardı, dalıcıların atlaması ve tekrar bota çıkması çok zor olacaktı. Tekneyi idare etmek de kolay değildi tabi bu dalgada, yoksa kaptan’ın bizi düşündüğü falan yoktu, teknesini alabora olmaktan korumak istiyordu. Alun’in grubu yüklü bir bahşiş vererek kaptanı ikna etti, ama kaptan bahşişten sonrada vazgeçmek istedi, ilk başlarda kaptan naz yapıyor sansam da, ne zaman ki ekipmanımız hazır bir şekilde platformda Jackson outside’a ilerlerken, kaptanın ne kadar haklı olduğunu anlamam bir oldu. Kış aylarında Tiran'a yolculuk yaparken şiddetli dalgalarla karşılaşmıştım, hatta korkutucu bir Thistlegorm seyahati yaşamıştım ama meğerse bugüne kadar ben Sharm'da dalga falan görmemişim dedim kendime. Tekne sağa – sola, yukarı-aşağı her yöne sallanıyordu, bunun için sallanma tabiri eksik kalıyor desem yeridir. Hani abartı gibi gelebilir, ama gerçekten değil. Tanrım burada 50 saniye kadar ayakta durup kendimi nasıl denize bırakacaktım. Neyse ki yaptım. Denize atlamamızla ve ok gidiyoruz işaretini almamızla, Alun’un eliyle dibi işaret etmesini görmem bir oldu. Tam sürat 40 metreye hammerhead’lerin arasına düştük. Bilgisayarımın ötmesini susturmaya çalışmaktan düzgün bir fotoğraf çekemedim. Alun'un grubu köpekbalığı dalışı nedeniyle Gordon Reef'te ikinci dalışlarını yapmayıp deko zamanı kazanmışlardı, bense ikinci dalışımda leyla gibi dolaşıp durmuştum diplerde. Bu dalışta da ceremesini deko alarmımın susmaması ile çektim. Eeee hayatımda yaşayacağım ender anlardan birisini diplerde bırakarak, dekom geldi ben çıkıyorum da diyemedim. Bir yandan aklıma o anda salakça şeyler geliyor, geçen sene bir video izlemiştim balina köpekbalığının dalış bilgisayarı alarmına tepkisiyle ilgili aklıma o geliyor. Bildiğiniz gibi balina köpekbalıkları üstünde tepinseniz (keza yapmayın, videolarda görüyorsunuz ama ne gerek var, elin güzelim canlısının üzerinde tepinmeye) gıkını çıkarmayan canlılardır. Bir dalgıcın alarmı ötmeye başlıyor ve balina köpekbalığı ürküyor ve sert bir hareketle dönüş yapıyor. Aklıma bir yandan bu geliyor, şimdi benim alarma sinir oup bana bi geçirseler diye düşünüyorum, bunu düşündüğüme gör narkoz yemiş olabilir miyim diye düşünüyorum, abarttım narkozun n'si aklıma bile gelmedi ama balina köpekbalığı videosu geldi.

Ne desem boş, ne kelimelerimle ne de fotoğraflarla anlatılacak gibi değildi, daha doğrusu bende bu şekilde anlatabilecek bir yetenek yok henüz. Dalış bilgisayarımdan tekrar kontrollerim üzerine, 15 dakika’yı hammerhead sürüsüyle geçirmişiz ve öyle yakınlardı ki, bizimle oyun oynuyor gibiydiler. Daire çiziyorlar, aralarda çapraz geçişler yapıyorlar, bir tanesinin gözlerini öyle iyi hatırlıyorum ki, tam dibimde gözlerimin içine baktı. Komik ama baktı işte, resmen göz-göze geldik. Böyle zamanlara çok alışık olmadığım için, fotoğraflama konusunda zayıf kaldım. Dört bir yanıma bakmaktan objektifi doğrultup bakamıyordum. Yakına geldiklerinde sanki fotoğraf çekersem bana uyuz olup çarparlarmış yüzgeçlerinin tersiyle gibi hissettim, uzağa gidince de 40 metre de iyi bir fotoğraf alma şansı çok zor, kısaca gariban bir kaç fotom oldu. Çok net bir şeyler hatırlayamıyorum, bende narkoz etksi yarattılar adeta, sadece reef’e gidene kadar bizimle yüzdüklerini hatırlıyorum.
Reef’e geldiğimizde ben ve buddy’im Mark(3 yıldır ikinci kez buddy ile daldım, ilk buddy’imi Thistlegorm’da kaybeden bir insan evladı olarak, bu sefer sürekli göz teması kurma ihtiyacı içinde hissettim kendimi. Tabi hammerheadler sırasında buddy falan kalmadı, benim badim ve bazıları 40 metreye düşmeyip, 25 metrelerden izlediler bu sahneyi. Hammerheadler'den sonra, grubu en arkadan izliyorduk ve oceanic blacktip shark gördük, ardından bir köpekbalığı daha görüp Mark’a işaret ettim, fakat grey reef shark mı yoksa yine hammerhead mi anlayamadık, hızla gitti, bir dakika sonrasında hemen altımızda reef tip white shark gördük. Ve sonrasında dalış bitti.Korkunç dakikalar yeni başladı, reeften uzaklaşıp, botun bizi almasını bekledik ve bot geldi, feci dalga vardı, ilk 6 kişi zar zor çıktı(erkek olamnın avantajlarını sonuna kadar kullandılar), sıra bana geldi ve tam bota ilerlediğimde dalga coştu, botun merdivenlerini tutmuştum o sırada ve tekneyle havaya uçtum sonra tekrar pufffff tekneyle denize vurdum, tekne tekrar yukarı giderken merdiveni bırakıp tekneden uzaklaşmayı denerken bacağım takılı kaldı merdivende, bacağımı kurtarmaya çalışırken, bir yandan da teknenin çalışan motoru ile ara sıra göz göze geldiğimi hatırlıyorum. Nasıl oldu bilmiyorum ama tekneden bir şekilde uzaklaştım. Son 4 kişi denizde dalganın biraz daha durulmasını bekliyorduk. Bacağıma feci bir darbe almıştım, bu sırada bana gel işareti verildi ve tekneye nasıl hızla çıktığımı(teknedekiler denizdekileri bir an önce tekneye çekmek için tazı gibi hızlıydılar) hatırlamıyorum. Derler ya, tüm hayatın gözlerinin önünden gidiyor diye, hayır bana böyle bir ley olmadı, o anda sadece kim beni kurtaracak ya da nasıl kurtulacağım diye bekliyorsunuz. Bacağımda kaval kemiğimin üzerinde kocaman bir şişlik var hala...
Yine de değerdi, hayatımın en şahane dalışıydı ve rüya gibiydi...

Sadece o büyüyü hatırlıyorum, gerisinde fazla bir şey hatırlayamıyorum. Alun’un kendi deneyimlerine göre daha önce bu kadar vakit geçirip, yaklaşmamışlar onun dalışlarında. Bu arada teknedeki diğer dalanlar maviden ve Jellyfish’den başka bir şey görmediler. Sean yarım saat boyunca senden nefret ediyorum dedi.

Çöl ve denizin buluştuğu yerde kamp...





Çantalarımız hazır, ben ısrarla kendi çadırımızı götürme yanlısıyım (geçen sene Sameh iki akrep tarafından çadırda uyurken sokulmuş ve tüm geceyi hastanede geçirmişti; çabalarım sonuç veriyor ve çadırımız da bizimle beraber yola çıkıyor.Her şey iyi tamam derken son dakika Sean’ın telefonundaki tüm acil servis numaralarını öğretmesiyle, bir an gitmekte tereddüt duysam da, yola çıktık. Sharm El Sheikh kapısında, bir Türk olarak her zamanki gibi benim pasaportum dikkatlice incelenirken, ingiliz lordlarına böyle bir uygulama yapılmayıp, zaten suratlarından anlaşıldığı üzere öyle ingilizler ki, pasaport sormaya gerek yok onlar için. Rutin olan bu pasaport kontrolünden sonra, yine rutin olan senin ülken şöyle, benim ülkem böyle kavgalarımızla Ras Mohamed’e doğru yola devam ediyoruz. (Onun ülkesi emperyalist, benim ülkemde demokrasi yok) Ras Mohamed’e geldiğimizde giriş paramız olan kişi başı 5 usd’yi verip Marsa Bareika’ya doğru yola devam ediyoruz.

Ras Mohamed Ulusal Parkı Marsa Ghozlani ile başlıyor. Marsa, arapça’da açık koy onlamına geliyor. Bu koyu daha da büyük olan bir başka koy Marsa Bareika takip ediyor. Buraya Ras Mohamed denmesinin sebebi ise, daha önceki blog yazılarında belirttiğim gibi Ras: Baş anlamına geliyor. Muhammed’in başı denilmiş, çünkü yukarıdan bakıldığnda Muhammed’in sakalı gibi gözükmekteymiş. Bu yarımada’nın en yüksek yeri 60 metre ile Shark Observatory(köpekbalığı gözlemevi) kayalığı, herhalde bu yüzden burası gözlemevi olmuş. Yarımadanın güney kısmında üç plaj bulunmakta, bunlar sırasıyla Shark Observatory Beach, Main Beach ve Yolanda Beach. Haziran ve Eylül arası burası tam anlamıyla çılgın bir bölgeye dönüyor ve her türlü heyecanlı dalış sizi bekliyor. Sadece balık değil, kanatlılara ilgi duyanlar için de bir cennet, fakat yaz ayları kanatlıları görmek için çok uygun değil. 1000 balık türü, 80 bitki türü, 220 kuş türü ve 14 memeli türü ile 218 mercan türü fauna zenginliğini olan bu park Mısır Hükümeti tarafından 1983 yılında kurulmuş.


Kampa varıyoruz, girişte turizm polisleriyle karşılaşıyoruz, akşam 6’dan sonra dalış yapmanın kesinlikle yasak olduğu konusunda uyarılıyoruz. Kampta iki Mısırlı aile dışında kimse yok, tek dalgıç Sean ve ben. Burası henüz keşfedilmemiş bir bölge, botlar koyun karşı tarafına gidiyorlar. İlk iş olarak çadırımı kurmaya başladım, kamptaki çadırlar, her bir yanı açık olan, her türlü böcekle kaynaşmaya müsait çadırlardan. Her ne kadar hamamböceği familyasıyla yakınlaşsam da (feci iriler, ama artık onları doğal karşılamaya başladım, internet cafe’de bu bloğu yazarken bile masanın üzerinde küçük hamamböcekleri dolaşıyor. Küçük dediklerim, istanbul için büyükken burası için gerçekten küçük kaçıyor), yine her tarafı kapalı olan bir çadıra ihtiyacım var derken hayır-olamaz... Bir saat oldu çadırı kurmayı beceremedik, zaten kursak da akşam çıkacak olan rüzgar fırtınasında kesin başıma yıkılırdı. Pes ediyorum ve eski usul çadırda uyumayı kabul ediyorum. Fotoğraf ekipmanımızı kurar kurmaz, kendimizi denizde bulduk. 2 metrelik bir mesafe ve 70 cm derinliğinden sonra 14 metrelere ve daha sonra da drop-off’a düşüyor. Kumluk alanın üzerine inşa olmuş mercan grupları. Burası internette gördüğüm büyüleyici fotoğraflar gibi... Hafızamdaki en iyi mercanlar burdakiler olarak kalacak gibi gözüküyor. Tüm dalış büyüleyiciydi ve ilginçti... Nasıl açıklamak gerekir bilmiyorum ama yalnızlık duygusuna kapıldım denizin altında(yukarıda ve aşağıda hiç kimse yok, bir adet badim olsa da, fotoğraf çektiğimiz için birbirimizden oldukça uzaktayız). Dalışın sonunda 1 cm boyunda bir balıkla karşılaştık. Sürekli hareket halinde olduğundan fotoğraflamak için epey uğraştık. Uzun bir süre onunla vakit geçirdik, dalış sonunda kameradan ne balığı olduğunu anlamaya çalıştık. Tam isabetli bir atışla Starry Puffer olduğu konusunda bingo yaptım. Gözleri ve ağız yapısı sayesinde tahminimi yaptım.


İkinci dalış, tam ters yöne oldu, saat 6 olmultu ve bir anda canlı sayısı fazlalaştı. Kabuklularda etrafta gözükmeye başladı. Dalışın sonuna doğru bir great barracuda ile karşılaştık. Pat diye birden karşıma çıktı diyebilirim.


Akşamları ay çıktığında iki tane eagle ray ortaya çıkıyormuş, kamp sahibinin dediğine göre, fakat bize denk gelmedi. Akşam yemeğinde balık vardı, dalıştan sonra balık yiyemeyen insan türü olarak diğer yiyecekleri tercih ettim. Ardından ateş etrafında oturup, yıldızları seyredip, uzun pozlama ile uçak fotoğrafları çektik.Ateşte marshmallow yedik. Uykudan önce ayakkabılarınızı çadırın önünde bırakmayın foxes’lar ayakkabı ile oynamaya bayılıyorlar, sabah bulamazsınız uyarısıyla karşılaştık. “Nasıl yani” moduna geçtim. O kadar yakın olacalar mı derken, evet cevabından sonra, endişelenmememi, onların zararsız oldupu söylediler. Bu arada deli bir rüzgar başladı ve ben çöl rüzgarı neymiş öğrendim. Normalde böyle rüzgar olmazmış, şansımıza denk gelmiş. Kısaca sabah 5’e kadar uyumadım, köpek, foxes ve rüzgar sesleriyle çadırda oturdum. Neyseki ayışığı sayesinde öyle fazla karanlık değildi ve fener kullanmama gerek kalmadı. Bu arada tuvalet yürüyerek 5 dakika uzaklıkta, denemedim bile... Köpekler durmadan uludu, kimi zaman çadırın yanına gelip havladılar. Rüzgar çadırı başıma yıkacak gibiydi, fakat anladım ki eski tip çadırlar epey dayanıklıymış, bizim modern çadırlarımız bu rüzgara dayanamzdı sanırım. Sabah 5’te uyumuştum ki, 6’da Sean tarafından hadi dalış yapacağız diyerek uyandırıldım. Sabah saatlerinde whale shark görme olasılığı çok yüksekmiş burada, eğer beni tuvalete götürürsen dalarım dedim. Ekipmanımı kur dememe gerek bile kalmadı, çoktan kurmuştu. Böyle zamanları iyi değerlendirmek gerekiyor. Tuvalet doğal olarak rezaletti, sifonu çektiğimde su yoktu bende bir musluk koluna benzer bir şey gördüm, o kolun sifona su yollayacağını düşündüm, fakat bazen düşünmemek benim için daha iyi bir seçenek olsa gerek. O kolu çevirdim ve dört bir yandan su fışkırdı, tepemde asılı olan duş, lavabo, ve ne kadar musluk benzeri şey varsa aynı anda çalışmaya başladı. Sabah duşu aldım da diyebiliriz. Heyooooooo, dalış ekipmanımı kurmanın yanında bir de bonus kazandım, twinkies ve sütlü nescafe... Dalışa başlıyoruz, görüş mesafesi öyle çok iyi değil, Sean ile aramızda nerden baksan 20 metre var, dakika tuttum 4 dakika bana hiç bakmadı bile(dırdır edebilmek için yeterli bir süre bu, kazalarda 4 dakika en önemli, zaten tek önemli andır, her ne kadar 7 dakika nefes tuttuğunu söyleyenler olsa da ben 4 dakikayı kendime hedef alırım, bu 4 dakika nefes tutabileceğim anlamına gelmesin, 30 saniye bile nefes tutamam ben). O da ne bir eagle ray kahvaltı yapıyor ve ben yine her zamanki aptallığı yapıp, Sean’da görsün diye suyun altında taklalar atıyorum, kornam yok, tank topumu tankıma takmayı unutmuşum. Hayır dakikalar boyunca bir insan hiç mi kafasını çevirmez, o sırada felaket senaryoları kuruyorum kafamda, eğer başıma bir şey gelse gerçekten şansım yok... Tek çare yüz dokun, geri gel. Acı ama yaptım. Güzel bir kare fotoğraf bile yakalayamadık eagle ray ile...Dalışlarla ilgili yazacak öyle çok ilginç bir ayrıntı yok, sadece bir dalış berbattı, 2 metre suda 30 dakika geçirdik bir kaç nudi ya da kabukluya rastlarız diye ve benim paletlerim bunun için müsait değildi, fakat yine de ilginç şeyler yakaladık. (yakaladık kelimesi göz ile yakaladık anlamında). Kısacası kamp için yazılması gereken tek şey, harikaydı. 3 Yıldır sürekli Sharm’a geliyorum, yazlarımı burada geçiriyorum, fakat böyle bir kampı ilk kez yaşadım. Bu arada kamp alanında elektrik de yok. Geceleri mum ışığı ve ateş...

7 Temmuz Shark Yolanda ve Marsa Ghozlani






10:11İşte büyük an ve bu yazın ilk Shark Yolanda dalışı. Suya atlamamızla beraber Shark Reef duvarında Snappers(Avcı balığı) ve Batfish(yarasa balığı) sürüsü ile karşılaştık, biraz maviye doğru yol alarak orada da baracuda(baraküda) sürüsü yakaladık. Yolanda reef’e doğru kuvvetli bir akıntıya kapıldık ve kendimizi hızlıca Yolanda’da bulduk, Yolanda ile Satellite reef’in arasına girmeyi denedik ve biraz da yol aldık, fakat ters akıntı vardı ve dehşet yorucuydu, Satellite reef’e gittik ve orada vakit geçirdik.Dalışın sonunda şiddetli akıntı bizi bekliyordu ve tekneye yol alırken deli bir efor sarfettik.
Max Depth: 28.3
Dive Time: 47
Avg: 14.0

12:19 İkinci dalışa Anemon City’den başlayıp, Yolanda’da bitirmeye karar verdik. Tek bir güzel anemon fotoğrafı yakalayamadım ama daha Anemon City’den itibaren her çeşit balık bizi bekliyordu. Travellies, Unicorn,Batfish, Scorpion ve diğerleri... Shark Reef’e geldiğimizde Sean ve bizimle dalan rus çift blue dive yapmaya doğru yöneldiler, ben reef’te kaldım va Shark Reef ile Anemon City arasındaki lagunadan ilerlemeye karar verdim.İyiki de bu yolu seçmişim, büyük black trevally(bir kaç tane) unicorn grupları lagunadaydılar.Akıntı sıfırdı ve her şeyin tadını çıkardım. Serbestçe dolaşan iki giant moray (müren),masked puffer fish(maskeli balon balığı)ve daha bir çok tür... Shark Reef ile Yolanda Reef arasındaki Laguna’da Sean’lar ile buluştuk. Yine lagunadan Yolanda’ya yol almaya devam ederken bir anda üstümüzden hızla geçen bir Manta yakaladım, iki seçenek vardı , fotoğraf çekmek ya da diğerlerine Manta’yı işaret etmek. Geçen sene bu hatayı yapmıştım, whale shark gördüğümde fotoğraflamak yerine diğer dalıcıları da Whale Shark’tan haberdar etmiştim ve sonuçta elimde 3 kötü fotoğraf kalmıştı. Bu sefer doğru seçim, zaman kaybetmeden fotoğraf çektim,4 poz yakaladım.
Hemen arkasından çiftleşen iki müren gördük. Bir tanesi diğerinin üç katı büyüklükteydi. Mükemmel bir dalıştan sonra üçüncü dalışı yapmaya karar verdik.
Max Depth: 18.3
Dive Time: 56
Avg: 11.3



15:18 Dalacağımız yerin Marsa Ghozlani olduğunu öğrendiğimde tüm hevesim kaçtı. Daha dalmadan önce kısır bir dalış olacağını biliyordum. Büyük bir octopus(ahtapot) dışında öyle harika bir şey görmedim. (Cornet fish, masked butterfly fish, crocodile, clownfish, travelly, boxfish ve bir kaç şey daha...)
Max Depth: 24.4
Dive Time: 57
Avg: 11.9


Cumartesi günü Marsa Bareika’ya kampa gidiyoruz. Kıyı dalışı yapıp, çadırda kalacağız. Sanırım kötü bir uykuya sahip olacağım, fakat yine de gitmeye değer.

3 Temmuz Shark’s Bay


Sabah erkenden Shark’s Bay’e gittik. Sean her ne kadar sabah saatlerinde balık trafiğinin daha fazla olduğunu düşünmesine rağmen (benim şansım her zaman öğle saatlerinde yaver gider),kısaca alışılmadık bir şey görmedik. White Knight yönüne doğru gittik.
09:39
Max Depth: 15.8
Dive Time: 83




12: 07
İkinci dalış tam ters yöne oldu, her zaman gördüğümüzden farklı hiç bir şey görmedik. Stonefish hala aynı yerdeydi, giant moray aynı yerde... Tek büyük değişiklik picasso fish tarafından ısırılmam oldu ve bu ısırılmaya rağmen bana tek bir güzel fotoğraf vermedi. Temmuz-Eylül arası yumurtlama dönemi olduğu için eğer yuvasının oralarda fink atıyorsanız size çarparak uzaklaştırmaya çalışıyor, hala ısrarla bölgesini terketmezseniz ısırabiliyorlar. Neyseki küçücük bir ağzı var 10 kuruş büyüklüğünde bir daire izi bırakıyorlar,sanki vakum benzeri bir şey yaptı ve fire coral acısı ile aynı acıyı hissettirdi, anlıktı ve acısı kısa sürede geçti. Yaptığı vakum izi de 2 saat sonra yok oldu. Dalış bitti ve kumsala çıktığımızda dalışı bitiren bir başka grubun, whale shark ve manta çığlıkları atmasıyla, hüsranımız daha da arttı. Her şey şansdan ibaret, sizinle yüzen bir şeyler var, doğru zamanda doğru yere kafa çevirmenizden ibaret her şey. Bir şeyler görmek istiyorsanız reef’e dönük değil, mavi derinliklere doğru bakarak tüm dalışı gerçekleştirmeniz gerekiyor, hele ki fotoğraf çekiyorsanız şansınız oldukça düşük, siz bir iki kare fotoğraf alana kadar, her şey arkanızdan hızlıca çekip gidiyor.
Max Depth: 19.8
Dive Time : 72

2 Temmuz Shark's Bay




Yeniden Shark’s Bay
Bugün için 3 dalış planladık.
11:24
İlk dalış White Knight yönüne doğru gittik. Tüm dalışı fotoğraf çekmekle geçirdik.
Max Depth: 20.4
Dive Time: 75
Avg: 10.6
27 Degress


14:11, ikinci dalışta’da ters yöne yol aldık, iki dalışta mükemmel zevkliydi.
Max Depth: 31.7
Dive Dime: 90
Avg:8.2
27 Degress




17:12
Üçüncü dalışta görüş mesafesi berbattı ve Sean o görüş mesafesinde blue dive yapmak istedi, bende kabul etmedim, tüm bu teklif ve reddetme süreci sualtında yaşandı ve biz küstük sualtında. İskelenin yakınlarına geldiğimizde ayrıldık, o kanyona doğru indi, bende iskele yakınlarında fotoğraf çektim. O köpekbalığı gördü, bense hiçbir şey. Yukarı çıktığımızda uzun süre konuşmadık.
Max Depth: 12.2
Dive Time: 79

1 Temmuz Ras Um Sid




Shark&Yolanda’dan sonra favori dalış bölgem Ras Um Sid. Yeniden El Fanar plajındayım, şaşırtıcı bir şekilde bomboş, hatta Sharm’ın tamamı için bomboş diyebilirim. El Fanar’da değişen tek şey iskele yapılmış olması, bu da çekeceğim her türlü işkencenin son bulmuş olması anlamına geliyor. Geçtiğimiz yaz burada bir iskele yoktu ve mercanlara zarar vermeden denize ulaşmak tam bir işkenceydi. (sabah saatlerinde sular çekilmiş oluyordu ve yüzmek imkansızdı.)



Amerika’da tüm elektroniklerin yarı fiyat olması nedeniyle, tanrıdan son zamanlardaki en önemli dileğim Amerikalı arkadaşlar edinmekti. Ve mutlu gün, Ursula ve Mick ile tanıştım. Onlar Chiago’da yaşıyorlar ve harika iki dalış ile mükemmel bir güne sahip olduk. Kasım’da Türkiye’ye gelecekler ve tekrar görüşeceğiz.
Ras Um Sid, Tiran boğazının başlangıcını işaretleyen yüksek bir deniz feneri olan bir burun. Dalış bölgesi bu deniz fenerinin doğusundaki alan oluyor. Denilenler ve yazılanları feyz alırsam,Kuzey Kızıldeniz’in en mükemmel gorgonian ormanına sahip. Fakat bu fevkalade orman, deneyimsiz dalgıçların gorgonian'larla fotoğraf çekilmek istemesi nedeniyle her gün biraz daha yok oluyor.Her gün palet darbeleriyle kırılmaya devam ediyorlar.
Eğer kıyı dalışı yapıyorsanız Büyük bir Massive Pore Coral’ın ordan dalışa başlayıp, hemen ilerisinden 15 metrelere iniyorsunuz ve burada gorgonionları görmeye başlıyorsunuz. 25 metreye düştüğünüzde mükemmel gorgonionlarla birlikte buluyorsunuz kendinizi. Burayı pas geçtikten sonra tekrar 14-15 metrelere yükseldiğinizde geldiğiniz arenada her çeşit reef balığı sizi bekliyor.




11:38
İlk dalış akıntının fazla olması sebebiyle pek bir fotoğraf alamadım, ve dönüşte ters akıntıda olduğumuzdan açıkçası çok yorucuydu. Yine de her şey harikaydı, bu harikalığın içine bir de hawskbill kaplumbağa dahil oldu.
Max Depth: 23.7
Dive Time: 52
27 Degress


14:07
İkinci dalış için tek kelime kullandık “unbelievable”. Akıntı yoktu ve biz görebileceğimiz her şeyi gördük. Küçük bir baracuda grubuyla vakit geçirdik, anne-baba ve çocuktan oluşan 3 Napoleon fish, Trevallies ve diğerleri.
Max Depth: 28.9
Dive Time: 56
27 Degress

Shark’s Bay 30 haziran



Yazın geç gelen ilk dalışı ve ben yeniden Shark’s Bay’deyim. Burasının adının Shark’s Bay( köpekbalığı koyu)olmasının sebebi; zamanında bedevi balıkçılar (bedoquin fishermen) avladıkları köpekbalıklarını burada plajda sergilerlermiş, bu nedenle de buranın adı Shark’s Bay olmuş. İnsanın aklına koyun adını ilk duyduğunda burada zamanında yüzlerce köpekbalığı yüzdüğü fikri gelse de, hikayesi aynen anlattığım gibi. Eğer Sharm’da gidecek sağlam bir plaj arıyorsanız, önerim kesinlikle Shark’s Bay. Burada bir süpermarket, bir restaurant, bir dalış okulu (Sunshine Divers)ve de Shark’s Bay Resort bulunuyor. Restaurant’ta ki yemekler oldukça güzel (bu sene el değiştirmiş, geçen sene daha da güzeldi).
İlk dalışımı iki boş housing ile gerçekleştirdim. White Knight yönüne doğru gittik, bir adet kocaman fantail stingray gördük ve ben fotoğraflayamasam da kendisiyle çekilmiş bir fotoğrafa sahip oldum.



Feathertail Stingray (Fantail: bu isimle de anılıyor).Pastinachus sephen.
W:Max.180, length to 300 cm. Red Sea, Arabiab Gulf to Melanesia,n. To Ryukyus, S. Africa and SE. Australia.
Max.Depth 25.3; Dive Time 54; Avg Depth 13.4

İkinci dalış: 17:16
İlk dalışın tekrarını bu sefer fotoğraf makinem ile gerçekleştirdim. Magic filter kullandım, çok ilginç bir şeyler görmedik; lionfish, anemon, soldier fish, lizardfish, puffer fish vb...
Max Depth: 15.5; Dive Time: 85

Populer Yazılar

Like us on Facebook